Âh, gitti canan
Doldu senesi
Yakıyor hâlâ
Veda busesi
Âh, gitti canan
Dökümlü kumaşın içinde dökülen insan
Dökülen kumaşın içinde dökümlü altın
Kumaş insana hasret, insan kumaşa dargın
Akıp da giderken zaman denen alâmette
Ne yana baksan çile, ne yöne dönsen hüzün
Sana bakınca
Elimde
Hasret kokan bir gülle,
Bir liman arar gibi
Zifiri karanlıkta...
Rüzgâr efil efil
Aldırma be gönül, gelir bir gün
Zambaklar da bu ıssız sineye.
İklim yol versin hele cemreye,
Zambaklar can verir bu beldeye.
Dünyada vahdet miyiz, kesret mi?
Karanfilden çıkan alevler,
Küle çevirince sinemi;
Gurubu yalayan nefesim,
Kızıla boyadı âlemi.
Kızıla boyadı âlemi,
Çeşni-i sabahında gülüm fasl-ı baharın
İhtilâl-i dimağdır âlâ al-ı yakarın.
———
Çeşni-i sabahında
Anam, uzat ellerini
N'olur anam, düşüyorum.
Anam uzat kollarını
N'olur anam, üşüyorum.
Senden çok uzaklardayım.
Vatan toz duman her yerde çatırtı patırtı
Aymazların elindeyse kadeh ve şangırtı
O değil de, Atatürk’ün adını duyunca
Yolda, belde, ahırda başlıyor bir anırtı
Aziz Dolu Atabey
Kapısı kilitliydi kalbimin
Nefsimin dizginleri elimdeydi
Aklım da başımda idi çok şükür
Tâ ki sana rastlayana kadar…
Sen yok musun sevgili




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!