Seni sevmek, düzenli görünen hayatımın içine
ansızın giren bir isyan gibiydi. Çünkü insan bazen
en büyük değişimi tek bir bakış yüzünden yaşıyor.
Seninle birlikteyken dünya daha canlıydı sanki.
Sokaklar daha parlak, geceler daha uzun,
yalnızlık daha katlanılır… Ama aşkın tehlikeli bir tarafı vardır sevgilim: İnsan, sevdiği kişiye yalnız kalbini değil, kurduğu bütün düzeni de teslim eder. Sen gittin. Ve ben anladım ki tutku geçse bile onun değiştirdiği insan kolay kolay eski hâline dönmüyor. Şimdi hayat devam ediyor.
Toplantılar, kalabalıklar, gündelik konuşmalar…
Fakat insan bazen en sıradan anın ortasında bile
bir eksiklik hissediyor. Belki de aşk, yalnız mutlu olmak değil; bir başkasının varlığıyla hayatı daha yoğun yaşamaktır. Ben seni yalnız arzuyla değil,
dünyayı daha gerçek hissettirdiğin için sevdim.
Ve bazı insanların ateşi, gittikten sonra bile
insanın içinde tamamen söndürülemiyor.
Aşk
İnsan bazı sevgileri unutamıyor.
Çünkü onlar yalnız kalpte değil,
eşyalarda, kokularda,
hatta havanın renginde yaşamaya devam ediyor.
Bir gün mutfakta portakal soyarken
ansızın seni hatırladım.
O an anladım ki aşk,
bazen yıllarca saklanan bir kokunun
bir anda bütün geçmişi geri getirmesidir.
Ve bilirsin,
gerçek ayrılıklar sessiz olur.
Kimse gökyüzünü ikiye ayırmaz,
kimse ölmez belki.
Ama insanın bedeninde
bir kapı sonsuza dek kapanır.
Ben seni yalnız bir kadın gibi değil,
yağmurdan sonra toprağın üstünde kalan
eski ve büyülü bir koku gibi sevdim.
Aşk
Seni sevmek,
ışıltılı bir balonun içinde yavaşça batmak gibiydi.
Müzikler çalıyordu,
kahkahalar yükseliyordu,
şehir geceleri altın gibi parlıyordu.
Ama insan,
en güzel anların bile içinde
yaklaşan yalnızlığı hissedebiliyor.
Seninle geçirdiğim geceleri düşünüyorum bazen.
Bir kadehin kenarında kalan ruj izi,
yarım bırakılmış bir cümle,
sabaha karşı sessizleşen sokaklar…
Mutluluk ne kadar zarif bir şeymiş meğer;
dokununca dağılıyor.
Sen gittin.
Ve ben anladım ki
insan geçmişi aslında olduğu gibi değil,
olmasını istediği gibi hatırlıyor.
Belki biz de
birbirimizi biraz hayal ettik.
Biraz eksiklerimizi tamamlayacak
güzel bir hikâye gibi gördük.
Ama yine de pişman değilim.
Çünkü bazı aşklar
uzun sürmek için değil,
insanın hayatına unutulmaz bir parlaklık bırakmak için yaşanıyor.
Şimdi geceler daha sessiz.
Şehir hâlâ ışıklı,
ama ben artık o ışıkların altında
aynı insan değilim.
Ben seni
yalnız kalbimle değil,
gençliğimin bütün hayalleriyle sevdim.
Aşk
Seni sevmek, ışıltılı bir balonun içinde yavaşça batmak gibiydi.
Müzikler çalıyordu, kahkahalar yükseliyordu,
şehir geceleri altın gibi parlıyordu.
Ama insan, en güzel anların bile içinde
yaklaşan yalnızlığı hissedebiliyor.
Seninle geçirdiğim geceleri düşünüyorum bazen.
Bir kadehin kenarında kalan ruj izi, yarım bırakılmış bir cümle, sabaha karşı sessizleşen sokaklar…
Mutluluk ne kadar zarif bir şeymiş meğer;
dokununca dağılıyor.
