Ağacın özü,
yiğidin sözü,
sevdanın közü-
dür yârin gözü.
Birlikte mutlu,
Yalanı sevmediğimi bilirsin.
Sana, gelirim demiştim ya bir gün
Bak işte yol göründü, geliyorum.
Ne zaman, diyorsan; yarın öbür gün.
Gençlik gelmiş geçiyor
Ömür; bir varmış bir yokmuş hesabı
Hele de zaman bir ömür törpüsüyse insan için
Çoban yıldızına bile yetişmez usturlap
Sokakta kalmış evsizler,
Eylülde yaprak dökmüş ağaçlar,
Beş kıtada han, bey iken bak düştüğün şu zillete
Boymuş, mezhepmiş, siyasetmiş illete bak illete
Kör bıçak kemiği yarılar sen-ben bakarken ete
Yazık olur, yazık olur, yazık olur bu millete!.
İdeolojiler, sorunlara birer sihirli reçete
Gömleğinde düğme vardı, âlem giyerken kürk.
Medeni âleme medeniyet bahşetti Türk.
Ak şafaklı bir günde yüzüne gülünce şans
Milletler kuzuydu, o ederken kurtlarla dans.
Yer beni hey, yer beni.
Övüp durma yer beni.
İçime bir kurt düştü,
Gece gündüz yer beni.
Yer beni hoy, yer beni.
Kimse göçmez bu dünyadan mal ile
Herkes göçer bu dünyadan hâl ile
Kurtulursun yerden biten dal ile
Kurtlar, kuşlar dua etsin yeter ki.
Cennet yolu hem dikenli hem de dik
Bir ara süslenip
Püslenip de çıkıp
Gelsene a nazlı yâr.
İster bir sabah yeliyle
İster akşam meltemiyle..
Gelmene bir engel mi var?
Çavuşun çaldığı tiz düdükle,
Midemi sardı ümid-i ükle.
Almış koynuna üç beş lülü
Kabarırken, pamuk püskülü..
Varıp bir çuvala dayandım.
Yine başımda sevdan var.
Gözyaşımla ıslanan kilim
Bire, yedi verirken
Yine hüzün çöker dağlarıma.
Sözlerin rüzgârla gitse de




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!