Bir yol çizildi alnımıza;
ne başlangıcını biz seçtik,
ne de sonunu.
Dünya dedikleri bir han,
üç günlük bir konak sadece;
Yâr, kafama beş değil
yirmi beş kurşun sıksaydın
yine de yaşardım ben.
Ama bu sözlerin öldürdü beni, yâr.
Yâr…
Rıhtımda akşam içimde bir yangın
Deniz susmuş martılar bile kederli
Bir elvedayı taşıyor rüzgâr sessizce
Sen gidiyorsun ben paramparça bir deli
O vapur kalkarken bir yürek sarsıldı
Gecenin koynunda büyür içimde derin hüzün
Kimsesiz gönlümde yankılanır sessiz feryâdım
Her kapıya vardım çare aradım derdime ben
Kimse gelip derdin nedir diye soran olmadı
Hazan rüzgârları eser içimde solgun bağda
Bir umuda tutunarak yaşadım
Deryaları geçtim çölde kaldım ben
Gece gündüz ağlayarak yoldayım
Soran olsa kendim derde saldım ben
Bu nasıl çağ nasıl diyar
Özü kibir kalbi efkâr
İnsan mıdır bu hırsızlar
Sorarım ben size dostlar
Garip gezer boynu bükük
N’olur bana onu sormayın…
Her dolunayda adı düşer aklıma,
Her eksilen ayda biraz daha silinir yüzü,
Ama kalbim…
Kalbim hâlâ onun gölgesinde üşür.
Gurbet ateşine düştüm ben dostlar
Gönlümde yıkıldı bütün baharlar
Sevdiğim yâr elimden uçtu gitti
N'olur dostlar bana bir şey sormayın
Aşkın şarabından içtim kan oldum
Aha şuramda bir sızı var doktor
Verem mi kanser mi söyle be doktor
Derdim nedir söyle doktor bileyim
Kaç gün ömrüm kaldı söyle be doktor
Yüreğim içinde bir yangın büyür
Bu sevdamız...
Bitti dedikten sonra
benden ne cevap bekliyorsun ki?
Her ne yaşanmış ise göm gitsin
kalbin en derin kuyusuna,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!