Ez kurdim
Ez li ser dîwana xwe ji padîşahekî mestir bûm,
Ji pêxemberekî bi rûmetir.
Ji hemû dîroka vê cîhanê kemtir bûm.
Dema ku min rehên xwe li ser vê xwezayê danîn,
Min li hûzûra tavê û Xwedê mirovatî afirand.
Gece seni güldürmüyorsa, onu değiştirmek için ömrünü tüketme. Çünkü gecenin görevi umut vermek değil, insanı kendisiyle yüzleştirmektir. Sabah ise er ya da geç gelir; asıl mesele, o sabaha hangi ruhla ulaştığındır.
Bawer Bager
Gecenin Yükü
Gecenin yükünü bilseydi insanoğlu, her derdini ona anlatmazdı.
Çünkü gece, çaresizlerin sığındığı son limandır.
Kimi bir odanın karanlık köşesinde, kimi sokak lambalarının solgun ışığında, kimi yıkılmış bir evin çatısında, kimi de bir köprünün altında açar yüreğini geceye. Hayallerini, kırılmış umutlarını ve susturamadığı çığlıklarını ona emanet eder.
Dağların kayalıklarında sabahlayanları, cezaevlerinin soğuk köşelerinde sessizce çürüyenleri söylemiyorum bile...
Bazıları yalnızlıktan değil; binlerce insanın arasında görünmez kaldığı için geceye seslenir. Kalabalığın ortasında boğulan ruhunu, kimsenin duymadığı çığlıklarını yalnızca gece işitir.
Gökyüzünü sana boyattım; gece karanlığına karşı gündüzden daha aydın oldu. Ben de sonra bir karar verdim: Yeryüzüne adını verdim, cehenneme çevirmek için. Nasıl olsa o cehennemin içinde ben yaşıyorum.
Sen de başkasına yaşattığını yaşa diye.
Bawer Bager
Yüreğim, denizin dibinde güneşe hasret kalmış bir çakıl taşı gibidir.
Gölge yapmana gerek yok üstümde; yedi tabakadan daha kalın dert var.
Sen su olma azizim. Denizde sudan daha çok ne var? Ama tuzludur; insanı değil, balıkları yaşatır. Sen hava ol; nefes almaya ihtiyacım var. Boğulmak üzereyim.
Güneş de senin gibi ısrar etti: "Ben suyu delerim," dedi. Okyanusun derinliğini unuttu.
Sen de benim ne hâlde olduğumu unuttun.
Bir gün geri dönmek istersen, bıraktığın yerde değil; gelmediğin yerde olacağım. Bıraktığın gibi değilim artık. Sen de bunu böyle kabul edersen, gelirsin.
Gula Xwe
Gula xwe neqişandin bi rengê çîya,
çîya xwe xemiland bi rengê biharê.
Biharê xwe neqişand bi rengên hevala,
hevalan xwe xemilandin bi rengê şervanan.
Ne ez bûm gul, ne jî tu bû bihar.
Güller
Güller koktukları için güzel değiller; gül oldukları için güzeller.
Sen kır çiçeklerini dikenli sanırsın; oysa en mükemmel balı arılar onlardan yapar.
Bir de ben papatyaları çok severim; senin gibi kelebekler onlara konduğu için.
Mutluluğun ömrü üç gün bile olsa, ayçiçeğinin huzurunda ruhumu seninle birlikte güneşe teslim etmek isterdim.
Ruhu parçalanmış her can, bu dünyada yaşamaya mahkûm bırakılmıştır.
Oysa ölümü bile hak etmeyenlerin en güzel hayatı çalındı;
çalanlar ise hiçbir hesap vermeden göçüp gittiler.
Derler ki ölüm bütün dertlerin şifasıdır.
Öyleyse neden Hakk'ın yolunda yürüyenlere bu şifa bu kadar uzak düşer?
Bu bir isyan değildir.
Ruhu parçalanmış her can, bu dünyada yaşamaya mahkûm bırakılmıştır.
Oysa ölümü bile hak etmeyenlerin en güzel hayatı çalındı;
çalanlar ise hiçbir hesap vermeden göçüp gittiler.
Derler ki ölüm bütün dertlerin şifasıdır.
Öyleyse neden Hakk'ın yolunda yürüyenlere bu şifa bu kadar uzak düşer?
Bu bir isyan değildir.
Bacası tütmeyen bir ev gibiydi bütün hayallerim.
Her umuda koştuğumda, ayağıma ilk çemberi takan sevdiğim oldu. Ne zaman gökyüzüne bakıp "belki bu defa" desem, umutlarımın boynuna ilk ilmeği yine sen geçirdin. Ben düşmanımdan değil, en çok dost bildiğim yürekten yara aldım.
Bazen dayanamayınca volkanik bir dağ gibi patladım; lavlarım aktı hayatın en dip noktasına kadar. Kızgınlığım insanlara değil, bana reva görülen haksızlığa aktı. İçimde yanan ateş ne intikamdı ne de nefret; yalnızca hakikatin susturulmuş çığlığıydı.
Bazen de köklerine rüzgâr oldum, onları dağın en yüksek zirvesine kadar taşıdım. Bir ağacı meyvesi için değil, gölgesi için sevdim. Bir insanı çıkarım için değil, yüreği var sandığım için sevdim. Meğer gölgesi olmayan ağaçlar da, vicdanı olmayan insanlar da varmış.
Ne dipteyken amacım yıkmak oldu, ne de zirvedeyken seni ezmek. Çünkü ben yüksekten bakmayı değil, aynı hizada yürümeyi öğrendim. İnsan olmanın büyüklüğü başkasını küçültmekte değil, kimseyi ezmeden ayakta kalabilmektedir.
Şimdi susmuşsam Karacadağ'ın uyuyan volkanları gibi; sebebi takatsizliğim değil. Uğruna artık gürleyeceğim hiçbir şey kalmadı. Her suskunluk yenilgi değildir. Bazı sessizlikler, söylenecek her sözün israf olacağını anlamış yüreklerin son asaletidir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!