Sen gittin. Ve ben anladım ki
insan geçmişi aslında olduğu gibi değil,
olmasını istediği gibi hatırlıyor.
Belki biz de birbirimizi biraz hayal ettik.
Biraz eksiklerimizi tamamlayacak güzel bir hikâye gibi gördük. Ama yine de pişman değilim.
Çünkü bazı aşklar uzun sürmek için değil,
insanın hayatına unutulmaz bir parlaklık bırakmak için yaşanıyor.
Şimdi geceler daha sessiz. Şehir hâlâ ışıklı ama ben artık o ışıkların altında aynı insan değilim.
Ben seni yalnız kalbimle değil,
gençliğimin bütün hayalleriyle sevdim.
Aşk
SEVMEK
Seni sevmek,
ışıltılı bir balonun içinde yavaşça batmak gibiydi.
Müzikler çalıyordu,
kahkahalar yükseliyordu,
şehir geceleri altın gibi parlıyordu.
Ama insan,
en güzel anların bile içinde
yaklaşan yalnızlığı hissedebiliyor.
Ben seni
yalnız kalbimle değil,
gençliğimin bütün hayalleriyle sevdim.
Oooooooooyyyy
Ben seni
yalnız kalbimle değil,
gençliğimin bütün hayalleriyle sevdim.
Seninle geçirdiğim geceleri düşünüyorum bazen.
Bir kadehin kenarında kalan ruj izi,
yarım bırakılmış bir cümle,
sabaha karşı sessizleşen sokaklar…
Mutluluk ne kadar zarif bir şeymiş meğer;
dokununca dağılıyor.
Sen gittin.
Ve ben anladım ki
insan geçmişi aslında olduğu gibi değil,
olmasını istediği gibi hatırlıyor.
Ben seni
yalnız kalbimle değil,
gençliğimin bütün hayalleriyle sevdim.
Oooooooooyyyy
Ben seni
yalnız kalbimle değil,
gençliğimin bütün hayalleriyle sevdim.
Belki biz de
birbirimizi biraz hayal ettik.
Biraz eksiklerimizi tamamlayacak
güzel bir hikâye gibi gördük.
Ama yine de pişman değilim.
Çünkü bazı aşklar
uzun sürmek için değil,
insanın hayatına unutulmaz bir parlaklık bırakmak için yaşanıyor.
Şimdi geceler daha sessiz.
Şehir hâlâ ışıklı,
ama ben artık o ışıkların altında
aynı insan değilim.
Ben seni
yalnız kalbimle değil,
gençliğimin bütün hayalleriyle sevdim.
Oooooooooyyyy
Ben seni
yalnız kalbimle değil,
gençliğimin bütün hayalleriyle sevdim.
Aşk
İnsan bazen
birini sevdiğini değil,
onsuz yaşadığı hayatın eksildiğini fark ediyor.
Seninle birlikteyken
dünya daha keskin, daha canlıydı.
Kahvelerin tadı daha yoğun,
geceler daha uzun,
yalnızlık bile daha anlamlıydı.
Çünkü aşk, sevgilim,
yalnız bir duygu değildir;
hayata bakış biçimini değiştiren bir devrimdir biraz.
Sen gittin.
Ve ben uzun süre
alışkanlıkla tutkuyu birbirinden ayırmaya çalıştım.
Başaramadım.
İnsan sevdiği biri gidince
yalnız onu kaybetmiyor;
onun yanında kurduğu kişiyi de kaybediyor.
Şimdi hayat düzenli görünüyor dışarıdan.
Toplantılar, konuşmalar,
sıradan günler…
Ama içimde hâlâ
senin bıraktığın düzensiz bir ateş var.
Belki aşkın trajedisi de burada:
İnsan,
mutlu olacağını sandığı şeyin içinde
en büyük kırılganlığını buluyor.
