Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Düşünmede görmüşte abiye
Der ola ki bende olayım tabiye

Ne duyarak yazıyorsunuz?
Diyorlar bizlere.
A canım duymadan yazılır mı?

Devamını Oku
Bayram Kaya

İtirazım var
Şu sezayı semaya.
Sanma inal imrenirim
Anlamdaki temaya

İnsan bilirlik

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ama öznel saçma tutumlar toplumsal talep değildir. Bunların imajını toplumda taşır olmak, talep kılmak saçmadır. Hiçbir doğrulama ve yanlışlaşmayı ortaya koyamazsınız. Ancak inancı dolandırarak ve tersten, toplumun konularını ve nesnel ilişkilerini, inancın bir konusu gibisine, emri yaparak nesnelliğe oturtmaya, nesnelliği yönetip yönlendirmeye başlarsınız.

Bu da nesnel ilişkilerin değil, inancın; güya nesnel ilişkilere, beyhude oturtulması olacaktır. Nesnel işleyişle üretim sürdürülürken, inançsal baskı ile sömürülür oluştur. İnsanın gelişmesi toplumda ortaya koyacağı özgürleşmesi, bağımsızlaşması, rölantiye biner. Haksızlıkları cehaletin razılığını alan uzlaşı ile demokratik tavırlarınızı tüme yakın olaraktan ortadan kaldırmanın, ortaya konuşu olacaktır. Gizli tezgâhların amacı budur. Bireylik ise, maksatlı tavırları bilmeden, inanma mutluluklarının erimiyle, davranışlarını oligarşik yapıların güdümünü kolaylayan birleşmelerle, işbirlikçi bir duruma düşerler.

Örneğin, şöyle bir halksal inanmanın; hem bir hak ve hem bir özgürlük olduğunu bir an varsayalım. Dense ki; Toplumsal faaliyetten önce, haftada bir, bardakçı baba türbesi ziyaret olunacak. Buna imkânı olamayanlar, anma duasına duracak. İmkânı olanlar, sandukasına yüzünü ve dudağını sürecek. 300 kez falan duayı okunacak...

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu tutum çok tabi ve doğru idi. Hayat nesnelik ve nesnel oluşun enerji, zaman, devinim alanları ile çatışıp, oluşta beliriyordu. Bu insanın enerji alanının nesnel alanı ile bir şarj ve deşarj beliriş biçimi idi. Ve bir Yüce Ruh duyuşu ile bu hal çekeyleniyordu. Ve kişi bunu öznelinde aracısız yaşamak zorunda idi. Birincil temellerin giderilmesinden sonradır ki, bu ikincil ve birincile atbaşı olurluk enerji transferi, kişiye tarifsiz duyuluşlarla yaşama hazını ve yaşama gayesini veriyordu.

Bu insanın insan olurluğunda, enerji alanları boyutunda ürettiği ikinci yanı idi. Tek zaafı, çelişkisi, İnanç alanını, kurallaşıp, kendini bu kurallarla çatıştırarak, en evrensel ilke olan, geliştirip olgunlaştırma, ilkelerini, henüz bilemiyor olmasıdır. Bu yüzden de, gelişemiyor ve her türlü istismara, çok çabuk ve kolay kapılanıyordu. Bunu bilen ben içinci tutumlar, hemen durumun istismarını en öne getirdiler. Kimi kez daha iyi olacak diye kandırdılar. Kimi kez de sömürme nedeniyle sömürülenlerin ahret inancı duygularını okşadılar. Bu ulvi kanaatli insanları madden ve manen mutsuz, ezilmiş tavırlı, güvensiz kullanılmışlık hisli, insan psikolojisini, insanlığa armağan ettiler.

İnanç, insanın insanlığını üretirken toplumsallığını taşıyacak motivasyon bazlı, faz taşıyıcı zarf olacakken, aksine karşı duran sürtüştüren önü alınmaz bir yapıya girdirilmiştir. İnanç toplum içinde, bireyliğin her şeyi bilemez oluşunun verdiği yok oluşu ve yorumladıkları mantık oluşturma hayranlıklarını, tamamlayacak esnek, öznel yanı olmalı idi. Bu da insanın felsefe bilirliği ortaklaşması ile olacaktır. Bu taşıyıcı zarf (modüle edilen) , asıl modüle eden frekansı, Ya da genliği (Toplumu) , hiçbir şekilde etkilemez gibidir. Ruhsal sağlığı kararlı kişiler; kullanılabilir yan yana kuvvetler alanı gibi düşünülüp geliştirilmeli. İnsanın hayal sararlığı ile nesnel görüşünün yan yana, aynı zaman ve mekânda var oluşunun yok edilemezliği gibi bir şey bu. Hayalle gerçeği nasıl ilişkileme ve ilişkileyememe somutunu yaşıyorsak, bu da böyle yaşayıp gideceğimiz, hep kendi kulvarlarında olacak, ancak öznelliğin tadacağı alanlardır. Bu, belki de insanın boyutlar arası uzam duyum taşır iliş kinliği, yönü olabilecektir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bilirim sebep olacaksın, tersin
Hoş gelir gülşen ezer gibi agahta
Pür melalim, hal mı korsun nagahta
Küt küt eder de düşerim; etersin.

