Evrim olmasaydı ozon tabakası olmayan çevre koşullarında zaten suya göre oluşmuş tepki ve donanımları ile olan hayat; evrim siz karaya çıkamamakla kendi kendisini çıkmaz sokağa sokmuş olurdu.
Evrim siz hayat nedenle yaşam ne diğer hayatların boşluk alanına göre o boşluğu dolduran bir yaşam olurdu. Ne de hayatın o boşluk alanlardaki özel ve türsel yaşamlarına siz; isterseniz asalak yaşam deyin, isterseniz var oluş deyin; hayatı niş alanları içinde çıkılır yapan evrimdi.
Hayat evrimle tür çeşitliliği içindedir. Hayat evrimle yeni koşullara karşı yeni cevap, tepkisini veren uyumlarladır. Türsel çeşitliliği olmayan evrim siz bir hayat, geriden bırakılan enkazları nedenle yok olurdu.
Su içinde seçme yapmıyordunuz. Çevreden seçme ayıklama yapıyordunuz. Su da çevrede olan seçeme ayıklamadan en kısa evrensel yolu sağlayan durumlardan sadece biriydi. Çevrede ve çevre alt düzlemi içinde kuantum durumlar olmasa ne su ne hayat var olurdu.
Hayat suyun eseri değil üst üste kuantum birim zamanlı süreçlerin eseriydi. Su hayatın yeğlediği seçenek enstrümanlardan sadece biriydi. Bu seçilimle de en önemli biriydi. Su hayat için hayatın seçmesine önemli olan değildi. Aksine su hayat tarafından seçildiği için hayat kendisini bu seçimle sınırlamasıyla önemli olandı.
Çevredeki atomdan, bileşiklerinden, organik bileşiklere; sıcaktan soğuğa, az olandan çok olana; iniş olandan çıkışa doğru vs. her bir akış değişime ile dönüşen bir enerji olmakla, ot ta su da vardı.
Su damlasıyla karşılaşan yağ asidinin tepki girişmesi önemliydi. Suyla karşılaşan yağ asidi küre şekil alıp kapanıyordu. İçerisine o günün tuzlu su ortamını ve suyun tuzluluk oranını neyse onu hapsediyordu.
İçi tuzlu su ve tuzlu su minareleriyle dolu bir küremsi yapı ilk hücrenin ilk tipiydi. Bu hücrenin yeni durumu, yeni durumun yeni tavrıyla, çevreye etki tepki süreçleri verecekti.
Bir durum değişmesi, karşı değişmeyi ortaya koyar. Ortaya konan bileşik ya da çözünen süreçlerden birisi olmakla ya çevresinden enerji alır. Ya da değişen kısmıyla bir miktar enerjisini çevreye verir.
Yine bir olay durum düzen ilişkisini korumak ve sürekliliğini sağlamak için çevreden enerji alır. Hücre de bu nedenle çevreden enerji alıyor.
Bu tür ozmos süreçlerin geçişken ligi sağlayan düzenlemesi içine; porfirin, mitokondri, ribozom, lizozom, DNA, RNA gibi işlev durumlar için sağlanacak olan enerji verici besinlerin seleksiyonları da işin içine katılacaktı. Her olgu ve olayda düzenli süreçlerde aksama kaçınılmazdır.
Hücre içi organ eller olmazdan önce yutulan bir porfirin gerek enzim azlığından gerek o miktar enzimden sırf o porfirin etkilenmemekle veya o an porfirin sindirir bir enzim uyarılması olmama gibi tesadüf (aksama) nedenle, porfirin sindirimden kurtulacaktır.
Henüz canlılık ya da canlanma olmayan birçok başarılı ya da başarısız organik oluşumlarla beslenilen ortamda yutulan porfirin hücre şartlarında hücrenin bir parçası gibi davranacaktır.
Yine hücre gibi zar yapılı alışma, tutum ve tepkilerden mülhem bileşke akıl; çevrenin baskı, basıncından kaynaklı; çevrenin verdiği hasarlardan ötürü çevre sentez yapının dağılmasına neden oluyordu.
Buna karşı "tepki koyucu aşama yapmanın yolu" salt fiziksel tepki değildi. Alışılan, öğrenilen, resmedilen imajları kodlar halinde dizgeliyi kodları karşılık eylem ve tepkilere çevirme yapmanın kopyalaması yolu ile kendisini tekrar eden, kendisini kopyalayıp çoğaltmakla, imaja göre hasarları onaran RNA, DNA' gibi kimyasal işlevlerle birlikte, hücreler arası simbiyoz çalışmayı ortaya koyacaklardı.
Kısaca evrim birçok yollarla üzerine etki olan çevreye karşı tepkilerini birleştirdi. Fark gelişme ortaya koyan süreç olmakla; birçok karşılaşma nedenle birçok yolun çalışma tekniği ortaya kondu. İstem dışı çalışmaları alt beyinle.
