Gözlerin parlıyor yüce dağ gibi
Yanarım aşkına közde yağ gibi
Bir selam yollasan yaz bahar gibi
Uğruna yanarım hele sevdiğim
İçimde kopuyor yellerin sesi
Dağların ardı duman
Yüreğim olmuş viran
Bir haber gelmez yârdan
Bekler gözüm her zaman
Rüzgâr eser serinden
Gün batımı…
Gün,
yorgun bir kuş gibi
dağların omzuna kondu.
Güneş,
son sözünü söyleyip
Dün gece rüyamda resmini yaktım
O güzel yüzünü alevler sardı
Pişmanlık duydum yüzüne baktim
Afet sevgilim pişmanım şimdi
Nelet olsun böyle sahte aşklara
Doğru yoldan dönen er geç yorulur
Harama uzanan vicdan korulur
Yiğit olan dar gününde sorulur
Başın eğme gönül namerde inat
Mazlum ahı çıkar bir gün meydana
Kefen giydin çoçuk yaşta
Var git yavrum narin narin
Gözlerimi boğdun yaşta
Var git kuzum narin narin
El kadar sen bir bebektin
Fânî cihan içre kurma hayâlî saray, gardaş,
Her dem yıkılır bir gün o saltanat, o pay, gardaş.
Aldanma ziynetlere, geçer hepsi bir rây, gardaş,
Sabr ile tut gönlünü, eyleme figân u vây, gardaş.
Her sözünü tart da söyle, mîzân ola diline,
Çöktü içime bu gurbetin yükü
Yârsız gecelerde dondu her türkü
Bir resim kaldı yastığımın diki
Dönem dedim nasip olmadı gardaş
Gurbet eller yüreğimi dağladı
Cavên te reş in, belê wek çavên gazelê
Rengê te sipî ye, wek berfa ser çiyê
Dengê te nazik e, wek stran li tevoke
Di nav xewnên min de, ez aşiq im bi navê te
Dilê min ket esîrê çavên te şîrîn
Nazgül
Bu bendeki
bıçak yarası değil…
Tenimde açılan her çizgi,
yılların içimde biriktirdiği
kederin sessiz izleri sadece.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!