Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

4- Yapısal uygarlığın temelleri bu ittifakı dönemin biraz sonrasındaki oluşumlar üzerine bina bir inşa ve girişme olduğuna göre, övme ve yermenin bir anlamı olamazdı. Süreç kendi paradokslarının, elim ve hazin ve taraflar kendi mutlu mücadelelerini yaşamıştır. Bize de; geçmişimizi bilmek ve anlamakla, şimdiye akıl erdirip, şimdiyi kavramak ve yakın geleceği de buna göre, bu gelişin bir gidişi olacağını planlamak düşüyordu.

Kölenin iki temel yapısı beliriyordu. Birincisi emek var ederek, toplumsal olayların çevrimine en temel kat kınlık koyacaktan bir emek gücü verimiydiler. Bu yönü ile emekçi köle, sanki toplumun bir bireyi imiş gibiydi. Birey olamaması üretim yapamaması manasına değil, toplumsa yönetimde hiç söz sahibi olamaması manasınadır. Değilse kölenin emek gücü olmuş olması, toplumsal olmanın kısmi yeterli neden ve kanıtıdır. Ama köleler sağlam bir toplum unsuru idi. Toplum yüzde doksan, doksan beş; köle emeği ve köle üretimi üzerinde dönüyordu.

İkinci nokta olacakla da köleler; topluma egemen olmanın geriye kalan yüzde on, ya da yüzde beşlik kısmında bilgi (bilimsel bilgi) sahibi olmamakla da, yöneten sınıftan, egemen sınıftan olamıyorlardı. Kölenin, üretimden gelen gücünü de o aşamada bilmesi ve kullanması da zordu. Bilecek şartları da yoktu. Bu nedenle köleler toplumun kişisi olmak yerine, “halktan kişi”, işlemi görüyordular. Böyle olunca da, yüzde onluk, yüzde beşlik toplumsa işleyiş de, toplumun tümü gibi bir sanal muktedirlikle görülüyordular.

Devamını Oku
Bayram Kaya

1-Halk, emeğin yapı üzerinde belirleyici olmasıyla beraber ortaya çıktı (bkz. Toplum Ve Halk) . Daha sonraları, sürecin niceleyişleri içinde, emeğin artık ürün vermesindeki tılsımı keşfedildi. Bir kısım emek ürünlerinin hemen tüketilmeyen bir ‘ayni’ birikmesi vardı. Zaten bu birikime yağma eğilimli grupların iştahı olmuştur. İkinci olaraktan da bu birikime dek iştah, kendi içinde parazit yaşam eğilimli kişilerini de, emek üzerinde egemen eştiren bir efendi-köle süreci içine sokmuştu.

Efendi, kölesine tam bir parazit yaşamı gibi sahip olamıyordu. Çünkü parazit yaşam paraziti olduğu çevreye zararından ötürü onun ölümüne sebep olmaktadır. Oysa efendi böylesi bir uyumsuzluğun ortaya konduğu durumlara dek sorunları sürdürülebilir bir düzeyde çözmesi gerekiyordu. Efendinin sorunlara eğilimi köleye değer verdiği, ya da köleye değer vermediği anlamına değildi elbette. İşin akışına yol vermenin gereği bir tutumdu. Bu tutum ve yol alışta, ahlaki dediğimiz ceberrut canavar aşmalar da ortaya çıkıyordu; merhamet te ortaya çıkıyordu.

Şunu peşinen ortaya koyalım. Köle efendilere razı olduğu için kölelik düzeni ortaya çıkmamıştı. Bu absürt ve ahmakça bir ortaya koyuştur. Bu daha sonra sosyal anlamayal öyledir. Sosyal anlama toplumsal olanın nedeni değildir. Köle; emeğin biriktirilebilir bir artık ürün vermesinin istismar (sömürü) edilmesinin bir yansıma anlayış biçimi tutum aşılmasıdır. Yine kölelik bu artık ürünün ele geçirilmesiyle, servet zenginliği yaratmasıyla ortaya çıkmıştır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

10-Tüm bunlar belki bir toplumun yanlış paylaşımıdırlar. Ama bilincine de varılamayacak zorunluluklar da değildirler!

İnsanın ilk özgürlüğü, yine doğal koşullarla ama doğadaki zamana bağlı kalmadan, kendi üretimini ve kendi artık ürününü depolamasını yapabilen insanın, bu zorunluluğunun bilincine varmış olmasıyladır.

