Bir tebriz karasında
Dünyaya geldim dert ile tanıştım
Bir ilkbahar sabahıydı
Şafak vaktinde gözümü açtım
Dünya yükü sırtımdan hiç inmedi
Ağlayan gözlerim bir kez gülmedi
Bahtım kara yüzüm güze dönmedi
Kader yokuş çeke çeke yoruldum
Her baharın ardından kışlar geldi
Düştüm de kalkmadım yollarım suskun
Ömrümden eksildi baharım hüznüm
Gözlerim nem dolu içimde hüzün
Geceme dert düştü yoruldum Baba
Yollarım yokuştu dizlerim çöktü
Yalanı bir meslek bilmiş sözlerden
Vicdanları satılmış kör özlerden
Menfaat uğruna eğmiş dizlerden
Usandım darıldım yoruldum ben de
Edep ne bilmez olmuş nice elden
Tükendi gönlümde sabrın hevesi
Kırıldı düşlerim sustu neşesi
Bağrımda taşıdım kahrın nefesi
Sonunda pes ettim yoruldum hayat
Gözlerim bulandı bahar nerede
Kır çiçeği gibi açtın erkenden
Düşürdün gönlümü dertli derdinden
Ak güvercin gibi kaçtın elimden
Yüreğimde kaldı yası Zeynebim
Baharda tomurcuk kışta solarsın
Yürek yaram...
Bak yine gece oldu
Yine o sessizliğin içindeyim
Yine ellerim bomboş
Ama yüreğim dolu hem de senle
Bir zamanlar gül açardı gönlümde
Kalmadı bir eser o eski hâlimde
Dert yüküyle çöktüm bu genç ömrümde
Gençliğimi benden çaldınız yıllar
Bir sevdaya kandım yandım kül oldum
Kalbini paramparça etmiş,
sözleri yarana tuz olmuş,
arkanda bıraktığını sandığın o gölge
yıllar sonra bir akşamüstü
hiç beklemediğin bir kapıyı çalıverse…
Yine duman çöktü…
Nemrut dağın başına
Sis, ölü bir nefes gibi dolaşıyor taşların arasında
Rüzgar, geçmişin gölgelerini savuruyor
Ve ben, her adımda ölümün sessiz adımlarını duyuyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!