Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Özgecilik, irade ve totem otoriteye karşı kolektif grup egemenliği örtünme simgesi altında mana edilmişti. Örtünme o aşamadaki o grupların sentezi veren kişilerin özgecil bir simgeyle alameti farikasıydı. Oysa köleci sistemdeki örtünme özgecil olmayıp, egemenliği, iradeyi efendiye ya da mülk sahibine teslim etmenin sınıfsal karakteriyle El in iradesiydi.

El in iradesi zenginliği ve fakirliği ortaya koyucu rızk vermenin iradesi olması nedenle egemenlik El in örtünün deme iradesi içinde bu türden karşıtlaşmanın ve sınıfsal oluşun bencil ve kibir abidesi olmanın alameti farikasıydı. Örtünme köleci sistemde sınıfsal kimliğin ve örtünme tipine göre muamele görmenin deşifresiydi.

Bu türden köleci inanç ve kaygılarıyla örtünme ve giyinme; soğuktan korunmanın, çıplaklığı örtmenin çok çok dışında var olan bir tutumdu. Bu tür mana verici giyinmeler ön ittifaklardan beri önce kurumsal, sonrada sömürgeci bir sınıfsal tutumun simgesi olan anlatımlarına dönüşmüştü.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Meclisi Mebbusan açılış hareketi sonucunda El mana düşüncesinin temsili ve temsilcisi olan saltanat; bu yeni oluşumu içine sindirmese de saltanat artık meclis baskısını ve meclis iradesini istemeye istemeye tanıyordu. Ok yaydan çıkmış, irade ve egemenlik paylaşılmıştı. Geriye döndürülemezdi.

El temsilcisi olan saltanat, Mebuslar meclisini kaale alıp, dinlemesiyle artık saltanat kendi kalesine gol atmıştı. Köleci bir saltanatınız ve "egemenlik efendilerindir (egemenlik El'indir)" diyen "El Hâkim" baskısı olmasaydı ona direnip onun yıkılan bir saltanatı da olmayacaktı

Meclisi Mebbusan koşullarında; yeni durumu ile millet saltanatın ve padişah iradesinin irade otağı ve irade benzeriydi. Hala El'in egemenliği sürüyordu. Olup biten muzafferlik; soyut bir egemenlik alanında El'in ortağı ve benzeri oluştu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu El'lerin monarşin dönemli hikayeleri bizlere oligarşini dönemli hikâye içinde anlatılmaktadır. Monarşin söylem tevhidi olan oligarşin söyleme göre çelişki ve tutarsız bir durum olmakla kendisini ele vermektedir.

Birinci teolojik hal grotesk ilikle beraber somut süreçlerin geride kalan iz düşümlerini kişi zihninde gölgeler olarak yansıtmaydı. İlahi dönemdi. Birinci teolojik hal kolektif oluşa göre kolektif ilikti.

İkinci teolojik hal özelleştiren kişi sahipliğini söyleyen soyuttu. Söyleyen failin ne olduğu belirsiz bir mana anlayışıydı. Söylemi belliydi. Takdirle talihlisini bulacak olan rızk söyleminin, karşılığını bulacak denkleşişi kişi güya belli değildi. Bu süreç monarşin süreçti.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Hakimiyeti milliye söylemi kapsamında dogma ile yetişenler içten içe herkesin kendi anlaması olan bilinçlenmeyi, başkasının da öyle anladığı bir biçimsel mana sanıyordu. Bu dogmatik anlamaya göre Milletin Hakimiyeti, sultanın saltanatıyla gerçek oluyordu! Çünkü referanslar iman üzerineydi!

Mondros Silah bırakışmasından sonra şimdi saltanat adüv tehdidi ve düşman etkisi altındaydı. Yurdun tehdit altında olması dahi saltanatın selameti ile eşleşiyordu. O halde halk hareketi olan HAKİMİYETİ MİLLİYE iradesiyle saltanat, vuzuha (açıklığa anlaşılırlığa, huzura) kavuşturulmalıydı! Çoğu halktan kişiler ve kadrodan çok kişilerin fikri ve düşünce özgürlüğü(!) buydu!

Ortada 600 yıldan fazla bir zaman ömrü ile konjonktür sel olması sürdürülememiş cenazesi kalkması gereken bir enkaz vardı. Fakat küllerin içinde her daim üflenmesi gereken kıvılcım olasıydı. Mustafa Kemal HAKİMİYETİ MİLLİYE ile bu kıvılcımı yakıp tutuşturacaktı. Enkazda çıkması olası tek sunu, tek proje buydu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ama Anadolu halkının bu meşruiyet içinde oluşu hiçbir işgalci emperyalizmin işine gelmiyordu. Bu yüzden işgalciler maskeliydi. İşgalciler Wilson ve Lenin ilkesini deklare ediyorlardı. Lakin işgalci maskesi ile uygulamada tam bir vahşi işgalciydiler. Bu nedenle işgalcilerden hiç kimse Anadolu'nun bu meşruluğuna haklısın aslanım; "yürü seni kim tutar" demiyordu.

Anadolu halkının haklı olup yürümesi için yeni VESİLE KOŞULLAR vardı. Temel koşul olmayan bu vesile koşuldan birisi Sovyetler birliğiydi. Dünün emperyalisti olan Çarlık Rusya'sı şimdinin devrimi içinde Sovyetler Birliğiydi. İlk anda ve bir süre bambaşka bir politika içindeydi.