Yine de seni unutmak istemiyorum.
Çünkü bazı tutkular
acı verse bile
insanı daha canlı kılıyor.
Ben seni
yalnız arzuyla değil—
hayatı daha gerçek, daha yoğun hissettirdiğin için sevdim.
Aşk
İnsan bazen birini sevdiğini değil,
onsuz yaşadığı hayatın eksildiğini fark ediyor.
Seninle birlikteyken dünya daha keskin, daha canlıydı. Kahvelerin tadı daha yoğun, geceler daha uzun, yalnızlık bile daha anlamlıydı.
Çünkü aşk, sevgilim, yalnız bir duygu değildir;
hayata bakış biçimini değiştiren bir devrimdir biraz. Sen gittin. Ve ben uzun süre alışkanlıkla tutkuyu birbirinden ayırmaya çalıştım. Başaramadım. İnsan sevdiği biri gidince yalnız onu kaybetmiyor; onun yanında kurduğu kişiyi de kaybediyor. Şimdi hayat düzenli görünüyor dışarıdan. Toplantılar, konuşmalar, sıradan günler… Ama içimde hâlâ senin bıraktığın düzensiz bir ateş var. Belki aşkın trajedisi de burada: İnsan, mutlu olacağını sandığı şeyin içinde en büyük kırılganlığını buluyor. Yine de seni unutmak istemiyorum. Çünkü bazı tutkular acı verse bile insanı daha canlı kılıyor. Ben seni yalnız arzuyla değil, hayatı daha gerçek, daha yoğun hissettirdiğin için sevdim.
Aşk
Seni unutmaya çalışmak,
aynı labirentin içinde
başka bir çıkış aramak gibiydi.
İnsan bazen
kaybettiği kişiyi değil,
onunla birlikte yaşadığı zamanı özlüyor.
Çünkü hatıralar,
gerçek olaylardan daha sadık olabiliyor.
Şimdi seni düşündüğümde
hangi anın gerçekten yaşandığını,
hangisinin zihnimin kurduğu bir düş olduğunu
ayırt edemiyorum.
Belki de aşk,
iki insanın birbirine yaklaşmasından çok,
birbirinin hafızasında sonsuza dek dolaşmasıdır.
Bir kitap açıyorum geceleri.
Satırlar ilerliyor,
ama zihnim hep aynı yerde dönüyor:
senin adının başladığı o sessiz cümlede.
Ve zaman…
Ne garip şey sevgilim.
Bazen bir dakikayı yüzyıl gibi uzatıyor,
bazen koskoca bir hayatı
tek bir hatıraya sığdırıyor.
Ben seni
bir insan gibi değil,
her okunduğunda başka anlam veren
sonsuz bir metin gibi sevdim.
Belki bir gün
tamamen unutulacağız.
Ama şu an,
birbirimizin hafızasında yaşadığımız sürece
hiçbir ayrılık tamamlanmış sayılmaz.
Aşk
Seni unutmaya çalışmak, aynı labirentin içinde
başka bir çıkış aramak gibiydi.
İnsan bazen kaybettiği kişiyi değil,
onunla birlikte yaşadığı zamanı özlüyor.
Çünkü hatıralar, gerçek olaylardan daha sadık olabiliyor. Şimdi seni düşündüğümde hangi anın gerçekten yaşandığını, hangisinin zihnimin kurduğu bir düş olduğunu ayırt edemiyorum.
Belki de aşk, iki insanın birbirine yaklaşmasından çok, birbirinin hafızasında sonsuza dek dolaşmasıdır. Bir kitap açıyorum geceleri.
Satırlar ilerliyor ama zihnim hep aynı yerde dönüyor: Senin adının başladığı o sessiz cümlede. Ve zaman… Ne garip şey sevgilim.
Bazen bir dakikayı yüzyıl gibi uzatıyor, bazen koskoca bir hayatı tek bir hatıraya sığdırıyor.
