Önemsemediğimiz bir zamanın hatırasıyım ben,
duvarları nem tutmuş bir takvimin
yırtılmamış son yaprağında asılı kalan gün.
Tozlu sandıklarda saklanan mektuplar gibi
sararmış ama hâlâ kokan bir cümleyim.
Seninle daldığım her derin düşte
Sana penceremden etime saplanan güneşten başka ne lazım sevgilim.
Bak,
sabah dediğin şey aslında sensin.
Perdeyi araladığımda içeri dolan ışık değil yalnızca,
tenime doğru yürüyen bir çağrı,
damarlarımın kapısını çalan bir yangın.
Beyazın Altındaki Çamur
Kar ne kadar çok insana benziyor değil mi,
üstü bembeyaz, altı çamur,
bir ayazın içinde suskun bir tövbe gibi yağar şehrin omuzlarına.
Sokak lambaları altında parlayan her tanesi
bir günahın üstüne örtülmüş merhamet çarşafı sanki.
Raylarda Uyuyan Kız
Altı yaşımda indim gökten
İsviçre’nin soğuk saatlerinden,
Türkiye’ye.
Dilini bilmediğim bir kaderin
Rüzgâr sert estiğinde
kokun savrulmasın diye
seni kalbimin en yeşil yerine bırakıyorum,
orada mevsimler incinmez,
orada fırtına diz çöker zamana.
Göğsümün içindeki o saklı bahçede
Şarap gibisin, haram.
Ama ben içtikçe ayılıyorum senden.
Sarhoş olan bedenim değil artık,
gerçekliğim.
Bir yudumun ömür kısaltır derlerdi,
ben her damlanla
Senden Sonra İhtimalim Yok
Seni bir fikir gibi sevmedim.
Bir inanç gibi de değil.
Seni, varlığımın içindeki boşluğu susturan
tek gerçek olarak benimsedim.
Ben dünyaya karşı değilim,
Ne zaman adını içimden geçirsem
bir dalga vurur kıyılarıma,
kumlar savrulur,
ve ben yeniden doğarım,
gözlerinin ufkuna bakarken.
Gecenin en sessiz yerinde,
Yıldızlar susmuş, ay mahzun.
Bir zamanlar avuçlarımda parlayan
O sıcacık umutlar, şimdi hangi rüzgâra savruldu?
Kalbimin kıyılarında dalgalar var hâlâ,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!