Ne zaman sarılıp öpsem
Duygulardan taşarım
Dökülürüm, tepeden tırnağa
Sanki sonbahar kasveti gitmiş
Baharın al yeşil coşmalarıdır
Baştan aşağı giyilen
Yüreğinin sesini dinleyemeyen
Korkularını dinleyecekti
Ve öylece işkilli
Ağır bürokrat
Bir döndü durdu
İniltiler ahlarla eklemli
Sen uykularımı kaçıran
Her dem beklediğim
Umur açkını.
Zamanca üşüşme dolup
Hüsran ile yol olup,
Gönlümün saçkını.
Sanki, bütün göğü yutmuştuda
Ondan geliyordu, gökgürültüsü
Hazımsızlık işte
Saman onun değildi
Alışmıştı da, hoyratlığa
“”Kimlerle onur duymadık ki!
Verirler di topluma bir şeylerini...
Mustafa Kemal, Nazım, Akif, Necip Fazıl
Cahit Arf, Mumcu, Üçok, Dursunlar...dan gayri! ..
Topraklarda sürgünler yaratanlar
Dünyayı dalgalanması oldurur
Gönül bu dünyayı gül için soldurur
Azgın zamanda sular durulur
Gel cancağızım, bahtımızı bilelim
Azgınlık fonksiyonun titreyişidir.
Bir yanda akıl devren.
Bir yanda varlarıyla,
Kalmayıp yoklarıyla;
Ha bire varlaşan evren.
Bir yanda somutundan önce
Duvar dibi yaşantılar
Kül rengi ansılar
İçsinilmemiş söylemler
Yüküm tutmamış edişler
Kavramlar sığınılmış tabu
Sana da ana baba diyorlar yaaa
Hayali bir uydurmadan, düşünceden mülhemdir.
Bir arı bir sinek
Bir narı bir binek
Bahçeye girdi dilek
Verimli ya biz onu bilek!
İşte böylesine bir akılcı heyecanla, eğrilikle doğruluğun; erdemsizlikle erdemin, kıyaslandığı anlardan biridir, bu yemekli davet toplantımız.
Şu da unutulmasın ki, Aristo, Sokrates ve Eflatun(Platon) dönemi, bir köle düzeni ve köleci devletler dönemidir. Köle emeğinin, tükettiğinden fazlasını, artık değer olarak üretir olması, Atina Nüfusunun ¾ ünün köle nüfus olmasıyladır ki bu düşünürler, bozulan bu köleci düzeni düzeltmeye uğraşmakla meşguldürler. Bozuk köleci düzeni düzeltmek isteyen ahlakçılarıyla Sami, İbrani grupların monoteist anlayışları gibi uğraşçıdırlar. Ne var ki birinin kaynağı ilahilik iken, diğeri insan aklının müsademesidir.
Kocamış Kephalosun Daveti Sokrat'ın, o insanı kendinden geçiren efsuni anlatışı ile sürüp gidiyordu: “Toplumumuzu toplum yapan erdemlerimizdir” diyordu. Ve devamla; “toplumumuz olmasaydı ne yapardık” diyordu. Sokrat, kendisini dinleyenlerin içtenliğinden öylesine emin oluşçu söylemleriyle, önce sözü yanlışlıklara getiriyor. Sonra da ikinci konu olaraktan paranın ne işe yaradığını, ballandıra ballandıra anlatmaktadır. Ve konu tamda doğruluğun ne olduğunu anlatmaya gelmişti ki, Koca Sokrat az bir soluklanır oldu.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...