Gönül hanesinde yandı çırağım
Gam kervanı geçti, soldu yaprağım
Felek yay çekende kırıldı bağım
Yiğit ağlasın da kahpe utansın
Bülbül figân eyler virâne bağda
Kâhta'dan acı haber var
Dağ taş inler oy oy derler
Bir can düştü kara yere
Ağıt yakar diller derler
Anası ağlar diz döver
Sevda dökülüyor her bir adımda
Sallanarak gelir Kâhta güzeli
Bu gönlüm tutuşur seni yadımda
Sallanarak gelir Kâhta güzeli
Gül kokar teninde esen her yelin
Bir yar sevdim urfalı nerden çıktı kahtalı
Azıcık boydan kısa hem nazlı hem cilveli
Gel beriye beriye sana alam hediye
Annası kurban olsun fistan boylu selviye
Damımıza kar yağdı düğün haftaya kaldı
Ölüm gölgesini sürdü peşine
Son nefesi verdi Kâhta'lı Mıçe
Diyemedi ölüm var git işine
Düşler yarım kaldı Kâhta’lı Mıçe
Geceye karıştı son nefesin de
Ah Kâhta’m…
Bir bilsen, hasretin içimde nasıl büyüdü,
Bir bilsen, sessiz gecelerimin hangi ucunda
Senin adınla titreyip duran bir ateş saklı…
Dağlarının rüzgârı yüzüme dokunur gibi olur bazen,
Sensiz bir gün kahve gözlüm yaşayamam ben
Sen olmadan bu dünyada yaşayamam ki
Bu can bu beden de sesiz sensiz ne yapsın
Kahve gözlüm şirin sözlüm sensiz ne yapsın
Sen gittin gideli burda yar izin kaldı
Kalbimin taşımaktan şeref duyduğu
En güzel yük…
İnsanı yormayan, aksine hafifleten,
Taşıdıkça büyüyen, büyüdükçe içime sığmayan bir sır gibisin.
Adını andığımda göğsümde bir ılık rüzgâr eser,
Düşünsene, bir rüzgâr bile seni anmadan esmez bu şehirde.
Kaldı hasretimiz zordayım yar
Dinlemez ki gönül dardayım yar
Aramıza girmesin o kara kedi
Bilmem nasıl edem zordayım yar
Kara bulut gibi çüktü üstüme
Zaferle çıkardım ben her savaşta
Eski gençliğimde eser kalmadı
On kele alırdım tek bir kılıçla
O eski hâlimden eser kalmadı
Yıllar omuzuma çöktü yokuşta




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!