BAWER BAGER
Şair, yazar ve aforizma yazarı.
Eserlerinde aşk, hasret, özgürlük, adalet, insanlık ve hakikat temalarını işler. Türkçe ve Kürtçe (Kurmancî) şiirler kaleme alır. Yazılarında duygu ile direnişi, bireysel acı ile toplumsal hafızayı bir araya getirmeye çalışır.
Seçme Söz:
"Teslimiyet kölelerin işidir, sevenlerin değil. Çünkü gerçek âşıklar mücadele eder; sevdalarının önündeki bütün karanlıklara karşı ışık olmak için savaşırlar."
— Bawer Bager
Ne Gilgamêş seni buldu,
ne de Nietzsche seni inkâr edebildi.
Arayanlar izine vardılar,
fakat hakikatinin sonuna erişemediler.
Sen, İbrahim'in ateşinde serinlik,
Musa'nın asasındaki umut,
Gün yüzü görmemiş bir at,
Dikensiz gülü yiyemeyeceğini sanırmış.
Papatya tarlasında karnını doyurunca anladı ki;
Zalim olan dünya değil, sahibiydi.
Sonra dediler ki:
"Denizin suyu tuzludur,
Gelek gotinên xelkê hatin guhê min,
min bê dilê xwe ji tu kesî bawer nekir.
Îro dilê min qet ji te bawer nake.
Ew bê te ne sûcê tu kesî ye.
— Bawer Bager
Bilmezler; yıktıkları hayatın enkazının altında en son kendilerinin kalacağını.
En sert taşın bile yıkılan duvarın altında toza döndüğünün farkında bile değiller.
İnsanın bağırarak duyulmadığı tek yer, gönül yuvasıdır. Sakın kimsenin gönül yuvasını yıkmayın. O yıkılınca, ne kadar kaçarsanız kaçın, sonunda altında yine siz kalırsınız.
Onun için, sakın hiç kimsenin omzuna kaldıramayacağı yükü yüklemeyin.
Sonra o gidince, yükün ağrısı size kalır.
Bawer Bager
Bir Akşamüstü
Bir akşamüstüydü... Her şeyi mahvetmek için yemin etmiş gibi bana saldırıyordu.
Sonra sessiz kaldığımı görünce daha da saldırdı. Ben de biraz daha bekledim. Merakımdan değil; bir insan, hayatımı mahvetmek için gerçekten bu kadar düşmeye değer mi diye düşündüm.
Sonra baktım ki yanlışlıkla bile dilimi ona sürtsem, bir ömür pişman olacağım. Artık karşılık vermek bir yana, onu muhatap bile almamam gerektiğine emin oldum.
İşte tam orada her şey koptu. Sanki yüreğim patladı, beynim kanama geçirdi, bütün sinir sistemim felç oldu. Ama yine de onun, bir zamanlar sevdiğim insan olduğunu hatırlıyordum.
O an, sanki bir makineye bağlıydım da birileri gelip o fişi çeksin istiyordum. O kadar çok istiyordum ki... Oysa hiçbir cihaza bağlı değildim. Sadece yüreğimden onu tamamen kaybetmiştim. Gönlüm ne kadar kabul etmese de, zihnim her şeyi bitirmişti.
Bulutun suya, toprağın yağmura hasret kaldığı o an gibiyim.
Yüreğim gittikçe Arap Yarımadası gibi çölleşiyor. Kurak bir toprak gibi; içimde şiirden başka hiçbir şey yok, sen bile.
Ruhum bedenimi terk etmek istiyor, bedenim ise ruhumu öldürmek. Gittikçe sana benziyorum; kendimi kendi içimde öldürmek isteyebilecek kadar.
Şimdi anladın mı neden senden uzaklaştığımı? Sana karşı kin ve nefreti neden bıraktığımı? Kıskançlığın, sahip olamamanın hırsı değil; sadece gerçekten sevenlerin taşıdığı bir duygu olduğunu anladın mı? Ve neden seni terk edip huzura kavuştuğumu...
Şimdi, "Su Yolundaki Şiir"de neden seni kayaya benzettiğimi anladın mı? Vicdanı olup da onu kullanma gereği duymayan yüreksiz...
Bawer Bager
Yüreğim, denizin dibinde güneşe hasret kalmış bir çakıl taşı gibidir.
Gölge yapmana gerek yok üstümde; yedi tabakadan daha kalın senin derdin var gönlümde.
Sen su olma azizim. Denizde sudan daha çok ne var? Ama tuzludur; insanı değil, balıkları yaşatır. Sen hava ol; nefes almaya ihtiyacım var. Boğulmak üzereyim.
Güneş de senin gibi ısrar etti: "Ben suyu delerim," dedi. Okyanusun derinliğini unuttu.
Sen de benim ne hâlde olduğumu unuttun.
Bir gün geri dönmek istersen, bıraktığın yerde değil; gelmediğin yerde olacağım. Bıraktığın gibi değilim artık. Sen de bunu böyle kabul edersen, gelirsin.
Sen çöle yağan yağmursun; yağınca, güzelliğinden sarhoş olan kum, varlığını inkâr eder seni içinde hapsettiği için.
Saklı olan güzellik, heba edilen ömür gibidir; her anı pişmanlık doludur. Yaşanmış ve yaşanmamış her şey için...
Bulut olsan, yağmurunu görmeyecek toprağa yağma. Su olsan, seni içerken bile varlığını inkâr edeni doyurmaya çalışma.
Mevsimlerin varlığı, her şeyi zamanında güzelleştirmektir. Unutma; kışın karı, yazın güneşi kadar güzeldir. Yaprak dökümü de çiçek açmak kadar...
— Bawer Bager
Dağa sormuşlar:
“Niye bu kadar hüzünlüsün?”
Dağ, gülümseyerek bir ah çekmiş:
“Sebebim sensin desem, beni anlar mısın?”
“Yok,” demiş insan,
“Ben kimim ki senin gibi bir dağı üzeyim?”
Ew bi çûk bû, nazan, bê xwedî û hal bû.
Ji heft parxana surgun bû.
Ji welatê xwe penaber bû.
Ew dergûşa dayika min bû.
Tî, birçî, tazî, bê pêxas û sêwî bû...
Ew kurd bû.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!