Ben bir gonca gördüm seher yelinde
Zülfün perişandır lâle telinde
Aşkın ateş oldu cânın dilinde
Hicrânın çektiğim dermân olaydım
Mestâne bakışın mest eder beni
Geceler titrerken siyah kara gül
Sessiz bir yakarışla öter bülbül
Köklere işlenmiş hüzünle bürkül
Gözyaşları döker solgun kara gül
Her yaprağın rengi derin bir acı
Sağlığımda kadir kiymt bilmedin
Ben ölem de karaları bağla yâr
Bir gün bana rahat huzur vermedin
Ben ölem de karaları bağla yar
Gönlüm dertle doldu taşan pınarım
Kara toprak…
Ne çok sır saklarsın altında,
Ne çok yürek gömersin derinlerine,
Ne çok acının üstünü örtersin sessizce
Bir kefen gibi,
Bir anne şefkati gibi
Sensiz geçen günler ömre sayılır
İçimdeki yangın dile vurulur
Seven gönül hasret ile yoğrulur
Hiç insafın yok mu kara vicdanlı
Taştan mı o kalbin kara vicdanlı
Yâ Rab,
kömürle mi yazıldı bu kara yazım?
Hangi gecenin ocağında karardı kaderim,
hangi duanın ucu kırıldı da
yarım kaldı göğe yükselişim?
Söyle bana, sevdiğim,
Ey gönlümün şen bülbülü,
Ey fikrimin ince gülü,
Ne oldu sana, sevdiğim?
O siyah saçlara
karlar mı yağdı,
Dağlar bembeyazken donar pınarlar
Ay ışığı düşmez karanlık yarlar
Gönlüme hüzündür esen rüzgârlar
Lapa lapa kârlar yağar Kâhta’da
Soğuk yüreğime işler derinden
Kâirlı dağlar duman duman bürünür
Hazan gelir yüreklerde sürünür
Düşer yola garip gönül yorulur
Ağır yükler omuzlarda vurulur
Nice derviş aşk yoluna diz çöker
Kars elleri ah o buz gibi soğuk diyar
Rüzgâr bile gurbet kokar orada
Dağların sessizliği konuşur geceyle
Yürek donsa da sevda yanar hâlâ
Taş evlerin penceresinde umut tüter




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!