Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Bir Avatar Kalıptır Sosyal Ve Toplumsal Yaşam

Var oluş, çevre ile zorunlu bir bağ ilişki biçiminizi belirler. Bu ilişki biçiminiz, daha çok kendi organik hemcinslerinizle olan girişme ise insani bir sosyal ilişkidir. Bu bağlamda sosyal ilişki; organik-organik bağ ilişkisidirler. Hemen her canlının geçmişten geleceğe doğru akan koloniye ve simbiyotik olacaktan yukarı (ileri) doğru bir sosyal ilişkisi biçimi vardır.

Bu ilişki tipleri, daha çok aynı türler arasındadır. Bir hücre düzlemindeki ortaklaşa yaşam, organelci tip kavradığımız bir birlik ilişkisi vardır. Bu kabil birlik; farklı hücre tipleri birleşmesi iken, dışta daha çok aynı türün kişileri arasında, organ eldi (organize, kurum elci) birlik ortak yaşam işlev eşmesidirler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnsanların halk yaşantılaşması ile toplumsal ilişki yaşantılaşması, alabildiğine farklı ve görece bağıntılı olabilmektedir. Halk yaşantılaşmasında, serbestlikle olan yan, halk-insan öznelliğinin, zenginlik havuzu olmasıdır. Halkın, toplumla girişenli olan, bağıntılı olan yanı, jonksiyon kontrolle, yani azalan ve artan toplum ve halkın ara kontrolcü, iletiş ilmeleri ile alabildiğine olmacı yanları da, böylelikten ve zamanla sınırlaşırlar. Özellikle halkın topluma yönelen öznel yan dalga atımları zayıflatılır, sönümletilir ya da şiddetlendirilir, salınışları büyütülürdür.

Toplum ve halkın iç içe girişenli kamusal gerilim alanları ile denetleşir, birinci yancın, yani toplum ve halk alanının belirmesine karşın, ikinci bir temel özellikleri de şudur. Toplumların zaman içinde oluşan sürekli ve kesikli gelişmeleri vardır. Ve toplum bu nedenle devrimlerini zorunlu olarak devreye sokar. Bu durum, zamanın yönüne göre ve değişmelerle uyumludur.

Toplumlar dönüşürken, halk alanı bu gelişme ve değişmelere kendi iç zorunluluğundan ötürü, çabuk uyamaz. Hatta halk, zamanın gerisine doğru kaymalarla ya da çok yavaştan olabilecek değişmeleriyle ortaya çıkacaktır. Böylelikle iki ayrı alan sürtüşür. Sürtüşmenin kaynağı kendiliğinden bir ileri gidişle ve kendilik bir yavaş oluşun geride kalışıdır. İki sürtüşen yapılar yaşayışı alanlarındaki faylaşmalar da, kendi güç birikimlerini yapacaktır. Bu güç birikimleri de, alanların dalgalanması ve hareketidirler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

3-İnsanlığın bir yamyamlık dönemi vardır. Bu yamyamlık, dönemi içinde insanlar insanı, kurban olarak sunuyorlardı. İnsanlığın yamyamlık dönemi sonuna doğru, insan kurbanlarının yasaklanmasına ilişkin süreçler başlamıştı. Bu yasağın benimsenmesi semboller üzerinde oluyordu. Söz gelimi iç yamyamlığı yasaklayan girişmeleri başlatışta kendisinden olanın etini yememeyi, kanını içmemeyi, tükürerek ifade ediyorlardı. Kendi totemdeşini yemeyi yasaklamanın edimsel öğrenmesi; “tükürttüğünü yememekti”.

Tanrı İggiler kendilerinden seçilen birinin etiyle kanına katılan kili (toprağı) karıştırıp yoğurarak insana suretini veren tanrılar kararı karşısındaki suskunluklarını, eti ve kanı yoğrulan İgigi konseptine, diğer İgigiler tükürmüştüler. Kendisinden verilen bir kurbana karşı suskunluğa, bir direncin oluşmasıydı bu.

Bu temelde tükürme, kendisinden olan insan kurbanın etini yememeye ve kanını içmemeye karşı tiksinç ortaya koyan bir dirençti. Şu veya bu sebeple (ittifaklarla) kendisinden bir kurban olduğunda, o gün kendi kurbanının eti olan yemeği yemeyerek, aç kalıyor; üzüntü duyuyor yeme içme yapmıyordu. Hatta cinsel münasebette kurmuyordu. Yas tutarak perhize giriyordular. Böylesi yasla ve lanet içinde oluşun perhizi, iç yamyamlığın yasak olarak ortaya konmasının yol adımlarından bir kaçıydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

4-Komün dönem de, ne sınıf ayrımı vardı, ne böyle bir sınıf ayrımı gibi durumu hayal edebilirdiler. Komün dönemin, açlar ve toklar ayrımı olmadığından: tok olanın da, aç olanın halinde anlaması diye bir düşüncesi de, zaten olanaksızdı.

