Üşümeyelim diye üstümüze yorgan örten,
Sonra üstüne toprak atan…
İşte o ince çizgide durur insan,
Bir nefeslik arada, bir bakışlık dünyada.
Düşün ki dostum,
Dünya dediğin nedir?
Bir avuç gölge, bir tutam rüya,
Sabah doğan, akşam sönen bir heves…
Gam-ı fânî ile mest olmuş gönül, bî-çâre gezer
Bir serap âlemidir dünya, gelen hep yine gider
Nefes emânet-i Hak’tır, kişi bilmez ne eder
Sır budur ey dil-i hayrân, bu cihân bir sefer olur
Biz ki toprağın emaneti,
Toprağa dönecek olan,
Bir damla su gibi akıp giden
Bir ömürlük yolcuyuz aslında.
Ne kadar sarılsan da eşyaya,
Ne kadar “benim” desen de hayata,
Bir gün “sen” dediğin bile senden gider,
Ve geriye sadece Hak kalır.
Zînet-i mülk ü makam aldatır insân olanı
Bir avuç hâk ile örterler en son yatanı
Ne hevâ kalır, ne heves, ne de “ben” zannı sanı
Âkıbet perdesi kalkınca hakîkat zuhur olur
Bir kapıdan girer gibi doğduk,
Bir kapıdan çıkar gibi öleceğiz,
Arada kaldı sandığımız her şey
Meğer bir imtihanın gölgesiymiş.
Dostum,
Gönül dediğin yer, dünya yükünü taşımaz,
Orası aşk içindir,
Orası Hak içindir,
Orası bir tek “O”na açılan dergâhtır.
Meyl-i dünyâ ile gönlün nice zindânlara düşer
Her heves bir yeni zincir, nice efgânlara düşer
Kim ki Hak’tan yüz çevirse kuru hüsrânlara düşer
Ârif olan bilir ancak bu yolun sonu nûr olur
Bir gün bakarsın ki
Sırtına örtülen yorgan da emanet,
Altına serilen toprak da…
Ne üst senin, ne alt senin,
Ne nefes senin, ne beden senin.
İşte o vakit anlarsın,
Boşuna kırılmışsın,
Boşuna darılmışsın,
Boşuna tutmuşsun dünyanın eteğini…
Aşk-ı Mevlâ ile yansın diye kalb-i virân
O ateşdir ki yakar nefsini, eyler îmân
Secde bir sır kapısıdır, açılır her dem o cân
Her kim o sırra ererse ona her dem huzur olur
Bir damla gözyaşıyla çözülür bütün düğümler,
Bir “Ya Rab” ile erir dağlar,
Bir secdeyle silinir yılların yükü…
Dostum,
Bu dünya bir konak yeridir,
Ne kalıcıdır, ne de kalınacak yer…
Asıl yurt kalpte kurulur,
Asıl varlık Hak’ta bulunur.
Çekilir perde-i gaflet, görünür rûy-ı cemâl
Silinir kalpten o kir, kalmaz içinde melâl
Bir “Hû” sedâsı ile dolar âlem-i hayâl
Bu hakîkatle uyananlara her an sürûr olur
Sen kendini ararken kaybolma,
Sen dünyayı tutarken düşme,
Sen nefsi büyütürken küçülme…
Bir gün herkes susacak,
Bir gün herkes gömülecek,
Ama hakikati bulan
Ölmeden önce ölenlerdir.
Fânîdir cümle varlık, bâkîdir ancak o Yâr
Kul bilir aslını buldukça eder terk-i diyâr
Kul Ortak der ki bu sır gönlüme düştü ne var
Hak ile olan gönüller ebedî bahtiyar olur
İşte o sırra eren bilir ki:
Ne yorgan ısıtır aslında,
Ne toprak üşütür…
Isıtan da O’dur,
Üşüten de O…
Ve en sonunda
Bir ses yükselir içinden,
Bir hakikat gibi, bir teslimiyet gibi:
Ben yokum, Sen varsın…
Ben sustum, Sen konuş…
Ben bittim, Sen başla…
İşte o an
Kul olur insan,
Hak ile dolan bir nefes olur…
Ve o nefesin içinde
Bir isim yankılanır derinden, ağır ağır:
KUL ORTAK
Baki OrtakKayıt Tarihi : 13.04.2026 22:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!