Ki özgürleşme süreçleri başladı. Özgürlüğün temeli, toplumsal güçtür. Toplumsal güçte, önce emeğin, sonrada nitelikli emeğin; karşılıklı yükümlenen bağıntı ve bağımlılığının toplumsa güç olacakla hesap edilemez akıl almaz denli sonuçları ortaya koymasıdır. Bu toplumsal güce değin sonuçlar, biraz kırpılmış olaraktan, tekrar toplumun; önce bireylerine, sonrada bireyler eliyle, halkına yansıtılmasıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

100]Aslında dinsel otoriteci tema iki bakımdan gerekli idi. Bir ümmetçi yapılanma içinde gelen yapının, duyup anlayacağı en temel harekete geçirici sembolizmdi bu. Bir durum karşısında birden ortak amaçlı birlikler oluştururdu. İkinci neden de, haldeki toplumsal otorite, teokratik yönetimli yapısı nedeniyle; bir toplumsal otoriteden bir de inançsal (şeriatçı) otoriteden, yani; iki ayrı otoriteden oluşuyordu. Biri dini otorite, diğeri de günlük somut olan deneyimsel nesnel otorite idi. Bu yüzden halka dini teme üzerinde seslenilmesi bir zorunluluktu. Gazi hazretleri, Rauf Orbay, Rafet Bele, Raif Dinç gibi birçok isimler bu bilinç ve bu gayretin içinde idiler.

Bu ve buna benzer birçok öncelikle, yerel kurtuluşları öne alan ve sonra da, aşama aşama mümkün oldukça genel kurtuluşları sağlamayı amaçlayan bu dernekler, Müdafaayı Hukuk derneği adı altında birleştirildiler. Böylece direnişçi, nokta örgütlenmeleri bir üst çatı koordinesinde hukuki, meşruiyetçe zeminleri sağlanmıştı.

Artık bu üst yapı, en küçük birimlere değin bir ağ bağı ilen iletişken örgütlenme idi. Bunların temel felsefesini, Gazi ortaya koyacaktı: 'hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır, o satıh ki tüm vatandır' diyerekten çekim alanını ortaya koyacaktı. Özel amaçlı direnç eşilmeleri, genel amaçlı dirençlere dönüştürdü. Geleceğin plânını bir çırpıda ortaya koyup, bu örgüt; umutsuzluğun umudu yapılmıştı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

103]Ve bu saygın kişilerin bu som gerçeklikleri nedeniyledir ki, devrim koşulları, ortam işleklik sürekliliği; bunların, bu koşullar içinde, hani neredeyse bu alanda, tümden işlevsiz kalışlarını kendiliğinden ortaya koyuyordu. Bu nokta alan devinmesini hakkı ile başarır olan saygın kişiler; birçok alanda; sorunların ve atılımcı girişimlerin, engellenmesinin de, girişmelerin geciktirilmesinin de, nedeni olacaklardı. Kendi mazilerinin ve konum sal sıfat ve saygınlıklarının gereği bilerekten, bu kıymetler, böylesi üstesi olamayacakları olumsuzluklara dahil olmayı, kendilerinde, gizli ve açıktan, bir hak gibi görebiliyorlardı.

Barış ve huzurlu dönemlerin yöneticileri vardır. Bu da zorunlu bir kaidedir. Yöneticiler has bel olağan insanlardır. Ama zor ve çalkantılı günlerin ise liderleri vardır, lider bir nevi insanüstü olan insanlardır.

Liderlikte, genel ilkelerin yanında, özel edinilmiş, donanımsal kendinizi yetiştirmekten kaynaklı ideoloji sel şartları da, bu liderlerin kendi uhdesinde biriktirmiş olması gereklidir. Ki bunlar sizin politikalarınızı oluşturacak demektir. Diğer, sözde Atatürk olabileceklerin açık politikaları ve akıllarını yetirir oldukları politikaları, padişahlığın ve hilafetin selameti idi! Hatta mandayı, İngiliz mandasını savunacaklardı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

104]Halkın her zor durumlarında, idealinde yarattığı, anlamalarını liderine izafe etmeye başlar. Liderleri o anlamaları taşısın taşımasın, halkın bu tasavvurlarını giymek zorundadır. Ki o zaman lider; aşırı sevgiye bürünür. Ve sevgi sel teveccühün ilgisi de tam bir anlama olmayacak olan dokunulmazlıkla, kutsanma mevki seviyesine çıkarılır. Bu tür toplumsal duygusallıklar, refahın topluma yansımasındaki her tür çarpıklıklardan kaynaklanır. Bu tür yaklaşımlar, halkın liderlerine, sanal severlikle, saygınlaşarak değer vermesi olayıdır.

