Pervasızım,
çünkü rüzgârın yönünü sormadım kimseye.
Bir kapıdan çıktım, ardıma bakmadan,
eşiklerde bırakılmış korkuları çiğneyerek.
Adımlarımın altında cam kırıkları var,
Kör olsaydım keşke,
kalbimin böyle yanacağını bilseydim
ışığa değil, karanlığa yürürdüm.
Görmek bazen bir lütuf değildir;
insanı en çok gördükleri yaralar
göremediklerinden değil.
Poyraz koymuştum adını biliyorsun bitanem
Her özledim seni dediğinde aşığım sana dediğinde
Bir cevap vermemi bekliyordun sıkılmaksızın
Ben de sana asi rüzgarım diyordum usanmadan
Şiddetli olduğun kadar sakindin de bitanem
Serinlettiğin kadar yakıyordun da sevdiğim
Bu çağda doğrular hep dışlanıyor
Eğriler gönüller tahtı çalıyor
Hak’kı arayanlar hep sus kalıyor
Yazar mahşer günü Rabbin kalemi
Kul hakkı yiyenin nefsi doyar mı
Bir nefes verirsin cansız kuluna
Gönülleri sarar aşkın teline
Murat eriştirir her bir diline
Senin kudretindir her şey Yaradan
Dönüp göğe baktım yıldız kümene
Bir zamanlar gözü kara biriydim
Senin gibi dipdiri bir canlıydım
Dost dediğim canla yola koyuldum
Bugün bana dostum yarın da sana
Dünya dedim bir gölgedir geçicim
Yürek dağlar haber geldi erkenden
Gitti bir yiğit hem gençten hem candan
Gözler yaşlı dağlar suskun dert yandan
Duyduk ki o aslan oy Keko ölmüş
Gün kararır umut solar bir anda
Öyle bir derde düştüm ki dostlar,
Yol gözüme dar geliyor,
Gecenin omzunda oturup susuyorum.
Ben gidiyorum…
Ne geri dönmeye niyetim var
Ne kaldığım yeri aklımda tutmaya hâlim.
Bir kadın tanıdım ay gibi yüzü
Yüzüne bakmaya dayanmaz kalbim
Baktıkça yüzüne bir güneş gibi
Yakıyor gözlerin yanar yüreğim
Dokunmam imkansız yanar ellerim
Öyle bir sevda’ki garip gönlümde
Aşkınla yandığım bilmez belkide
Ona sevdalandım delicesine
Aşkıma karşılık vermiyor dostum
Sıcacık elleri gülen gözleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!