Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Yine bayramlar talepleşir bilinçli olmanın yerine, miskinliğin sesiz kabulünü ve alçak gönüllülükle boyun bükülmesini, kişiye algılatır. Bu da, düzeni keyifle sürenle, düzeni yönetenlerin; toplumsal sorumluluklarından kaytarmasına çok iyi yarar olmuştur.

Kişiler alır olmanın ezilmesi içinde oluşla, böylece yardım vereni, yani günümüzdeki muhtaçlığın nedeni, sömürüyü sorgulayamamaktır. Günümüzdeki mutluluktan da, mutsuzluktan da, devletin tüzelliğinin; toplumun tüzelliğinin sorumlu olduğu sözleş ilmesini, idrak edememektedirler. Tüzel oluşların gerçeklenmesinin yönetimlerle sağlandığını ayan beyan sorgulamazlar.

Ve tüzelliğin gerçek kılınışını, açıkça yönetime değin denetlenir olmasını kendilerine dek düzenleşilmiş bir hak ve sorumluluk olduğunu bilemezler. Yardım alır olmanın, yardım ummanın, çaresizliğinden kaynaklı, hezimetin boyun bükülmesi ve aşağılanmasına değin alıştırılmış olmalarından ötürü; kişilerin kendiliğinden ve otomatikman oluşlar içinde, organize edildikleri hiç görülmemiştir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

3Nasıl doğada da, seks vardır diye, hırsızlık vardır diye; herkesin gözünün önünde ne seks ve ne de hırsızlık yapmıyor, burnumuzu gürültülüce sümkürmüyoruzdur. Aksine bunları, kurallaştırarak olum aşmanın ya da olumsuz aşmalarına dek olacaktan kimi değerlemelerin içine almışızdır.

Bunlar gibi, yine, doğa da öldürme vardır diyerekten; nasılsa et için hayvan kesimi yapıyoruz gibi denişlelerle, insanların, çocukların gözü önünde, kurban kesimine değin ilkel güdüleri sergilememeliyiz. Evet, hayvan kesiminiz için bir zorunlu nedenimiz vardır. Ama bunu herkesin gözü önünde, yapmamanız için de, birçok amaçsal nedenimiz vardır!

Böylesi gün ve durumlarda, baltalı muktedirler, dehşetengiz iticiliğin teşhirindeler. Ama bu iticilik, kişiler odaklı, görsel bilinçaltı öğrenmelerini de oluştururlar. Bu gibi olumsuz edimler, kişilerin kendilerine dek kıyasladıkları, kişilerin kendi bilinç oluşmalarına dek bir referans alanı da yapılırlar. Böylelikle bu olumsuz tutumlar en olumsuzundan, kişiler temel mekanizmalarını da, oluşturur olmaktadırlar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir imdat eyledim
Dalgalar kükreğimdi
Bahri aşka
Ne yar bildim
Ne yar bilinmekle oldu
Aşk bambaşka

Devamını Oku
Bayram Kaya

Güneş çekilirken guruba
İçin karanlığıyla gel gitler
Kuşkuları düşürür asudem


İmbat eserde bulutlaşır ayrılığı ruhuma

Devamını Oku
Bayram Kaya

Siz, topluma ilişkin bildiğiniz tüm bağıntıları ortaya koymadan; sosyal yapıya (halka) dek bildiğiniz tüm bağıntıları (bilginin tarihsel göreciliğini) ortaya koymadan ve toplum ve halka ilişkin, görece bağıntı ve bağıntısısızlığını ortaya koymadan; ne demokraiyi tartışabilirsiniz, ne insan haklarını anlarsınız, ne insan özgürlüğünü ve insanın zorunluluklarını bilirsiniz.

Örneğin, halk oluşması topluma bağlı bir kavram iken; halk olmanın, insan olmanın, bir bilinçler eylemi olan inançları ise, toplumsal bir bağıntı değildirler. Aslında bağıntıları ortaya korken, başlangıçta inançlar ve toplumsal girişmeler birlikte var olmuşlar tıpkı çocuğun olgunlaşmasıyla, anneden ayrılması gibi inançlar da, gelenekler biçiminde toplumdan alıp dönüştürdüğü referanslarla ve öznel avatar kalıp oluşlarla, doğasına uygun olurlukla toplumdan ayrılmıştırlar.