Bu dönemlerde orucun böyle bir gerekçe ile ortaya konmasını değil aklın alması, komün dönemin sınırlı gerçeği içinde, tokun aç halinde anlaması gibi daha sonraki yapılar içinde görülecek bir sosyal gerekçeyi kullanamazdı. Hayale bile gelmezdi. Oruç önceden beri ola gelen olmayıp; o dönemlerin daha gerçekçi bir sosyal toplumsa kullanımı olan bir nesnel, nedense ilişkilerinden kaynaklanışlarla ortaya çıkma bir durum olsa gerekti.

Görülüyor ki günümüzün dahi sosyal avatar mantığı olan oruç; 12 000 yıl öncesinden beri insanlığın sınıflı olduğunu sanıp; o günlerinde bir açlar toklar sınıf çatışması yaptığını sanan kurgulayışlarıyla, komün dönemi, köleci dönem gibi; ya da bugünkü gibi kapitalist dönemler benzeri sanıyorlardı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Animizm Türkçe belirtilişiyle canlıcılık; insanlığın ilk gerçeklenir inanç tipi gibidir. Animizm (canlıcılık) doğal aksedişin insan algılarıyla insan düşünmesi içinde yansıtılmasıydı. Nedensellik olmayan sanılarla ortaya konuştu. Sanılar da, algı uyarmalarıyla ortaya konduğu gibi; algıların çarpıtılmasıyla da ortaya konuyordu.

Animizm bir din değildir hiçbir zaman din olmamıştır. Zaten ittifak öncesi dönemlerde din yoktu. Animizm de totemizm gibi kendi davranışlarını ve çevreyi,gerçekleştirme başarı ve becerisidir. Eğer böyle bir gerçekleştirme yapamazsanız, her şey size saçma gelir. Böyle bir gerçekleştirme ile doğru olanı yaparsınız. Ve ilkeli davranır oluşla, saçma olmaktan kurtulursunuz.

Animizmin kaynağı algılardır. Başlangıçta sizin dışınızdaki algılar, bencillikte olduğu gibi haz ve elem düzlemli oluşla kategorize edilemiyordu. Totemi insanların, kendi dışlarındaki dünyada kendilerine doğru olan hazcı ve elemli duygudan kaynaklı karışık ikilemleri vardı. Bencilce ihtiyaç olan acıkmayla susamayı ayırt etmeleri gibi burada tam bir algıda seçicilik yapamıyorlardı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

6] Bir aczin, bir geri oluşun bir yetersizliğin, bir egemenliğin, insanları biat ettirerek üzerinin örtülmesidir de. Aynı zamanda da, biati kültür, hepten kötü olur bir araçça kullanılır da değildir. Örneğin; biat bir anlık doğru olan, deneyci olan uygulamanın çabuk, zaman yitirilmesine meydan bırakılmadan, uygulanmasına değin olan tecrübeler bilgisidir de.

Elbet bu tecrübelerden yararlanılır. Ancak Çinlilerin deyişi ile yine de; 'Bir musibet, bin nasihatten yeğdir.' Bunun içindir ki demokrasiler vardır. Bunun içindir ki çeşitli bilgi deney ve değer verişlerin; yani dengelerin bir arada gözetilerekten, denge edilmelerine değin, ilişkilenmesi söz konusudur.

Değilse; biatteki gibi dengelerin itaatçe bastırılışlarla kaynaklı, patlama şiddetlerine yol vermesi açmazı değildir. Biat sürekli doğru olsa idi, zaman akmazdı. Doğru olmadığı için zaman akar. Değilse biatle her şeyin durup, neredeyse sükûn bulması lazımdı. Biatin yaşamsallığı, anlık sosyal olaylarla, çeteci yapılanmalarla belirip kaybolan, bir grup çıkarcı aidiyetler birliğidir. Biat, toplumsal bir ilke ve toplumsal araç aşmalara dek olanın bir birliği değildirler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Her yaşam, bir akşamdır
Ne gam elinde keder;
Ne keder elinde gamım.
Bir akşam, her yaşamdır