Ben seni bir insan gibi değil, her okunduğunda başka anlam veren sonsuz bir metin gibi sevdim.
Belki bir gün tamamen unutulacağız. Ama şu an, birbirimizin hafızasında yaşadığımız sürece hiçbir ayrılık tamamlanmış sayılmaz.
Aşk
Bir tek seni anlatamadım.
Kendime bile.
Çünkü bazı insanlar
kelime olmuyor;
insanın içinde
sessizce yaşayan bir şey oluyor.
Ve ben,
en çok da
adını içimden geçirirken
seviyorum seni.
Aşk
Belki de aşk,
iki insanın birbirini anlaması değil yalnız;
birinin sessizliğinin
ötekinin içinde yaşamaya devam etmesidir.
Aşk
Bazen seni düşündüğüm an
bir dalga gibi geliyor içime.
Sessizce,
ama bütün kıyılarımı değiştirerek.
Pencerenin önünde oturuyorum.
Perde hafifçe hareket ediyor,
uzakta bir saat çalıyor,
çayın buharı yükseliyor.
Hayat küçük şeylerle akıyor görünürde.
Ama insanın içi
aynı sakinlikle akmıyor.
Sen gittin.
Yokluğun büyük bir gürültüyle değil,
evin içine yayılan ince bir sis gibi kaldı.
Ve garip olan şu:
İnsan en çok
kimsenin görmediği anlarda özlüyor.
Bir kitabın arasında dururken,
aynaya bakarken,
gece ışığı kapatınca…
Belki de aşk,
iki insanın birbirini anlaması değil yalnız;
birinin sessizliğinin
ötekinin içinde yaşamaya devam etmesidir.
Şimdi düşünüyorum da
seni mi özlüyorum gerçekten,
yoksa seninleyken olduğum kadını mı?
Çünkü insan,
sevdiği biri gidince
yalnız onu değil,
kendi içindeki bazı odaları da kaybediyor.
Ve ben seni
bir anı gibi değil,
zihnimin içinde durmadan açılıp kapanan
uzun bir deniz gibi taşıyorum.
Aşk
Bazen seni düşündüğüm an
bir dalga gibi geliyor içime.
Sessizce ama bütün kıyılarımı değiştirerek.
Pencerenin önünde oturuyorum.
Perde hafifçe hareket ediyor, uzakta bir saat çalıyor, çayın buharı yükseliyor.
Hayat küçük şeylerle akıyor görünürde.
Ama insanın içi aynı sakinlikle akmıyor.
Sen gittin. Yokluğun büyük bir gürültüyle değil,
evin içine yayılan ince bir sis gibi kaldı.
Ve garip olan şu: İnsan en çok
kimsenin görmediği anlarda özlüyor.
Bir kitabın arasında dururken, aynaya bakarken,
gece ışığı kapatınca…
Belki de aşk, iki insanın birbirini anlaması değil yalnız; birinin sessizliğinin
ötekinin içinde yaşamaya devam etmesidir.
Şimdi düşünüyorum da seni mi özlüyorum gerçekten, yoksa seninleyken olduğum kadını mı?
Çünkü insan, sevdiği biri gidince yalnız onu değil,
kendi içindeki bazı odaları da kaybediyor.
Ve ben seni bir anı gibi değil, zihnimin içinde durmadan açılıp kapanan uzun bir deniz gibi taşıyorum.
Aşk
UNUTMA
Seni unutmaya çalışmak,
aynı labirentin içinde
başka bir çıkış aramak gibiydi.
İnsan bazen
kaybettiği kişiyi değil,
onunla birlikte yaşadığı zamanı özlüyor.
Çünkü hatıralar,
gerçek olaylardan daha sadık olabiliyor.
Ama şu an,
birbirimizin hafızasında yaşadığımız sürece
hiçbir ayrılık tamamlanmış sayılmaz.
Oooooooooyyy
Ama şu an,
birbirimizin hafızasında yaşadığımız sürece
hiçbir ayrılık tamamlanmış sayılmaz.
