Yalnızlığın ölçüsü hesaba gelmez.
İkinci bir emre kadar aşk beraat etmiştir gözlerinde…
Gözleri bir deniz
Boğulsam zerre pişmanlık duymayacağım
Çaylar benden olsun
Gülüşünü sen kat yanına
Şeker diye...
Kelimelerin tüketilmişliğinden midir?
Tarif edilemez oluşun
Hiçbir şiire sığmıyorsun
Sensiz zamanlar sönük, kırık dökük bir hikâye antik zamanlardan kalma... Yüzünün yansıdığı sabahlar güneş, sonrası ayaz yemiş mevsim kuşları telâşesidir...
Yaşadım. Onca yaşanmışlığın bir çırpıda tutuşturulup küle dönüşünü, esip giden rüzgârlara direnmeden savruluşlarını gördüm. Beklenen yağmurların kirpiklere asılı kalışına şahittim. Bir yaraya merhem olmayan ellerin, iştahla başka avuçlara kayboluşlarını izledim. En çok kendimden gittim gördüklerim karşısında.
Gözlerin bir ayna
Bana bakıyorsun
Kendimi sende gördükçe
Yüreğime akıyorsun
Sen aşkın yorgun hâli
Yaşanmamış say gitsin
Senden kopup giden ne varsa
Dön yüzünü yeni güne
Güneş doğacaktır yüzüne...
Gözlerin diyorum
Tam görmelik
Işıl ışıl yanarken
Geceye fener gibi
Kendi içimde olan kavgalarım dururken, nasıl bir bekleyiştir bu kavuşmak için. Akla mantığa sığmayan yanlarımdan dokunuyorsun. Sanki tüm dünya sen, o dünyanın içine girmeye çalışan bir ben… Sahi adresi var mı yüreğinin, versen diyorum gelmem için… Gelip oralarda kalmam için… Kimsesiz oluşumuz çekiyor bizi yanına, biz olmasak bile bir oluyoruz yaşadıklarımızla… Bizi biz kılan bir oluşumuzdur, farklılığımızın içine kattıklarımızla…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!