Yaşam

Devamını Oku
Bayram Kaya

36] Eğer kişi kendinizi öyle hissediyorsanız, kişi ve halk yaşamınız içinde kendinizi istediğiniz kadar öyle hissedebilirsiniz. Etnikçi hissedişle kişilerin topluma sağlayacakları ne bir sorumlulukları vardır, ne de bir işlevleri vardır. Ekmek pişiriyorsanız, doktorluk yapıyorsanız, gemi yüzdürüp, uçağı uçuruyorsanız, bir bilgiyi, nano teknolojiye çeviriyorsanız, vatan için toplumunuz için ölüyorsanız, başkasını sömürüp, sömürülüyorsanız, bunun etnik oluşunuzla, kendi hissinizle pek bir alakası yoktur.

Madem farklı aidiyetler özgürlüktür! Neden inançsal aidiyet eştirmeler, İnanırlarına farklılığı değil de, bir örneklemeyi güzel ahlak diye gösterirler? Çünkü olgu ve olaylarla hem geçici oluşla aynı kalmak, hem de değişmek zorundasınız. Ve inanç girişmesi toplumsak değildir. İnançların kendi doğası da, bir iç örnekliği gerektirir. Siz bir aidiyet içinde bulunur iken, başka bir aidiyet ilişkisi içinde olanların size, benim gibi düşün; dememesi adına, yani sizin dışınızdan olana diğer inançlara dek örneklenmemek adına da; kendi özgürlüğünüzü öne sürerek(iç kararlı durum) , farklı olanı savunur oluyorsunuz!

Aslında girişen davranışlar böyledir, hem tekleşmek isterler, hem ayrı ayrı yol alırlar. Bu işin doğasıdır. Toplumda üretim yapan bireyin kendisini öyle ya da böyle hissetmesinin hiçbir önemi yoktur. Bir elektriğin, bir otomobil motorunun davranışı, Dünya'nın her yerinde aynıdır. Dünya'nın her yerinde uzmanlar, benzer arızalara benzer yaklaşırlar. Sizin mesleğinize göre kendi, emek uzmanlığınız farklı olacaktır. Değilse aynı meslek uzmanlarının kendilerini halkçı anlamda, nasıl hissettiklerinin, inalca farklı oluşlarının hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Bunlar toplumun emek alanlarında istenir de değildir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

38] Sonuç: Aiti eşme veya aidiyetlime aynı mesaj sinyalini taşır olmanın, aynı sosyo kültür ve üretimsek kültürleşmenin, etnik somutlama meşruiyeti içinde yola çıkış alanıdırlar. Giderekten de, bu alan sizin halk ve toplumunuzla sınırlı olmuştur. Girişen, içsel kuvvet alan çizgileri, daima yenisiyle yani üretimsek paylaştırıcı ilişkilenmelere dek kuvvet çizgileri ile değişen, bir olduruşlar alanıdırlar da.

Aiti eşme ilk başlarda ve hala bir kendilik girişme organizesidir. Aiti olmanın, ilişkin edimleri fark edilir ve tekrarlanabilir olaraktan ortay konması, insan soyutlamasının en büyük adımından birisi olmuştur. Daha sonradan, insanın kişi ego çıkarları da bu işe karışacaktı.

O düzlemin girişen gelişme ilişkilerine göre karışacaktı. Genle yararın totem egemence düşünce davranışlarının yerini, kişi egemence totemi düşünce almıştı. İnsanın özelleşen mülk ilişkileri kuvvetinde hileyi şer iyece bağlamında istismarları da eklenince, toplumlar da; oligarşim yapılarla bezeli, hayli ve dramatik yaşamsallara dönüşecektir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

33] Yani insan yerine hayvanların kurban edildiği dönemlerin anlayışına göre sıpa kurbanına yorum yapıldığında bu fiil eşek sıpası kurbanına denk geliyordu. Geçmişin nesnel ya da öznel anlatımlı tavırları şimdimize göre hayat bulur olmadığından, yapılan eylemin şimdi ilende açık anlatımları yapılamaz olduğundan, söylencelerin anlamı adeta şifrelenir gibi olmuştu. İşte bu tür ittifakları anlatan bir Sümer şiiri:

'Adı yokken göğün daha
Yerin daha adı yokken
Tanrıların ondan var olacağı Apsu'nun
Her şeyi doğuracak olan ilk yaratıcı ana Tiamat'ın

Devamını Oku