Sen sanmayaki bir ana yetersin

Devamını Oku
Bayram Kaya

Söz var ağı ola
Söz var bağı ola
Söz var çağı ola

Söz var yaslanacak dağı ola
Söz var zamanda zeminde duyula

Devamını Oku
Bayram Kaya

30-Kaşında kıl aldırmayan
Kulak dikelten kırışma
Ai ai! demez, ainiz ainiz der
Şu da yaraşır mı? demez
Her naneyi yer
Ağresif ve nazik huylu

Devamını Oku
Bayram Kaya

Romus ve Romulus'ların torunları, yani Roma; dinlerin çeşitliliğine evet diyordu. Sakınılan oluşla bir dinsizliğe de evet diyordular. Sadece dinsizliğin (dinlere saldıran inançların) başarı kazanıp, üste çıkıp, muaffak olmasına hayır diyordular. O çağda, dinsizlik anlayışı, dine inanmamak anlamına gelen sözler değildi. Başka dinlere; ister totemist olsun, ister pagan olsun, ister putperest olsun; ne olursa olsun; başka inançlara tehdit olup, başka inançlara putçu diye saldıranlara “dinsiz” diyordular.

Monoteist anlayışlar, o coğrafyaya egemen olunca, dinsizliğin tanımı, anlamı da değişime uğrayacaktı. Kendi dininde olmamak dinsizlikti! Ancak günümüzde bu vurgunun üzerine ciddiyetle gidilecekti. İlkin Musevi monoteizmi olan (Yahudilikte) kendi dışındakileri hep dinsiz sayıldı. Hıristiyanlıkta kendisi dışını; yıkılması, yakılması gereken bir dinsizlik, sapıklık olarak görüyordu.

Diğer tek tanrı anlayışı olan İslam da bundan müstesna değildi: İslam da aynı şekilde; “İslam’dan gayrı olanları sapıklıkla itham” ediyordu. Oysa ilk totemistler, ironi oluşla putperestler birbirine ve de yeni yeni oluşan din sahiplerine hiç te dinsiz demiyorlardı. Çünkü totemizm, ilk baştan toplumsa yapının epey bir zamanı buyunca, hiç bir zaman din olmadı ve din iddiasında da değildi. Din, sınıflı yapının bileşim ürünüydü.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İşte böylesine bir akılcı heyecanla, eğrilikle doğruluğun; erdemsizlikle erdemin, kıyaslandığı anlardan biridir, bu yemekli davet toplantımız.

Şu da unutulmasın ki, Aristo, Sokrates ve Eflatun(Platon) dönemi, bir köle düzeni ve köleci devletler dönemidir. Köle emeğinin, tükettiğinden fazlasını, artık değer olarak üretir olması, Atina Nüfusunun ¾ ünün köle nüfus olmasıyladır ki bu düşünürler, bozulan bu köleci düzeni düzeltmeye uğraşmakla meşguldürler. Bozuk köleci düzeni düzeltmek isteyen ahlakçılarıyla Sami, İbrani grupların monoteist anlayışları gibi uğraşçıdırlar. Ne var ki birinin kaynağı ilahilik iken, diğeri insan aklının müsademesidir.

Kocamış Kephalosun Daveti Sokrat'ın, o insanı kendinden geçiren efsuni anlatışı ile sürüp gidiyordu: “Toplumumuzu toplum yapan erdemlerimizdir” diyordu. Ve devamla; “toplumumuz olmasaydı ne yapardık” diyordu. Sokrat, kendisini dinleyenlerin içtenliğinden öylesine emin oluşçu söylemleriyle, önce sözü yanlışlıklara getiriyor. Sonra da ikinci konu olaraktan paranın ne işe yaradığını, ballandıra ballandıra anlatmaktadır. Ve konu tamda doğruluğun ne olduğunu anlatmaya gelmişti ki, Koca Sokrat az bir soluklanır oldu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Efkârı vurmuş suya
İçtim huyum bu ya
Darlaşırdım sızlanırken
Şimdi efkârım boydan boya.

Çıktım yücesine

Devamını Oku