Böyle bir dış etkili yansımalar, girişme yaptıkları şey içindeki akı alan izleğinin; üzerine binerler. Böylece o etki yapan şeyin kendisine ait yalın bilgi paketi mesajlardan ötürü, etkilenen alan; modüleli yansımaya dönüşür. Yani modüleli olmuş yansılar (üzerine kendisinde olmayan düzenlenmiş enerjili im paketleri yüklenmiş) mesaj içerirler. Unutmayın ki etkileyen de etkilenir (modüle olur) .
Bu enformasyonlar, her bir girişmelerin birçok yığın aşamalarından oluşan fark süreçlerini de ortaya koymaktadırlar. Ki bu her bir girişmenin etkime etkilenme karmaşıklaşmasıdır. Tek bir süreç, kendi içinde, bir takım kesikli sürekli modüle dalgalı tanecik dizileri oluşturmaktadırlar.
Katlanan kâğıt örneğimizi ele alırsak; kâğıda dıştan etki eden girişme (enerji dalgası) kâğıdı katlar. Dıştan girişen etkili enerjiyle, kâğıdımız katlanır. Kâğıt katlamasına katlanır da; kâğıdımız katlanırken; kâğıt, katlanma (kıvrılmalı) eksenleri boyunca kendisini katlayan etkiyi bu kıvrılma eksenine bindirir.
Çevredeki şeyler her aynı etki karşısında aynı tepki yansıması göstermeyeceğini yukarıda söyledik. Yukarıdaki kâğıt ve kâğıda etkiyen kuvvet çevrenin bir parçasıdır. Yani kâğıt ve ona etkiyen kuvvet çevrenin parçası oluşla çevrenin kısmi özellikli kendisidirler.
Bu yüzden çevrenin, kendi etkisiyle; kendi üzerine, kendini yansıtması vardır. Kap suyun rengini yansıtıyorsa, su da; kabın şeklini ve rengini alır. Çevre, tekil olayları üzerlerine olan aynı etkiyi, aynı şekilde yansıtmazlar. Çevre tekil olayları, yansıyan o etkinin farklı özelliklerini de yansıtma eğilimine yatkın olmanın çekenlikti çeşitliliğine sahiptirler. Bir yansımanın farklı özelliklerini yansıtma, o şeyin atom yapı düzeniyle ilişkilidir.
Yansıma ve yansıtmanın “benlik” olma kuralı, çekendik oluşla seçme ayıklamalı duyarlığı (kendinizi) çevreden yalıtmaktır. Bu yalıtılma içinde yaptığınız tek şey dıştaki size doğru olan akı yönelce etkili enerjiyi düzenleyip, başka enerji biçimine dönüştürmektir (depolamak) .
Yine egonun doğan Güneş’le birlikte faaliyete geçen dış eylemi ve haz duygusuna bürünmesi de egonun korunmasını ve sürekliliğini sürdürmeye denk düşen biz haz duygusunu seçme işiydi. Ha keza enerji yokluğu (açlık) egonun ve yaşamın kaçınması gereken, elemi bir durum iken; beslenme (enerji elde etme) egonun ve yaşamın, sürdürülmesi yönünde olacakla hazdı bir durumdu.
Hayatın sürekliliği ego tarafından iki aşamalı kılınmıştı. Birincisi dıştan izole yaşam içine en az oluşla hayati enerji kaynağını içeri sokmak ve bunun özümlenmesi süreçleriydi. Diğeri de egomuz sistemin bu korunan modüle dizgelerini, eşlenişti bölünerek çoğaltma ve çeşitlenmeyle bu yolun yeni yansıması olan mutasyonlarla, egonun yaşama tutunmasını kendilik çeşitlenen bu yollan da garanti oluşun kendi belirmesiydi. Bu bir yolun sizi hep aynı yere götürmesi gibi bir şeydi. Elbette bu bir kazanç olduğu gibi (hep aynı yere gidiş güvenceli olmayabilecekti de. Yani bir pusu nedeni oluşla ziyandı da. Yansıma çift karakterli olmak zorundadır.
Yine cinsel dürtü egomuzu bölünme yoluyla yaşama bağlayan, çok ileri süreçler girişmeli oluşun bir belirmesidir. Cinsel dürtünün (ego modüle dizgenin) gerilim yaratması sizi motive edip, hazcı seçme ayıklamayla isteklendirecektir.
Aşağıda Sn. Umur Semiz Koçak’tan aynen alıntı bir yazı yayınladım. Yazı üstü ve yazı aralarının köşeli parantez içi, açkıları bana aittir.
[Aslında evrendeki bunca kesikli sürekli akışın süren git devinimi içinde; evrenin kaostuk olmasının yanı sıra, güzelliğin birbiri ile dans etme harmonisini de yaşamaktadır. Kıyamet bu harmoni içinde, harmoninin sürdüğü zaman boyunca; hiç gerçekleşmeyecek olan bir durumun; sanki gerçek eşecekmiş gibi ortaya konmaktadır. Bu hayali, zoraki kıyameti, konuşlardaki gayret; insan öznelliklerinin bir sübjektifliğidir. Bu kaostuk harmoni içinde öznel kehanetler sanki gerçekleşmemek için vardırlar.
