Sessizliğin ırmağında akan bir ömrün hüzünlü anılarıyla bir hayat geçti.
Martılara simit verir gibi onu o kadar kolay harcamayın. Sizi de sessizce harcadıklarında kurtulmaya bile şansınız olmayacaktır. Çünkü siz de başkasına o şansı vermemiştiniz.
Bir akşam üstüydü.
Denize atıp kaybolmasını istediğim o kadar çok şey vardı ki ben unutmaya çalıştıkça, dalgalar sahildeki kumlara onların cansız bedenlerini günbatımında vuruyordu.
Kurtulmak imkânsız gibiydi.
Ne ben ayrılabildim oradan ne de güneş battı.
Yine kaldık senden kalan her şeyle baş başa.
Sanki güneş bizi bekliyordu; barışın kapısında batmayı reddedercesine... Ben de denizin içinden, bir denizkızı gibi çıkıp gelmeni bekliyordum.
Biliyorum; gel desem gelmeyeceksin, git desem de gitmeyeceksin.
Sen, mezarın başucuna konulan taş gibi oturmuşsun yüreğimde, gönlümün başucuna.
Kalkamayacaksın.
Misafir değil, kendini kendi yokluğunda bile hep ev sahibi yapacaksın.
Madem gitmeyeceksin, taş olma; bahçıvanım ol ki ellerin toprağım koksun, ruhum sana çiçeklerle açsın. Yüreğimde gönlümün mezar taşı değil, bahçıvanı ol... Bahçıvanı ol.
— Bawer Bager
Kayıt Tarihi : 2.08.2026 11:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!