Bir zamanlar içimde kırık aynalar vardı,
her baktığımda başka bir acıyı gösteren,
ama ben yüzümü hep gülüşe çevirendim.
Kırıldım, evet,
ama en çok kırıldığımı saklarken yoruldum.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi
Aynı ufka dikiyoruz gözlerimizi belki,
ama benim göğüm, seninkinden daha eski bir yük taşır,
yıldızlar benim gecemde parlamaz,
paslı bir hatıra gibi tutunur boşluğa,
ve gece
sadece karanlık değil,
(Küllerle Örtülü Saatler)
Bir ev var içimde,
kapısına siyah tüller gerilmiş,
duvarlarında yıllardır aynı saatin pası birikiyor.
Koridorlarında yürüyen gölgeler,
ayak seslerini ceplerinde saklıyor.
Külün Altındaki Ben
Ben o kadınım.
Daha çocukken
ellerime oyuncak değil
yüzük takılan.
Saçlarım rüzgârı tanımadan
Bir zaman vardı,
dünya avuç içime sığardı benim,
gökyüzü başımı kaldırdığımda değil
kalbimi açtığımda başlardı.
Toprak, dizlerimdeki yaraları tanırdı,
her düşüş bir oyunun parçasıydı,
Merhaba
Bu bir selam değil sadece.
Bu, dünyanın bütün gürültüsünü susturup
iki insanın aynı cümlede buluşmaya çalışmasının ilk sesi.
Çünkü bazı başlangıçlar
kapı çalmaz,
Bahar bir yerden başlamadı bu kez
zaten içimde çoktan çözülmüş bir kışın devamı gibi sızdı içeri
toprağın altından değil, kalbimin en dip suskunluğundan yürüyerek.
Isınan hava değildi önce,
senin adını taşıyan görünmez bir dokunuştu
ve ben, hangi mevsime ait olduğumu unutarak
.Göl kenarında kayıp bir zaman gibi,
Müsaade edilseydi,
Adımlarım yapraklarla dans ederdi,
Ve her düş, göğsümde bir yıldız gibi parlar,
Işığını başka gözlere değil, bana saklardı.
Göğsümde eksik eller,
Senin adını her andığımda,
gözlerimde ateş kırmızı bir bahar açıyor,
kalbimin en derin kıvrımlarında
nar taneleri gibi ışıldıyor hayallerin.
Sesin, sabaha karşı uyanan kuşların
titrek ama umut dolu şarkısı,
(Olmamanın Anatomisi)
Bir şey oluveriyor,
sanki yıllardır kapalı duran bir müzenin içinde
tek bir vitrin ışığı yanıyor.
Tozlar yön değiştiriyor,
duvardaki çatlaklar bir haritaya benzemeye başlıyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!