2-]Günde trafikte on kişinin öldüğü, 70 milyon nüfuslu bir ülkede, her kurum ve kuruluş ve sivil halktan olmak kaydıyla günlük ölüm riski 7 milyon kişide bir kişidir. Bu şu demek, açık risk almış 5 bin, 50 bin, 100 bin, beş yüz bin gibi kurum nüfusu olan yerde, normal şartlarda ölme riski, toplum kurumları rutin ölüm riski, sivillerinin rutin ölüm riskinin içinde 7 milyonda 1 iken; bu risk kurum alanı içinde nüfus oranı 7 milyonu bulmaz olacağından, ölüm riski sıfır gibi olmaktadır.
Yine örnek: Millî Savunma Bakanlığı’nın hazırladığı verilere dayanan rakamlara göre 1984 yılında ilk PKK eylemlerinin başlamasından bu yana 4.828 sivil! 7.946 güvenlik görevlisi (bunlardan 5.821’i Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu, 775’i emniyet görevlisi, 1350’si korucudur) ve 28.000 civarında PKKlı yaşamını yitirdi.
Yine ikinci Dünya Savaşında; ölen asker sayısı 25.173.700. Ölen sivil sayısı 41.830.600. Ölü Yahudi sayısı 5.754.400. Ölen tüm SİVİL SAYISI 47 milyon 585 bindir. Nedense Yahudiler sivil insandan sayılmamışlar! Toplam ölü sayısı 72.758.900dür. O yıllarda Dünya nüfusu da 1.991.913.000dir. Tüm ölümler Dünya nüfusunun yüzde (%) 3,71dir ki, çok büyük bir sayıdır.
102] Ve liderci olmalar, halkın seçimlerde, yöneticilerini seçmelerine hiç benzemez. Lider vasıflı insan belki her zaman vardır. Ama olağan üstü sosyal ve toplumsal koşullar her zaman yokturlar. Liderler olağan üstü koşulların, muktedirliğidirler. Halkın seçme ve seçilme yetkilendirmesinde gerçeklikler kriterinden çok, öznelliklerin ve duyguların etkisi büyüktür. Takım tutar gibi halkın taraflı olan kayırmaları vardır.
Siyasetçiler nerede ise yüzde beş yüz boş vaatçidirler! Halk da bu vaatlerde umut arar. Halkın seçmen olma görevi sırasında ikna edilmesi çalışmaları istismara açıktır. Oysa Lider, kimi istismardan olasılıkla nefret eder olabilecektir. Siyasetin, dolaysı ile yöneten kadroların finansmanını, halk değil, egemen çevreler yapar. Bu da liderin seçimle gelir olmasına şans tanımayan bir tıkaçtır. Yine de buradan hiçbir şekilde lider çıkmaz anlamı çıkarılmamalıdır.
Lider olurdu denilenlerden hiç biri, önder oluşma süreçlerinin içinde de gerektiği gibi yokturlar. Hatta öyle ki, asıl liderci karakterlerde de, halk teveccühü için dalkavukluğa yönelmeleri de yoktur. Bu yüzdendir ki, onca lider çıkaracak koşullara rağmen, Atatürk'ten sonraki şartlar içinde, hiçbir lider çıkamamıştır. Çıkacaksa da, halkın seçmen olarak yetkilenme seçerliliği ile siyasi partiler yasasındaki itaatli yapıların daha baştan öznel ayıklama engeli ile bu olanağı da önceden engellemiştirler.
103] Ve bu saygın kişilerin bu som gerçeklikleri nedeniyledir ki, devrim koşulları, ortam işleklik sürekliliği; bunların, bu koşullar içinde, hani neredeyse bu alanda, tümden işlevsiz kalışlarını kendiliğinden ortaya koyuyordu. Bu nokta alan devinmesini hakkı ile başarır olan saygın kişiler; birçok alanda; sorunların ve atılımcı girişimlerin, engellenmesinin de, girişmelerin geciktirilmesinin de, nedeni olacaklardı. Kendi mazilerinin ve konum sal sıfat ve saygınlıklarının gereği bilerekten, bu kıymetler, böylesi üstesi olamayacakları olumsuzluklara dahil olmayı, kendilerinde, gizli ve açıktan, bir hak gibi görebiliyorlardı.
Barış ve huzurlu dönemlerin yöneticileri vardır. Bu da zorunlu bir kaidedir. Yöneticiler has bel olağan insanlardır. Ama zor ve çalkantılı günlerin ise liderleri vardır, lider bir nevi insanüstü olan insanlardır.
Liderlikte, genel ilkelerin yanında, özel edinilmiş, donanımsal kendinizi yetiştirmekten kaynaklı ideoloji sel şartları da, bu liderlerin kendi uhdesinde biriktirmiş olması gereklidir. Ki bunlar sizin politikalarınızı oluşturacak demektir. Diğer, sözde Atatürk olabileceklerin açık politikaları ve akıllarını yetirir oldukları politikaları, padişahlığın ve hilafetin selameti idi! Hatta mandayı, İngiliz mandasını savunacaklardı.
104] Halkın her zor durumlarında, idealinde yarattığı, anlamalarını liderine izafe etmeye başlar. Liderleri o anlamaları taşısın taşımasın, halkın bu tasavvurlarını giymek zorundadır. Ki o zaman lider; aşırı sevgiye bürünür. Ve sevgi sel teveccühün ilgisi de tam bir anlama olmayacak olan dokunulmazlıkla, kutsanma mevki seviyesine çıkarılır. Bu tür toplumsal duygusallıklar, refahın topluma yansımasındaki her tür çarpıklıklardan kaynaklanır. Bu tür yaklaşımlar, halkın liderlerine, sanal severlikle, saygınlaşarak değer vermesi olayıdır.
