Her gün üstüme yıkılıyor hasretin,
bir bina değil bu,
içinde senin adın yankılanan bir ömür.
Tuğlaları takvim yapraklarından,
harcı suskun gecelerden.
Ben her sabah
İçimdeki çocuk ayakkabısız hâlâ,
toprağa basmayı değil
taşa katlanmayı öğrenmiş.
Sokaklar onun ayağına değil,
ayağı sokaklara alışmış.
Kırık camlı kaldırımlarda
Geceyi dinlerken,
kalbimin kıyısına dokunan tek fısıltı sensin.
Adın, içimde gizli bir melodi,
her hecesi tenime değen sıcak bir rüya.
Parmak uçların yok belki,
Kaderin Dizine Yaslanan Aşk
Sen yokken
tutunacak bir kendimi bile çalmışlardı benden.
Meğer ben kaybolmamışım,
sadece kader
beni sana gelene kadar
Rüzgâr sert estiğinde
kokun savrulmasın diye
seni kalbimin en yeşil yerine bırakıyorum,
orada mevsimler incinmez,
orada fırtına diz çöker zamana.
Göğsümün içindeki o saklı bahçede
KANATLARININ ALTINDA BEN
Aslında seni paramparça eden şeyleri
hiç olmamış gibi sustuğun yerden tanıdım ben.
Gülüşünün ardındaki çatlakları,
iyiyim derken titreyen sesini.
Ve sana orada aşık oldum.
Kar insana benzer üstü ak beyaz
Altında gizlenmiş çamurlu ayaz
Yüzünde masumluk içte bin niyaz
Her izde kararan bir gölge saklı
Toprak ayak izim ele verirken
Kırık Bir Kız Çocuğu kalbi..!
Abime söylüyorum önce,
çünkü omuzların vardı,
ama sen onları kapı eşiğine bıraktın.
Ben karışmam dedin,
erkekliğini askıya astın,
Külün Altındaki Ben
Ben o kadınım.
Daha çocukken
ellerime oyuncak değil
yüzük takılan.
Saçlarım rüzgârı tanımadan
Senin adını her andığımda,
gözlerimde ateş kırmızı bir bahar açıyor,
kalbimin en derin kıvrımlarında
nar taneleri gibi ışıldıyor hayallerin.
Sesin, sabaha karşı uyanan kuşların
titrek ama umut dolu şarkısı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!