Sevgilim…
Kuşların baharı beklediği gibi
ben de seni bekliyorum.
Ay ışığında….
Gözlerim nöbette,
Nedir bu sevgilim...
Nedir bu ayrılık?
Hangi rüzgâr savurdu bizi iki yöne?
Nedir bu dargınlık?
Hangi kelime yaktı içimizdeki baharı...
Nedir bu sessizlik?
Dün gece gürdüm seni
Aşkın çildırttı yar beni
Kör olsun yar bu gözlerim
Sevmez olaydım yar seni
Yıllardır hep peşindeyim
Şeytanın yarım bıraktığı işi
Bir bakarsın
Eş tamamlar, dost ekler, akraba mühürler…
Yüreğin kırılacaksa
En çok inandıklarından gelir sarsıntı,
En çok güvendiklerin söker kapının menteşesini.
Al duvakla girdi evin bağına,
Gül kokusu sindi ipek ağına,
Sevda düştü gönül denen çağına,
Sılam geldi haneme doğdu güneş.
Kınası yakıldı ince eline,
Önünde bent olup kal diyemedim
Şimdi gidiyorsun beni bırakıp
Bu ayrılık neden ben bilemedim
Demek gidiyorsun beni bırakıp
Şimdi gidiyorsun beni terkedip
Sıra dağlar uzar gider
Bir sevdaya düşen nider
Karlı başı yürek deler
Hasret vurur yâr söz yetmez
Yolum gurbet bağım hüzün
Şiro çayı akar,
taştan öğrenmiştir sabrı,
dağdan miras almıştır suskunluğu.
Pütürge’nin bağrında bir nabız gibi atar,
her vuruşunda bir sevda uyanır.
Harâbat ehlini hor görme ey dil
Nice mestân gizlidir anda bir gül
Zâhirde kül olur bâtında bülbül
Her hâli sen bilip yok sayamazsın
Nice virânede saklıdır ihsan
Harâbat ehlini hor görme ey dil
Nice mestân gizlidir anda bir gül
Zâhirde kül olur bâtında bülbül
Her hâli sen bilip yok sayamazsın
Nice virânede saklıdır ihsan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!