Böylesi kutsanmalı anlamalar, aciz yöneticilerin marifetidirler! Yaptıkları biriktirdikleri kusurları, halkın gözündeki yapay, çarpıklar, eleştirel yansıyıp; yöneticilerin her silik durumları, liderlerine; afaki bir olumluluk ifadesi olaraktan giydirilir ki bu yöneticilerini bir iyice ezer.
Böyle olunca da hali ilen de aciz yöneticiler, dolaylı yollarla da olsa, liderleri halk gözünde daha bir sanal kutsan anmasının tercihlerini istemeyerekten de olsa yaratırlar. Böylelikle, vasıfsız yöneticilerin kendilerini; halka yeğlettikleri öznel nedence sanal algılatır oluş durumları da vardır. Yani buradaki olumsuzluk, lidere olumluluk olaraktan yansır.
Karanlık
Karanlık
Karanlık...
Gecelik korkardı
Gecelerden
Adem, anlamı bildi
Anlam Adem’de
Seni ne dün tanıdım
Ne de bugün
Sen, evveli ahir
26-Yazılarda, yabancı terimlerin kullanılmasının, benim için en önemli olan bir tarafı vardır. Değilse entelektüel olmak, ya da yabancı dil hayranlığı veya dil kırmak biçimli kendisine yabancı, ukela egocu bir yaklaşım değildir.
Söz gelimi siz; günlük dilde “bir parça” sözcüğünü, çokça ve sıkça kullanırsınız. Bunun size öğrettiği çağrıştırıcılar sınırlıdır. Bunun ötesinde bir anlama ve anlatımlar size bu sözcüklerle söylense de uzun erimli bir anlama olmaz. Hatta anlatılan konu, bu sözcüğün genişliğine denk olan, daha ötesine geçer bir anlama da değildir.
Halbuki bu “bir parça” sözcüğünün geçmesi gereken yerde “monomer” sözcüğünü kullandığımızda monomer sözcüğü hemen dikkatinizi çekecektir. Hem monemer sözcüğünün, sizin günlük dilde karşılığı olan bir kullanımı da yoktur.
Ne, "sen"; dersin ele?
Zaten ağyarı agâh olur
Sen, "sen" desen de gene.
Sanışla uzak mı korsun ki?
Dağ ederle sızlarım seni
Sen yakın olursun bene.
10-]Bizler bu bilgileri, bu tarihi toplumsal nesnelliğin süreçlerini, bilmezden, görmezden gelişlerle; inanca değin olanı sanki topluma değin olanlar gibi oluşla göstererekten; inançları da, bir toplumsal hak gibi bir toplumsal özgürlük gibi sandırışlarla ajite edip, değerli inançlarımızı bu konuya değin kendi savunmaları içinde oluşturuşlarla bulundurmamızla, bizleri biz; terörizme etmekteyiz.
Nasıl toplumun bir özgür eşme olayı olan, arabasına, uçağına içinizde taşıdığınız inanmalarınıza rağmen binişle; araba ve uçağa; inançlarınızın değil de, araba ve uçağın uzay zamana bağlı kendi devinmeleri egemense; bu koşullarda inanç taşımanızın ve inancı özgürlüğünüzün bir kıymeti harbiye si de yoktur. Burada tamamen fiziki, aero dinamikti, uzay zamana bağlı, nesnelce tutumların bilgisi ve ona değin olan hava yastıklı, paraşütlü vs. giyinmelerin hükmü devranı sürer.
İşte toplumda da okula, öğrenci olunmayla gidilir. Eğer, öğrenci olmanın uzay zamana özgü kuralında örtünme varsa örtünürsünüz. Bu bir hak ve özgürlük olmayıp, o işin gereği oluşla, gerekli bir şarttı bir zorunluluktandır da ondan. Bir sağlanış toplumsal talebi içeriyorsa, o hakkınızdır. Bir topumsa alanda çeşitli nedenle bulunuşla, kurallara uymanız, hak değil bir zorunluluktur. Bunun özgürlüğü hiç olmaz!
Kuşkusuz sosyal birlikler (halk) gücü, büyük güçtü. İlk sosyal birlikler olan etnik düzlemi, tekildi bir ilk totemi sosyal birliğin gücü olacakla ele alırsak dahi, bu çoklu güç, kişisel güçten; tahmin edilemeyecek kadar fazlaydı. İki kişinin zihni gücünü (yeterliliklerini) topladığınız zaman, bir kişiye göre fazlalık olan ve bir kişide olmayabilecek yetkinlik, iki kişiye dek, zihni yetkinlik olmayacaktı. Ama bu iki toplam da, bir kişide olmayacak kadarla da, birden fazla olan bir durumun anlatımı olacaktı.
İlkti ata soy totem tasımla sosyal birliklerin, yaklaşık hepsi; sosyal birlik birleştiriciliğiyle ve sosyal birlik denetçilik bağları buyurması olan, sosyal gücün hitap edişiyle; o birliğe dek üyelerin de hepsinin aynı şekilde, o hitabı bilip ezber ettiği bir tutumdu. Bir anlamda bunlar, kişilerin dıştan (sosyal) öğrenme ile edindikleri hayatta kalma ilkeleriydi.
Bu durumdu öğrenme mülkiyetçi ilişkilerin yapılaşan, çeşitlenen, girişmeleriyle giderekten halkın her bilmeyi bilememe, bilememenin sembolik fantezi ve fetişlerle bilinmesi şekliyle çeşitlenen; her biri bir farklı toplumsa bilgilerin de yavaş yavaş doğrudan bir ilgi alanları olamama gibi bir süreci başlattı.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...