Günlük kullanım dilinin dışında, bir girişimeye, bir konuya, bir duruma dek, bir sözcüğün anlatmına vs. ye ilişkin ne kadar çok bağıntı söyleyebilirsek, konu okadar anlaşılır, çözülür oluşla uzlaşılırdır. İşte demokrasi; kişiler karşılaşması oluşlarla ortaya çıkmış olan, bir kişiler bilmesi savıdır. Savlar kadarda çok bağıntıyı ortaya çıkarmanın; bir kişiler arası girişmesidirler. Bu girişmeler; ilişkin kişi- kişiler arası ve kişilerle otorite arasında olmaktadır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Elifi gözüne taktım
Manayı âmâ
Kır dedi bak
Ama
Olmaz hiç
İkmali sağma

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ah bu gözler
Bakarken ayıplı
Anlamazken kayıplı
Hep kendi kurgularını özler

Bre sağlan duygum

Devamını Oku
Bayram Kaya

Aslı yoktu,
Aslında Aslı'nın
İstem konmuştu hedefe
Kerem yanıyordu
Varmak gerekti
Yanmamış olunur sürekle

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnsanların halk yaşantılaşması ile toplumsal ilişki yaşantılaşması, alabildiğine farklı ve görece bağıntılı olabilmektedir. Halk yaşantılaşmasında, serbestlikle olan yan, halk-insan öznelliğinin, zenginlik havuzu olmasıdır. Halkın, toplumla girişenli olan, bağıntılı olan yanı, jonksiyon kontrolle, yani azalan ve artan toplum ve halkın ara kontrolcü, iletiş ilmeleri ile alabildiğine olmacı yanları da, böylelikten ve zamanla sınırlaşırlar. Özellikle halkın topluma yönelen öznel yan dalga atımları zayıflatılır, sönümletilir ya da şiddetlendirilir, salınışları büyütülürdür.

Toplum ve halkın iç içe girişenli kamusal gerilim alanları ile denetleşir, birinci yancın, yani toplum ve halk alanının belirmesine karşın, ikinci bir temel özellikleri de şudur. Toplumların zaman içinde oluşan sürekli ve kesikli gelişmeleri vardır. Ve toplum bu nedenle devrimlerini zorunlu olarak devreye sokar. Bu durum, zamanın yönüne göre ve değişmelerle uyumludur.

Toplumlar dönüşürken, halk alanı bu gelişme ve değişmelere kendi iç zorunluluğundan ötürü, çabuk uyamaz. Hatta halk, zamanın gerisine doğru kaymalarla ya da çok yavaştan olabilecek değişmeleriyle ortaya çıkacaktır. Böylelikle iki ayrı alan sürtüşür. Sürtüşmenin kaynağı kendiliğinden bir ileri gidişle ve kendilik bir yavaş oluşun geride kalışıdır. İki sürtüşen yapılar yaşayışı alanlarındaki faylaşmalar da, kendi güç birikimlerini yapacaktır. Bu güç birikimleri de, alanların dalgalanması ve hareketidirler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

3-İnsanlığın bir yamyamlık dönemi vardır. Bu yamyamlık, dönemi içinde insanlar insanı, kurban olarak sunuyorlardı. İnsanlığın yamyamlık dönemi sonuna doğru, insan kurbanlarının yasaklanmasına ilişkin süreçler başlamıştı. Bu yasağın benimsenmesi semboller üzerinde oluyordu. Söz gelimi iç yamyamlığı yasaklayan girişmeleri başlatışta kendisinden olanın etini yememeyi, kanını içmemeyi, tükürerek ifade ediyorlardı. Kendi totemdeşini yemeyi yasaklamanın edimsel öğrenmesi; “tükürttüğünü yememekti”.

Tanrı İggiler kendilerinden seçilen birinin etiyle kanına katılan kili (toprağı) karıştırıp yoğurarak insana suretini veren tanrılar kararı karşısındaki suskunluklarını, eti ve kanı yoğrulan İgigi konseptine, diğer İgigiler tükürmüştüler. Kendisinden verilen bir kurbana karşı suskunluğa, bir direncin oluşmasıydı bu.

Bu temelde tükürme, kendisinden olan insan kurbanın etini yememeye ve kanını içmemeye karşı tiksinç ortaya koyan bir dirençti. Şu veya bu sebeple (ittifaklarla) kendisinden bir kurban olduğunda, o gün kendi kurbanının eti olan yemeği yemeyerek, aç kalıyor; üzüntü duyuyor yeme içme yapmıyordu. Hatta cinsel münasebette kurmuyordu. Yas tutarak perhize giriyordular. Böylesi yasla ve lanet içinde oluşun perhizi, iç yamyamlığın yasak olarak ortaya konmasının yol adımlarından bir kaçıydı.

Devamını Oku