Böylesi kutsanmalı anlamalar, aciz yöneticilerin marifetidirler! Yaptıkları biriktirdikleri kusurları, halkın gözündeki yapay, çarpıklar, eleştirel yansıyıp; yöneticilerin her silik durumları, liderlerine; afaki bir olumluluk ifadesi olaraktan giydirilir ki bu yöneticilerini bir iyice ezer. Böyle olunca da hali ilen de aciz yöneticiler, dolaylı yollarla da olsa, liderleri halk gözünde daha bir sanal kutsan anmasının tercihlerini istemeyerekten de olsa yaratırlar. Böylelikle, vasıfsız yöneticilerin kendilerini; halka yeğlettikleri öznel nedence sanal algılatır oluş durumları da vardır. Yani buradaki olumsuzluk, lidere olumluluk olaraktan yansır.

Artık idealize edilmiş bir liderle, giydirilmiş, bir sevgi saygı yumağı olan bir liderle karşı karşıyasınızdır. Yeteneksiz idarecilerin buradaki her başarısızlıkları, o değerin külliyesine efsane olaraktan eklemlenir olacaktır. Geçmiş zamanlar içinde o liderin var etmiş olduğu dinamikleri, haldeki her başarısızlıkların oluştuğu yerde, yeni zaman ve zemin dilimlerinin de, umudu olacaktır. Ekonomi mi çöktü, onun; o liderin tutumu örnek gösterilir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

76]Mükemmellik algısı, hata ve kusurların içinde girişecek bir duygu doğmasıdır. Gelecek halin adım adım oluşturulması ile ancak olasıdır. Değilse mükemmellik geleceği bilir olmak, ona uygun şablonlar var edebilmek değildir. Böylesi şabloncu mantıkla bakıp, Atatürk'ten için, şunları bunları yapamadı diye; bir hukukçu, bir filozof, bir toplum mühendisi vs gibi görüp; bir yığın maharetleri ondan bekler olmanın mantığı ile yargılamak, tam bir bilmezliktir, insafsızlıktır. O günün mevcut bilimsel donanımlı kadrolarının, süreçsel akışında, bu güzellik çıkmıştır.

Eleştiren (güya aydın) ile, eleştirilir (Atatürk) olan ikiliden birisi (Atatürk) kendisini Dünya'ya tanıtmış; kendisinden söz ettiren bir eylemselliktir. Diğer laf simsarları ise güncel seyir içinde, korunmacı himayelerle; televizyonlara çıkarılır olan kimselerdir. Ya da has bel kader şekilde erkte olmasalar; insanlar onların yaşayıp yaşamadıklarını dahi bilinemeyecekleri denli, tek kale oynayan, sıradan bir akademik, alelelade vaka yaşamsallık dırlar. İşte bundandır ki, bir eleştirinin eleştiri olbilmesi için, farklı düzlem de, denkliklerle, ama aynı paralellikte benzerlikleri içerir olmasıyla haklılık kazanacaktır. Değilse, şairin dediği gibi: 'Hey ağalar zaman azdı/Düşmüşe il üşer oldu/ Küllükte yatan eşek/ Koçla yarışır oldu' (Gevheri)

Eleştirellik, söz gelimi aynı zaman dilimi içindeki ve benzer koşullarını yaşamış olan dünya çapındaki kişilerle, Atatürk kıyaslanarak, yanılgı ve yanlışları ortaya konabilirdi. Değilse Atatürk zamanındaki günceliğin rutin, muhtemel olası yol kazaları haksızlıklarını ve kimi kez olmuş hukuksuzluklarını, bu günün gözlüğü ile bakıp yargılamak, bundan kendi başarısızlıklarınıza da, zımnen dayanaklar çıkarmak olmamalıdır!

