Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Ki tarım köleliğinden, sanayi köleliğine, böyle geçilebilindi. Hem de birbirinin yerini alabilecek denli işsiz özgürler yaratarak yapacaktılar. Söz gelimi 2003 te Irak'ı böylesine ulvi, ahlaki, evrensel söylemler adına işgal edecektiler. Demokrasi adına, özgürlükler adına, insan hakları adına, Irak bir kaosa dönüp, bir milyon yediyü zbin kişi ölecek, hiç dinmeyen huzursuzluklar ülkenin rutin gündemi olacaktı. Bu insanların üzerinde fazla düşünmeden hemen kabul ettikleri, hemen hemen Dünya'nın her yerinde geçerli olan üzerinde ittifak edilebilen, ortak mantıktı.

Olup bitenler, art arda gelişmelerin, kendi yoluna uygun ilişkileşme düzenleşmesi idi. Bir kendi üzerine yansımanın organizesi idi. Bu düzenlenişi, sonradan insan eylemlerinin bilinç edinmesidir. Ve insan, edinilen bu bilincin vukufiyetine varışla; zorunlu olarak onu öyle olaraktan hem düzenleme gayretine girecek, hem de egemenci çıkar gayretiyle düzenleşen çatışmalara gidilecekti. Tüm bunların olumlanan tutum kılınması ile de ahlakımız ortaya çıkacaktı. Her yeni yol alış, bilinen olumlama meşruiyetini ortaya koyacaktı. Olumlanan yollar inançlarımızı, ahlakımızı ve mantıksal düşünme biçimimizi oluşturacaktı. Topluma da, ağırlıklı biçimde, yasa olarak yansıyacaktı.

Öyle ki egemenci öznel karışmalar nedeni ile çalışanlar, emeğini az bulduğunda ses dahi edemezlerdi. Çünkü dışarıda kendilerinin yerine geçecek, daha bir az ücretle çalışacak, işsizler ordusu yedekte tutulur olacaktı. insanlık gereği (!) azat edilmiş, yığınla işsiz, azatlı, hür köleler vardı! Tıpkı şimdiki işsizler gibi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Evet, bir ahlakımız var; çünkü, bir toplumsal ilişkileniş ve toplumsal sosyal girişimlerimiz var da ondan. Nasıl toplumumuz gelişir, değişir dönüşür ise. Ahlakımızda buna uygun değişir, gelişir ve dönüşür. Başlangıçta, bugünkü uyguladığımız etik ahlaklardan, hiç birisi yoktu. Söz gelimi, komün döneminde ne kimse sadaka alıyordu, ne kimse sadaka veriyordu. Çünkü ortada mal edinme yoktu. Ve mal edişle ortaya çıkacak olan bir eşitsizlik sorunu, henüz ortada yoktu. Eşitsizliğin varlığı dahi bilinmiyordu. Yani ahlakımız şimdi nasılsa, önceden beri böyle değillerdi. Hatta neredeyse yoktular.

Bunlar toplumsal ve dolaysı ile sosyal statüsel farklılaşıp eşitsizleşmeyince, önceden biline bilir olgular olaylar değildiler. Dünya’nın her yerinde toplumsal girişmelerle, sosyolojik ahlak olan empatik duygu birliği, aidiyet ilişkisi, evirile evirile, bugünkü ahlaki bilgi haline gelmiştir.

Tanrı inancının ahlakı var ettiğinin, bir somut açmazı da; dinlerin kendisidir. Örneğin Musa hırsızlık yapmayın, ahlak ilkesini tebliğ ederken Mısır’da çıkışta; “”Ey İsrail, Mısır’ı soyun”” demiştir. Ölme ve öldürmeme ahlakını kendilerine haram ve yasak kılarken, başkalarının öldürülme emri Tanrı sözü ile on binlerin ölümü meşrulaştırılmıştır. Tevrat’ın emrinin yerine getirilişin coşkusu ile “Saul vurdu binleri, Davut öldürdü on binleri”” şarkısı, Tevrat inanırlarının kutsal mütalaaları arsındadır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnsanların bilir olmaları ve ahlaki davranışları, çok büyük oranda inanma eğilimlidirler. Nedenine de yukarıda kısmen değindim. Bir şey için çok büyük orandadır, demek; o şey, %50’nin üstüdür demek. Elliden sonraki niceliği kesir olarak, binde birlik olarak anlarsak; söz gelimi %50,001 yüzde elli nokta, binde birlik bir oran; 51 den küçüktür, ama 50’den de çok büyüktür. Bu tür değerleme nicelikler, çok büyük olama oranın, hem başıdırlar, hem de çok büyük bir değer oluşturmasının kendisidirler.