Şimdi seni düşündüğümde
hangi anın gerçekten yaşandığını,
hangisinin zihnimin kurduğu
bir düş olduğunu
ayırt edemiyorum.
Belki de aşk,
iki insanın birbirine yaklaşmasından çok,
birbirinin hafızasında
sonsuza dek dolaşmasıdır.
Bir kitap açıyorum geceleri.
Satırlar ilerliyor,
ama zihnim hep aynı yerde dönüyor:
senin adının başladığı o sessiz cümlede.
Ama şu an,
birbirimizin hafızasında yaşadığımız sürece
hiçbir ayrılık tamamlanmış sayılmaz.
Oooooooooyyy
Ama şu an,
birbirimizin hafızasında yaşadığımız sürece
hiçbir ayrılık tamamlanmış sayılmaz.
Ve zaman…
Ne garip şey sevgilim.
Bazen bir dakikayı yüzyıl gibi uzatıyor,
bazen koskoca bir hayatı
tek bir hatıraya sığdırıyor.
Ben seni
bir insan gibi değil,
her okunduğunda başka anlam veren
sonsuz bir metin gibi sevdim.
Belki bir gün
tamamen unutulacağız.
Ama şu an,
birbirimizin hafızasında yaşadığımız sürece
hiçbir ayrılık tamamlanmış sayılmaz.
Oooooooooyyy
Ama şu an,
birbirimizin hafızasında yaşadığımız sürece
hiçbir ayrılık tamamlanmış sayılmaz.
Aşk
Gerçek acı
abartılı değildir.
Sessizdir.
Yavaş yavaş insanın alışkanlıklarına yerleşir.
Dünya da zaten böyle çalışıyor sevgilim.
Herkes bir şeyleri saklıyor.
Kırgınlığını, korkusunu,
yalnızlığını…
İnsanlar çoğu zaman
gerçeği değil,
katlanabildikleri hikâyeyi yaşıyor.
Aşk
Sen gittikten sonra
denize daha çok baktım.
İnsan bazen
konuşmak yerine susmayı seçiyor.
Çünkü bazı şeyler
anlatılınca küçülüyor.
Sessizce, seni düşündüm.
Gerçek özlem böyledir sevgilim;
kimse fark etmez.
İnsanın içine çöker yalnız.
Seni unutmaya çalışmadım.
Çünkü insan
gerçekten sevdiği birini unutursa
biraz da kendisini kaybeder.
Şimdi geceler uzun,
sabahlarsa fazla sakin.
Ama insan alışıyor.
Her şeye değil…
taşımaya.
Aşk
Seni severken
hayatı olduğundan daha güzel sanıyordum.
İnsan bazen
gerçeği değil,
gerçek olmasını istediği şeyi seviyor.
Belki ben de seni biraz böyle sevdim:
hayallerimin içinden geçerek.
Bir öğleden sonra gibi hatırlıyorum seni;
perdeler yarı açık,
masada unutulmuş bir kitap,
havada hafif bir yalnızlık.
Sen konuşurken
kelimelerinden çok
sessizliklerine inanıyordum ben.
Sonra zaman geçti.
Ve hayat,
romantik hayaller kadar zarif olmadığını gösterdi kendini.
Çünkü gündelik yaşam,
aşkın en büyük sınavıdır.
Yine de seni suçlamıyorum.
İnsan kalbi,
çoğu zaman kendi yarattığı düşlerin altında eziliyor.
Şimdi geriye
ince bir hüzün kaldı yalnızca.
Bir mektubun sonunda unutulmuş cümle gibi.
Ve anlıyorum ki aşk,
mutlu sonlardan çok
insanın içinde bıraktığı yankıyla yaşıyor.
Ben seni
bir kadın gibi değil,
ulaşmaya çalışırken bile insana acı veren
kusursuz bir hayal gibi sevdim.
Aşk
Seni unuttum sanıyordum.
