Üşümeyelim diye üstümüze yorgan örten,
Sonra üstüne toprak atan…
İşte o ince çizgide durur insan,
Bir nefeslik arada, bir bakışlık dünyada.
Kar düşer gülşen-i cana lütufkârâne
Bir nigâhın yeter ey yâr devâ her cânâ
Sabrımın bağını çözdü o hilâl kaşların
Aşkın ateş gibi düştü gece-i hicrânâ
Bir tebessümle yakarsın kül eder dünyâyı
Yar… yar…
Bir offf çeksem
Göğsümden kopup giden
Duman duman hasret
Karşıdaki dağlar yıkılır
Taş taş sabrım dökülür ovaya
Cümle âlem anladı beni de,
Bir sen beni anlamadın yar...
Ne yürekler çözdü bu dili,
Ne gözler okudu içimdeki yangını.
Ama sen,
Sen hep sustun.
Bir şiir var dilimde,
ne tam doğar, ne tam ölür,
bir uçurumun kenarında
rüzgârla tartışır kelimeler.
Bir şiir var dilimde.
Bir tebessüm edip
kalbimin kapısını aralıyorlar,
anahtarı sormadan,
niyetini söylemeden.
İki gün sevgi verip
Sen gönül şehrimde sefa sürerken
Gözümde yaş gönlüm acı çekerken
Adını bir dua gibi överken
Ben senin şehrinde bir yabancıyım
Bir selamın düşseydi yâr payıma
Bir yaban eldeyim,
adımı bilen yok,
sesimi tanıyan yok.
Beni bilen, tanıyan hiç kimse yok.
Yaban ellerin
rüzgârı bile yabancı,
Bir yarim olmalı gözleri ela
Yanağı gamze saçları sırma
Gül kukulu saçları olmalı
Onun için kalbim çarpmalı
Bir tek onu görmeli gözlerim
Bin mil ötelerde de olsam
Bir kadın sevdim gözleri deniz
Bakışı büyür içimde bir iz
Hayat yolunda sabırla teriz
Adı aşk olsun kalbe yer açtım
Saçları gece yıldızdan teller




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!