Çok büyük değerler, ekseriyetler; %50,001’den başlar %99,999’a değin sürer. Sistem %100 olmasa da sistemler nicel birikmeler sonunda, nitelik değiştirir. Sistemlerde kuantik özelliklerden dolayı 0,001’lik tek bir tekillik mutlaka kalır. Söz gelimi bir klanın %99,999’u yılandan korkuyor olabilir Ama %0,001’lik kişileri, yılandan korkmuyor olabilecektir. Yine bir klanın üyelerinin yine %99,999’u, bir kapıları varsa, kapının üst eşiğine (süveye) kafasını mutlaka vurarak içeri geçiyor ise, buna rağmen %0,001lik bir tekil kişiler oranı da yine kafasını üst kasaya vurmadan, geçiyor olacaktır.

Bunun terside olasıdır. Yani nüfusun ekseri büyük oranda çoğunluğu %99,999’u kafasını süveye (kapı kasasına) çarpmaz iken ve yılana dokunmaktan korkmaz iken, mutlaka yine %0,001lik bir tekillik olarak, kafasını kasaya çarparak girecektir. Ve yine yılana dokunmaktan korkan, %0,001 bir kişi oranı daima var bulunacaktır. Bu şu demek, siz halkı olanca öz veri ile okuryazar, ehil yapsanız bile; okuryazar ve ehil olmayan en az %0,001’lik bir kesim mutlaka olacaktır. Bunlar patolojik geriliklerden de olabilir. Ama bu durumlar mutlaka ve zorunlu olarak olacaktır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Abadı umman sandık
Gayreti kürek çekişte demle
Irmak olduk sevdaya kapılıp
Denize kavuşumu hemle...

Gönül kadar uzak kıldık

Devamını Oku
Bayram Kaya

Taş başa
Baş yaşa bakar
İşte ağıtın
Doy gönül


Devamını Oku
Bayram Kaya

Ne hükmü geçer, geçmişin; yeni varken sözüme
Ne ön değildir, geçmiş; salt görünmez gözüme

Yağan hava gibi; on beşimdir atmışım; özüme.
Bende ben olan yürekli; durur kesikli sürekli

Devamını Oku
Bayram Kaya

Belekten bez bulundu
Elekten de toz
Şairliği oldu tebarek
Sarındı büründü
Mumya mısın be mübarek

Devamını Oku
Bayram Kaya

Gönlü hapishane olmuş insanlar
Özgürlüklere mapusluk çiziyor
Hey gardiyan!
Hey efendiler!
Tutuklusunuz
İçiniz zindan, dışınız tarz

Devamını Oku
Bayram Kaya

Çözemezsin çözünmezim
Özemezsin özülmezim…

Gül yüzlü çocuk
Nedir hal?
Sen sütre ben beri

Devamını Oku
Bayram Kaya

2]Demokratik gelişmeci birikimlerini, demokrasilerini sağlayamayan toplum ve toplumsal siyasetler; önce kendisini tekrar ederler. Sonra, korunma nedence baskısını artırdıkça, zorunlu olarak yozlaşırlar. Korunma, ancak ileri yön, zaman akışlı cevapların ortaya konması ile oluşan, gelişme ile mümkündür.

Bir sistem kendi kendisi ile aynı kalarak uzun vadede kendisini korunması olanaksızdır. Hangi toplum, aynı kalarak, kendisini koruyabilmiştir ki? Aynı kalarak korunmak demek; sistemin yozlaşması demek, sistemin gerileşmesi, demektir.

Gerici eşme, insansal öznel etkinliklerin toplumsal sistemde ağırlık kazanmasının bir sonucudur. İnsan öznel yetileri sayesinde nesnelin bilgilerine vukufiyet ile toplumunu kurduğu gibi, toplumunu teknolojik yönden üretim düzeyci ve peylaşımcı kazanımdı olaraktan devamlı bir gelişme içine sokar. Bu nedenle, gerici eşme; öznelce keyfiliğin vahim bir hatalar zinciri, oluşturmasıdır.

Devamını Oku