Devamını Oku
Bayram Kaya

77]Oysa; ilercilik, demokrasi, insan hakkı diye savunulup; güncel hiçbir toplumsal temeli olmayan tarikat ve cemaarler ölümüne savunulmaktadır. Eğer tarikatler toplumsal işlev olsalardı, feodalizmle barınabilir miydi? Güncel, feodalizmi; çağ dışı olaraktan gözümüze sokmaktadır.

Feodalizmin çağ dışı olması, bu denli ap açıklıkla bilinir olmasına rağmen tarikatler; doğunun feodal yapı içinde olmasında, hiç rahatsız olmazlar. Sözüm ona kendisinin bir demokratikleşme adımı olduğu lanse eden tarikatların, bu türden sosyal geriliğe baş kaldırması hiç yoktur. Yine demokrasi ve insan hakkı gibi hiçbir istemleri de yoktur! Esasen olamaz da. Çünkü demokrasi tarikatları yıkar!

Hâlbuki bağımsızlığın felsefesi içinde, ikinci adımda; bu gerici sosyal yapı ve bu gerici sosyal tutumlaşışlara karşı da savaşım verildi. Bu günkü demokratik toplumun oluşmasına gelinmede, bunlara toplumun işleyişinde el çektirilir olmaları hemencecik unutulur. İşte bugün afakî olaraktan, demokrasidir, insan hakkıdır diye söyleşilen, topluma göre, gericilik olan halkın konularını; toplum konusu yaptığınız da, durum şaşmaktadır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

78]Somut, bilimsel teknolojik üretimleri ülkemiz yararına ortaya koyamayan akademik unvanlıdırlar. Ama bunlar kendi alanları dışında bir cevahirdirler! Hele de maşallah, din konusunda pek bir, demokratiklik ve özgürlükçüdürler! Ki kimse bu konularda bunların ellerine su dahi dökemez!

Oysa biz bunları, yani din konusundaki anlatımları; insanlık tarihi boyunca, şöyle ya da böyle oluşlarıyla hep biliyoruz. Bu bilmelerden toplumsal anlamda, hiçbir şey çıkmıyordu. Halksal anlamdaki başörtüsü konusunda söyleşiler de, 'vurun abalıya' yapılması, kolaycılığıyla etrafı sarmıştır! Bunların ticari ve siyasi koro ucubelikleri demlenilmektedir! Ve bu sayede nice köşeler dönülmektedir. Kimi muktedirler karizmalar, özel yaşamlarını islami değerlere göre olmayacak denli değiştirmişlerdir!

Yukarılarda da değindik, başörtüsü ve inançlar toplumun malı değildir. Halkın konusudur. Bunlar; bilinçli ellerle, kandırışçı cin kafalılar tarafından, toplumsal zemine çekilerek, inançlara toplumsal talep yaptırılmaktadır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

79]Dönüşmelerde, genelci yararlara uygun oluşunuz da, sizlerin; bireysel beliriminizi ve davranışlarınızı ortaya koyar. İşte demokratlık ve özgürlükçü yaklaşımlar buralarda aranır. Toplumsal özgürlüğünüz, bir demokratlık, bir bireysel, inançsal ego olmayıp; ilişkisel ve karşılıklı bağıntıcı oluşlarla üretir olmanızın, yükümlülükler karşılığın da, tüketilmesi ile belirirler.

Değilse insanın kafasındaki sanal düşünmeleri, demokratlık ve özgürlük değildirler. Kişilerin kişisel ve sınırsız hayal özgürlükleri vardır. Bunlar toplumsal ve üretimsel yaşamsal ilişkisellikler değildirler. Bu nedenle de kafa örtüsü gibi hayali, zannı, tasavvuru, öznel özgürlükler; toplumsal, siyasal ekonomik ve yaşamsal özgürlüklerden değildirler.

Bunları toplumsal özgürlükler gibi tartışmak akıl dışılıktır. Kişi zorunlu olarak toplumsal güce uyar. Toplumsal güç, kişilerin ve toplumsal işleyişlerin yararına göre gelişir. Lakin bu hiçbir zaman keyfilik ve hoşgörürlük değildir. Çünkü keyfiliği sınırlayamazsınız. Hoşgörü ilende toplumsal ilişkileri tavsdatırsınız. Bu iki kavram da sanal olarak, halk içinde kendi yolunu kendileri belirlerler.

Devamını Oku