Dertli gönül düşer yasına oğul
Sabır sarar gönül yarası oğul
Bekleme geceden sabahı oğul
Her fidanın vardır sırası oğul
Gönül kırık ise toparlan oğul
Sevdaya düşürdü bahar yolları
Gönülde köz oldu aşkın kolları
Hicrana direndi garip bir kuldu
Çaresiz vuruldu öldü Kâhta'lı
Her gece yıldızla dertleşir oldu
Ey Tanrım ne zaman güneş doğacak
Ne vakit yolumdan diken kalkacak
Karanlık gönlümde ışık yanacak
Öldüm öldüm Tanrım ses duyanım yok
Yüreğim yaralı kalbim perişan
Ben seni bir anlık değil,
Ben seni bir günlük değil,
Ben seni bir ömür değil,
Ben seni, yüreğimin yettiğince
en son nefese kadar,
dünyanın bütün karanlıklarını
Sisle kaplı sokaklarda yürürken,
adımlarım yankılanıyor boş binalarda.
Rüzgârın uğultusu bir ağıt gibi,
ve gece hâlâ dudaklarımda bekliyor.
Gökyüzü düşmüş toprağa,
Ölüm Çukuru / Maden Emekçiler
Derinlere inen yollar
Yeraltının karanlığında kaybolan umutlar
Sesler yankılar içinde kaybolur
Toprağın derinliklerinden gelen fısıldamalar
Köleliktir yorgunluktur
Bir bahar düşünde soldu gül rengi
Yüreğinde korla yanıyor cengi
Düşmüş bir kemende hüzünler dengi
Ölümcül bir derde düşmüş sevdiğim
Mevsimler çekilmiş susuyor bülbül
Vuruldu sevdamız hazanla döndü
Bir sonbahar geldi umudu söndü
Kalbimde ateşler kor olup yandı
Kurşuna dizildi canımdaki sen
Her sevda bir yara kapanmaz neden
Dalga dalga eser asi bir rüzgâr
Zincirler çözülür sesini yakar
Bir gece düşünde yeşerir bahar
Deniz Gezmiş derler onun adına
Yüreği dağlardan yüce bir kaya
Hiç ölmeyecek gibi sen yaşarsın
Aşına suyuna haram katarsın
Üç kuruş için sen dostu satarsın
Mazluma garibe edersin zulüm / Ölüm var ölüm
Gün gelir devranı döner de Hakk’ın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!