Ah be hayat…
Yokuşlarında nefes nefeseyim,
Bazen bir çocuğun ilk adımı kadar umutlu,
Bazen bir ihtiyarın son bakışı kadar kederlisin.
Ben sana yetişmeye çalışırken,
Sen hep bir köşeden bana bakıp gülümsedin,
Gözlerin düştü de bir başka yare
Bıraktın kimsesiz beni be çare
Hasretin vuruyor her solan güne
Ne yaptın aşkıma sen ah be kadın
Sevdanın gölgesi düştü bağrıma
Bu fakirlik...
döner durur kapımızda,
sanki bizden vazgeçemeyen
yıllanmış bir misafir gibi.
Kışın ayazıyla gelir,
Ahh gençliğim ahhh…
İçimde yankılanan bu iç çekiş
ne bütünüyle bir sitemdir
ne de tam anlamıyla bir ağıt.
Bir gün yüzü görmeden,
Ahmet Emmi
Eskiden çalışkan derlerdi yiğe
Şimdi tembel gezer iş yok gediğe
Yiyip içip yatar bakma dediğe
Doğru yoldan saptık be Ahmet Emmi
Bugün seher vakti gönlümde bahar
Göklerden selam var dağlara diyar
Tarihle yoğrulmuş her taşın azar
Kutlu olsun bugün Adıyaman der
Fırat çağlar coşar aşk dolu sazla
Elinden tuttum sandım yarimsin
Gözlerin yalanmış sözün kirimsin
İçimde büyüttüm meğer haramsın
Kalleşçe sırtımdan vurdun Allah'sız
Gönlümde. dilimde...
Allah var gam yok...
Diyerek düştüm yola bu gece,
Rüzgârın dilinde bir sır vardı,
Dağların gölgesinde bir nefes gizli,
Toprak, yaradılışın ilk duasını fısıldıyordu.
Sarsıldı on bir il şafak vaktinde
Sabah uyandık tuz duman içinde
Acıyla doldu bağ her ev her köyde
On bir şehir kızıl kanlar içinde
Haydi güzel çık meydana
Sevda aksın dört bir yana
Bakışların düşsün cana
Cümle alem güzel görsün
Güzeller gadanı alsın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!