Bu evrensel akış, kuşkusuz ki kendi kıyametini de, az az biriktirmektedir. Ne zaman bu oluşmaların özel ve genel süreçleri; kendi entropisiyle, kendi akışını sürdüremez olursa; o zaman geneldeki akışın kendi çevresiyle dirençlediği geriliminin gel hareketi; tersine bir süreç olunca; ancak o zaman genel kıyamet olası olacaktır.
12-[Merak etmeyin kıyamet oyuncağınızdan vaz geçmiş değiliz! ] GELECEK KIYAMETLER: Eğer Dünya, 21 Aralık''ta da yok olmazsa yedekte tutulan tarihlerimiz de bulunuyordu. Örneğin Amerikalı astrolog Jeane Dixon, İsa''nın 2020''de geri gelerek kötülüğe karşı savaş açacağını ve bu savaşın 2037''de sona ereceğini, daha sonra da dünyanın yok olacağını ileri sürdü
[Bu zavallı saftirik çılgın] Dixon, daha önce kıyametin 4 Şubat 1962'de kopacağını da iddia etmişti. [ Eh ne yapsın, birisi tutmadıysa bir yenisini ilgililerinin dikkatine sunuyordu. Ne yani takipçileri boyun egip inanırları varsa, insanlar kahinlik yapmasa mıydı? B:K]
[Yenilen somun pehlivanı güreşe doyar mı? Af edersiniz yanılan kâhin yanılgıya doyar mı? Diyecektim. Şimdi yıl 24 Aralık 2012’dir. Yalancılar mı? Asla! Olura, insanlık hali; insanlar yanılamazlar mı? Yanılırlardı elbette(!) Dixon da yanılgısının farkına varıp, yeni yanılgının, pardon; yeni bir kıyameti kehanetlerin, tarihini verecekti. Hayırlı olsundu, hayırlara vesile olsundu! B.K]
Durmuş anla gecenin biri
Olay, olgu, nicelimce
gündüzün onüçünü, görmez.
Amansız bir kalıştır bu
filimin koptuğu, zamanın akmadığı durak...
Ama bunca dinamik yeniliğine rağmen, yeni düşünce içindeki totemi anlayışa göre zıt olan anlayış düşünce; totemin değişebilir yüzünü, ilahi söylemin değişmezliği yaptı. Böylece yeni düşünce kendini klik yaptı. Bu klik, oluştuğu çağda kalmış bir film karesi donmuşluğu oluşla bir enstantane olaraktan görünüyordu. Dinamik yapı, adeta fotoğraf kareleri anlayışı olmuştu. Bunu da kendisi müjdeliyordu. Kuşkusuz ki yeni; yeni yönü ile güncelin imparatorluk olabilme amacına pekiyi hizmet ettirilmişti.
Bu gün bu dinsel söylemlere dair güncel olan ne varsa; o dönemin bilmediği hatta vaaz edenin bile aklında geçmek şöyle durusun; hayalini bile edemediği şeyler, o dinin yorumu adı altında, bugün, o dinin değişmezliği üzerine, monte edilmiştir. Örneğin doku ve organ nakli konuları. Örneğin bigbeng kuramı. Örneğin evrim. Örneğin, kapitalizme özgü ahlak anlayışları vs.mse olanlar hep bu kabilden yorumlarla o değişmezliğin değişmesidirler.
Karşısına, put suçlama savıyla saldıran mantık, dünyayı değişmeyen tekil düzlemli bir zaman zemin devinimi içinde gelen var bulunuş sanmaktadır! Dünya bugün nasılsa, dünyanın dününü de öyle sanan, bir bilmezdi, düz mantıklı dünya görüşüdürler. Bu mantığa göre dün içinde her şey verilidirler. Ama onların deyişiyle sapık insanlar yoldan çıkmışlar, ne bul duylarsalar da ona tapmışlardı!
Mihnetimi aman bilmedim felek
Harama boyun edip yalvarışla
Tutmadım kılıcı haramzade ile
İşimi bildim diye
Yanmam müşkülatımı
Sarsalarda gama.
Başlangıcın temasçı ittifakı sosyal yapı oluşması, çevreden merkeze doğru bir çekimdi. Sonraki süreç yine çevreden merkeze doğru çekilişlerle sürdü ise de; bu kez de, merkezden çevreye doğru milleti, devleti ve imparatorluktu ve ulusal yapılarıyla salınım veren yöneten bir süreçti.
Bu nedenle çevreden merkeze doğru olan süreçle yapı içine ve yapı temas ilişkileri içine, her biri ayrı etnik yapının, birbiri ile çelişen, çatışan, totemi anlayış ve inanışlar da gelmişti. Böylece çoğul bir politeisttik bir totemi görünüş oluşmuştu.
Yani insanlar sapıklıkla şuna buna tapmamıştı. Tekil etnik yapılar. Kendi bakışımlı bir salınımdı. Yani temasçı olmayan gruplar olduklarından, anlayışları birbirine göre aykırı olan; olaylara kendi düzlemleri içinden bakan yapılardır.
Günahlarım kadardan
Birazcık fazlası sevabım
Ya Rab, bir anına yandım
Faz ile geçmişe cevabım
Ne eşekler var ki




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...