Örneğin; bugünden bakıp geçmişte de bir beynin, bir eşeyin, bir ana babanın vs. canlılık için hayat için ilk başta da var olduğunu söylemek hayatı ve canlılığı bilmemekti.
Hayat Güneş'i hesap ederek, ya da Güneşten şu kadar uzaklıkta şu büyüklükte oluşun hesabıyla başlamamıştı. Aksine hayat Güneşi olan, güneşten bu kadar uzaklıkta olan bir bağıntı çevre içinde başladığı için Güneş siz ve güneşe bu kadar uzaklık olmadan edemiyordu.
Bunu böyle söylemiyorsanız bu kes de başlangıçta bir seferde tasarlanmış olmuş bitmiş bir hayatı söylemiyordunuz. Geçmiş te olmuş bitmiş bir canlılığı söylemiyordunuz. Şimdi de olmuş bitmiş bir canlılık ve hayatı söylemediğiniz gibi gelecekte de olmuş bitmiş, bir kes de tasarlanmış canlılığın ve hayatın olamayacağını da söylemiş oluyorsunuz.
Evren parçacık ve dalga gibi en az ikili dualite durum olmakla zamanın olgu ve olaylarını üst üste saran süreçleriyle başladı. Başlayan bu süreç enerji dönüşümlü, enerji düzen hareketiydi. Enerji düzenli bu dönüşüm hareketlerinden sadece birsi de hayattı.
Hayat bir tek nedenle kotarılmış, ortaya çıkmış, belirlenmiş bir takdir ya da tasarım değildi. Hayat birden bugünkü haliyle doku, organ, entegrasyonlu organizma oluşu ile ortaya çıkmamıştı. Çıkamazdı da.
Bir ortam içinde akış ya da olgu ve olaylar o ortam malzemeli, yalıtılmış ortam ilişkileri ile yalıtımın çevre ilişkisinden oluşuyordu. Çevre de, stabil (kararlı) olmayan durumların değişmeleri içindeki çevre ilişkileriyle var olup, gelip geçici kararlı durumlarla oluyordu.
Zıtlıkların alan etkili taşıyıcı dalgalanmaları üzerine modüle oluş yeni bir biçimlenişle yeni bir ruh yeni bir soluk yeni bir hayattır. Hayatı, nasıl var oluruz sorusunu ve neden ölürüz sorusunu böyle kavrayacaktır.
Firen frensiz lige dönüşüyordu. Bir sürecin ileri yön (git sürecine) ya da geri yön (gel) sürecine firen etkisi olmakla, birbirine takoz olmakla ortam enerjisinin düzenliliğini bozan durum, ters yönde bozulanı düzenleyen, boşalanı yerine ikame eden değiştiren devimi oluşur.
Zıt yönün bu kez de azalan yönde boşluğu ortaya koyan sürece doğru hücum etkisi, azalanı çoğaltmak boşalanı doldurmak, kırpılanı eklemek gibi zıt yön sürecini devam ettirir.
1-Entropinin kuralıdır. Var oluş gibi yokuş yukarı olmanın tersi de her durumda iniş aşağı olan organ ve organ eller yıpranması ile öleceğiz. Ama bizim dışımıza olan hayat için yaşama dek azalan etkilere karşı, azalan etkiyi artıran yönde; azalan enerjiyi yokuş yukarı yapmak, hayata maliyetli katkı veren enerji biçimine dönüşme olmaktadır.
Yırtılanı tersten onarma, bütün olanın yüzey hacim gerilmeli çelişkisi nedenle hücre bölünmesi, yıprananın restorasyon el tepkisi ise ilanihaye değildi. Üstelik vücudumuz içinde kendisini yenileyemeyen kas dokuları, mitokondri, sinir hücreleri gibi sentez olmanın maliyeti nedenlerle de öleceğiz. Hayat elbet bir gün bunu da aşabilir.
Şunun şurasında hayat üç milyar yılın sonunda çok hücreliliğe beş yüz milyon yıl önce geçmişti. Hayat üç milyar yıl sonra ölümsüzlüğü tersten ölüm yapan süreçleriyle ölümsüzlük yanında ölümle de yoluna devam etmeye başlamıştı. Ölümsüzü ölüm yapan hayat, bu diyalektikti dinamik içinde üreten topluma geliş gibi ölümü, ölümsüzlük yapacak bam başka çevrimler içine girmeyeceği düşünülemez bile.
5 Kendisini yaşamımız boyunca 7 000-20 000 kes tekrarlarla çoğaltan telomerlerin her tekrar çoğalmasında boyu biraz kısalır.
Bu tür belli bir kısalmalar öyle bir kritik eşiğin değer boyuna gelince telomer artık bölünüp çoğalamaz. İşlevi düşer. Artık hücre çoğalmaz bir durumla sıfırlanır. Bu durumda telomerin bölünüp çoğalması biten hücre, ancak en fazla birkaç yıl yaşar.
6- Hayati olan, canlanma ve ben bilinci olma tepkisi olan ozmos sürecini biraz ayrıntılı anlatalım.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...