Bir şarkı başladı,
yanıldım.
Demek insan
bazılarını kalbinden çıkarmıyor;
yalnızca
üzerini sessizlikle örtüyor.
Ve sen,
o sessizliğin altında
hâlâ benimlesin.
Aşk
Sen gittikten sonra
hayat küçük şeylerle devam etti.
Sabahları kahve kaynadı,
insanlar işe yetişti,
çocuklar sokaklarda bağırdı.
Dünya,
bir insanın kalbi kırıldı diye durmuyor.
Başta buna kızıyorsun.
Sonra alışıyorsun.
Bir tarlada çalışan adamı gördüm bugün.
Toprak sertti,
elleri yorgundu.
Ama yine de çalışıyordu.
İnsan da biraz böyle galiba;
canı yansa bile
yaşamayı sürdürüyor.
Seni özlüyorum.
Bunu büyük cümlelerle söylemeye gerek yok.
Çünkü gerçek özlem
sessiz oluyor çoğu zaman.
Bazen akşamüstü bir sandalyeye oturuyorum.
Güneş yavaşça çekiliyor odadan.
Tam o sırada
senin eksikliğin geliyor yanıma,
hiç konuşmadan.
Ama biliyorum:
Hayat yalnız acıdan ibaret değil.
Bir dilim ekmekte,
bir dost sesinde,
rüzgârın serinliğinde
insanı ayakta tutan küçük şeyler var.
Ben seni
romanlardaki kahramanlar gibi değil—
aynı yolda yürümek istediğim gerçek bir insan gibi sevdim.
Aşk
Seni sevmek,
uçsuz bucaksız bir denize açılmak gibiydi sevgilim.
İnsan kıyıyı geride bıraktığında
geri dönmenin artık eskisi kadar kolay olmayacağını anlıyor.
Bazı geceler
ruhumu bir gemi gibi hissediyorum;
yorgun,
fırtınalardan geçmiş,
ama hâlâ batmamış.
Sen gittin.
Ve ardından içimde
uzun bir sessizlik kaldı.
Tıpkı okyanusun ortasında,
rüzgârın bile sustuğu o ağır anlar gibi.
Deniz insana çok şey öğretir.
Özellikle de şu gerçeği:
İnsan,
en büyük savaşını dışarıdaki dalgalarla değil,
kendi içindeki karanlıkla verir.
Ben seni unutmaya çalışmadım.
Çünkü bazı yıldızlar
kaybolsalar bile
denizcinin yönünü belirlemeye devam eder.
Şimdi geceleri göğe bakıyorum bazen.
Ufuk karanlık,
su sonsuz.
Ama içimde hâlâ
senin adını taşıyan küçük bir ışık yanıyor.
Ve anlıyorum ki aşk,
yalnız huzur değil;
insanı bilinmeyene sürükleyen büyük bir yolculuktur.
Ben seni
bir liman gibi değil,
içinde kaybolmayı göze aldığım
sonsuz bir okyanus gibi sevdim.
Aşk
Sen gittin.
Odayı topladım,
kendimi toparlayamadım.
Çünkü bazı insanlar
eşyalarını değil,
insanın içindeki düzeni dağıtıyor.
Ve ben hâlâ
senden sonra gelen sessizliği
yaşamaya çalışıyorum.
Aşk
Aşk,
her zaman yanında kalmak değil.
Bazen gittikten sonra bile
birine içtenlikle yer açmaya devam etmek.
Aşk
Gece geç oldu.
Bar kapanmak üzereydi.
Bir adam son sigarasını içiyordu.
Ben seni düşündüm.
Bazı şeyler değişmiyor.
İnsan ne kadar uzaklaşsa da
gerçekten sevdiği biri
bir yerde içinde kalıyor.
Seni özlediğimi söylemedim kimseye.
Gerek yoktu.
Gerçek acı
sessiz taşınır.
Denize baktım sonra.
Karanlıktı.
