Şengül'üm gülünce açar bahçeler
Gamzesinde açar renk renk çiçekler
Yıldız olur göğe süzülür her an
Yollarıma ışık saçan o bir can
Ay gibi parıldar güzel yüzüyle
Bir bahar tadında aşkın izleri
Hatırda sakladım ben sır misali
Gönlümde yeşerir eski sözleri
Ömrümde sakladığım sır Şengül'üm
Geçmişin kokusu sinmiş anlara
Gönlümde açılmış bir bahar gibi
Her demde ararım seni yar gibi
İçimde büyüyen hasret var gibi
Gözlerim nurunda parlar Şengül'üm
Sevdanın ateşi içimi yakar
Tarih otuz Ekim bin dokuz yüz on dört
Rus,İngiliz, Ermeni, Kafkas, Kazaklar
Erzurum Sarıkamış Köprüköyü kuşattılar
Çocuk kadın ihtiyar demeden bir bir katlettiler
O hal ilan etti Baş Kumandan Kazım paşa
Beyaz,
yalnız bir renk değildi o gün…
Beyaz;
nefessiz kalan dualardı,
donmuş zamanın kefeniydi.
Sarı kız,
güneşten ödünç alınmış bir gülüşün vardı,
bakınca yaz olurdu içim,
dokunamasam da ısınırdım.
Saçların
Sarışınları koruma federasyonu gibisin dedin ya
Gülümsedim önce,
Sonra düşündüm…
Bir insan nasıl olur da
Bir renge, bir ışıltıya, bir saç telinin sarısına
Bu kadar anlam yükler?
Sarmışlar beyaz kefene…
Susmuş bir dünyanın orta yerinde
bir adın kaldı içimde yanık bir mühür gibi.
Gözlerin, çoktan kapanmış bir geceye dönüşmüş,
konuştuğumuz bütün sabahlar
Gözlerin bir başka âlemden eser
Her bakış gönlümde bir sevda tüter
Aşkınla yandığım ey zalim yeter
Ne olur dön gel sebebine yandım
Bir sesin gönlümde baharlar açtı
Bir anlık gafletle şaştı bu yolum
Nefsime kandım da karardı gönlüm
Hak’tan uzak düştüm yandı bu hâlim
Secdende erisin günahım Yârab
Geceler sırdaştır gizli ahıma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!