Sen Üzülme Türkiyem
Yaşanan bu afetten
Bir suçun yok Türkiyem
Senin bir günahın yok
Sen üzülme Türkiyem
Elim boşluğa düşüyor anam,
adını söyleyince bile
boğazım düğüm düğüm…
Kime derdimi yanam
anam… anam…
Sesim duvarlara çarpıp geri dönüyor,
Şerefsiz
Elli bin garibin neydi ki suçu
Hele bi de bana kansız şerefsiz
Yaptığınız evler pul gibi uçtu
Aç gözlü namussuz hırsız şerefsiz
Vicdanını satıp sustun be gafil
Üç beş kuruş için eğildin safil
Ana duasını incittin cahil
Yolunu şaşırıp kalan şerefsiz
Günü kurtarmaya satarsın yarın
Dün gece gürdüm seni
Aşkın çildırttı yar beni
Kör olsun yar bu gözlerim
Sevmez olaydım yar seni
Yıllardır hep peşindeyim
Şeytanın yarım bıraktığı işi
Bir bakarsın
Eş tamamlar, dost ekler, akraba mühürler…
Yüreğin kırılacaksa
En çok inandıklarından gelir sarsıntı,
En çok güvendiklerin söker kapının menteşesini.
Sıra dağlar uzar gider
Bir sevdaya düşen nider
Karlı başı yürek deler
Hasret vurur yâr söz yetmez
Yolum gurbet bağım hüzün
Şiro çayı akar,
taştan öğrenmiştir sabrı,
dağdan miras almıştır suskunluğu.
Pütürge’nin bağrında bir nabız gibi atar,
her vuruşunda bir sevda uyanır.
Harâbat ehlini hor görme ey dil
Nice mestân gizlidir anda bir gül
Zâhirde kül olur bâtında bülbül
Her hâli sen bilip yok sayamazsın
Nice virânede saklıdır ihsan
Harâbat ehlini hor görme ey dil
Nice mestân gizlidir anda bir gül
Zâhirde kül olur bâtında bülbül
Her hâli sen bilip yok sayamazsın
Nice virânede saklıdır ihsan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!