Ama dalgalar yine kıyıya vuruyordu.
Hayat da böyle galiba;
kırılıyor,
yoruluyor,
ama devam ediyor.
Şimdi senden geriye
birkaç anı kaldı.
Bir bakış,
yarım bir cümle,
birlikte susabildiğimiz akşamlar…
İnsan yaş aldıkça şunu öğreniyor:
Aşk,
her zaman yanında kalmak değil.
Bazen gittikten sonra bile
birine içtenlikle yer açmaya devam etmek.
Ben seni
büyük sözlerle değil—
eksikliğini her gün biraz daha hissederek sevdim.
Aşk
Gece geç oldu. Bar kapanmak üzereydi.
Bir adam son sigarasını içiyordu.
Ben seni düşündüm. Bazı şeyler değişmiyor.
İnsan ne kadar uzaklaşsa da
gerçekten sevdiği biri bir yerde içinde kalıyor.
Seni özlediğimi söylemedim kimseye.
Gerek yoktu. Gerçek acı sessiz taşınır.
Denize baktım sonra.
Karanlıktı. Ama dalgalar yine kıyıya vuruyordu.
Hayat da böyle galiba; kırılıyor, yoruluyor
ama devam ediyor.
Şimdi senden geriye birkaç anı kaldı.
Bir bakış, yarım bir cümle,
birlikte susabildiğimiz akşamlar…
İnsan yaş aldıkça şunu öğreniyor:
Aşk, her zaman yanında kalmak değil.
Bazen gittikten sonra bile
birine içtenlikle yer açmaya devam etmek.
Ben seni büyük sözlerle değil,
eksikliğini her gün biraz daha hissederek sevdim.
Aşk
Seni beklemiyorum artık.
Ama kapı çalsa
ilk sana inanırım.
Çünkü insan
bazı ihtimalleri değil,
bazı insanları terk edemiyor.
Ve sen,
gitmiş olsan da
içimde hâlâ “belki”sin.
Aşk
Gariptir sevgilim,
mutluluk yaşanırken fark edilmiyor çoğu zaman.
İnsan onun değerini
ancak sessizlik çöktüğünde anlıyor.
Aşk
Sen gittikten sonra
şehrin sokakları daha uzun görünmeye başladı bana.
Akşamları lambalar yanıyor,
insanlar evlerine dönüyor,
pencerelerden yemek kokuları yükseliyor.
Hayat bütün sıradanlığıyla sürüyor.
Ama insan,
kalbinde eksilen şeyi
en çok böyle sıradan anlarda hissediyor.
Bir zamanlar birlikte yürüdüğümüz caddeler var.
Şimdi oradan geçerken
hatıralar, eski bir dost gibi yanıma oturuyor.
Gariptir sevgilim,
mutluluk yaşanırken fark edilmiyor çoğu zaman.
İnsan onun değerini
ancak sessizlik çöktüğünde anlıyor.
Yine de hayat yalnız kederden ibaret değil.
Bir çocuğun gülüşünde,
soğuk bir günde içilen sıcak çayda,
yağmurdan sonra açan gökyüzünde
insanı hayata bağlayan küçük iyilikler var.
Belki de aşk dediğimiz şey
tam olarak budur:
Dünyanın bütün sertliğine rağmen
bir insanın içini yumuşatabilmesi.
Ben seni
büyük trajedilerle değil,
gündelik hayatın mütevazı mutlulukları içinde sevdim.
Aşk
Dışarıda hayat sürüyor.
Kamyonlar geçiyor yoldan,
bir köpek havlıyor uzakta,
insanlar çalışıyor.
Dünya kimse için durmuyor.
Belki iyi olan da bu.
Çünkü insan,
acı çekse bile yaşamayı öğreniyor.
Toprak nasıl her kıştan sonra yeniden yeşeriyorsa,
kalp de bir şekilde devam ediyor.
Aşk
Kayıt Tarihi : 28.05.2026 07:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!