Sovyetler de o anda kendi meşruiyeti için mücadelesini veren bir oluşum olmakla beraber; üzerinde birkaç yıl geçen devrimleriyle, mazlum milletleri destekleyen, işgalciliğe ve emperyalizme karşı çıkan ülkeydi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu bölüm 300 Word sayfalık "Kurtuluşun felsefesi" yazım içeriğinde olukta yayınlanmayan kısımlardandır.

Ömrü, Yıldırım orduları komutanlığında, Derne de, Tobruk ta, Cihan savaşın da, Çanakkale’de, Kurtuluş savaşı içinde de Anafartalar’da geçmiş biri, şahin olacak yerde şaşılacak şekilde; "Yurtta barış Dünyada barış" diyerek barış güvercini oluyordu.

Yurtta barış ve Dünyada barış denilen ortamın rehaveti içinde karanlık tezgâhlarda yetişmiş birileri de; "benim dinimle, benim kinimle tanışın ve "benim dinimle, benim kinim içinde yarışın" diyordular. Ol nedenle derin ve değerli bir yalnızlık içindeydiler!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Anadolu'nun işgali ve işgalle başlayan tasalluttu mezalimiler padişah yanlısı olan kimi insanlarımızda da nefreti oluşuyordu. Bu nedenle bu nefreti ve özgürlükçü duyguların ruh hareketiyle Anadolu'nun şurasında burasında bir karar merkezi olmayan geçici ve sürekli çoban ateşleri parlayıp sönüyordu.

Bu çoban ateşlerinden birisi; neyi, nasıl ve ne şekilde yapacağı inanması içinde olmanın en kararlı; emin yol adımlarını atmakla diğer çoban ateşlerinin arasında sıyrılıp çıkmaya başladı. Bu çıkış Samsun'da Güneş'in doğmasındaki ısı ve aydınlık huzurlu güvenin çekeyini oluştu.

Bu çekey oluş hareketin bilinci ve beyni olma umudunu çoban ateşlerine vermekle; çoban ateşleri bu kez yeniden ve daha bir kararlı tutuştular. Bu hareket neyi, nasıl ve niçin yapacağını hem halka şikâyet ediyordu. Hem de yapılacaklarla manevi kuvvetlenme işi halka anlatıyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Doktorların hastane alanında konsültasyon için daimi bir öz yönetim oluşturmaları gibi öz yönetimler de parlamentonun üstesinden gelemeyeceği teknik gelişimler olmakla böyle yapıcı ve katılımcıydı. Öz yönetimler, genel parlamenterliğe gidici (halk desteği arayıcı) bölücü, sömürtücü irade, değildiler.

İşte Prens Sabahaddin şartları oluşmayan bu âdemi merkeziyetçiliği savunan; âdemi merkeziyetçiliği liberal mülkiyetçi ekonomi bazına ve etnik kültürler bazına indirgemekle; ayakları yerde olmayan bir düşüncenin kotarıcısıydı (taraftarıydı) .

Gören gözler, özne nesneli düşünen beyinler için bu açık bir işbirlikçilik çağrısıydı. İttihat ve Terakkinin Teşkilatı Mahsusası, Prens Sabahaddin'in İngiliz işbirlikçiliğini açığa çıkarmasıyla, Sabahaddin'in yurt dışına tüymesi bir anda olacaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

"Tanı bunları
Tanı da büyü"

Farkı gör, Cehaleti gör. Müttefikçe olmayı; kırk altı dan bu yana olan siyasetlerin kendi deyimleriyle Atlantik işbirlikçiliğini gör. İşbirliği içinde olmak başka şeydi. İş birliği içindeyim diye şamar oğlanı olup, jandarmalık işlevle taşeronluk yapmak ayrı şeydi.

İşte bu ön görüleri içinde barındırmalarla, “Yurtta sulh cihanda sulh”, ne demek onu gör. Büyük devlet olmak ne demek, Sadabat anlaşmasıyla gör.

Devamını Oku
Bayram Kaya

11.01.2017 tarihi itibarıyla bu günler iyi bir hikâye anlatımına gereksinme duyduğumuz günlerdi. İyi yönetilmeye, başarıya, iş bulmaya, terörden kurtulmaya, hukuka, demokrasiye, yalan söylemeyen erke, şehit cenazelerinin gelmemesine aç ve susuz olduğumuz şu günlerde evet iyi bir hikâyeye ihtiyacımız vardı.

Atatürk ülkeyi kurtardıktan sonra ülkenin tapusunu üzerine geçirebilirdi. Buna halk dâhil genelde kimse bir şey demezdi. Korktukları için değil, bin yıldır gelenekten gelen terbiye böyleydi.

Zaten halkın ulufeye ve iltifatı şahaneye mazhar olmaları dışında pek mülkü yoktu. Çift bozandı. Mülk memaliki Osmanlıydı. Yani mülk başta olan padişahın mülküydü. Padişahın mülkü vardı. Bundan ötürü de padişahın iradesi ya da iradeyi seniyyesi vardı. Anlatımı bir paragraf daha ayrıntılı kılalım.

Devamını Oku