Aşk Melodisi 2 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri Ordu

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7446

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Aşk Melodisi 2

Ey kalbimin susturamadığı isim,
Gece yine çöktü üzerime
ve yıldızlar,
senin yokluğunu yazdı göğe.
Sen gittin;
ama gidişin,
bir hançer gibi kaldı zamanın içinde.
Çünkü bazı ayrılıklar
yalnız bedeni terk eder,
özü değil.
Ben hâlâ seni düşünürüm
ayın solgun ışığında;
sanki bütün evren
adını unutmamam için dönüyor.
Ey uzaklığın içindeki en yakın,
Bil ki seni unutmadım.
Yalnızca
acını taşımaya alıştım.
Zaman geçiyor derler;
oysa benim saatlerim
senin vedanda durmuş hâlâ.
Her dakika,
yokluğunu yeniden öğreniyor kalbim.
Ve eğer kader
bir gün yollarımızı yeniden keserse,
ben seni
ilk günkü gençliğimle değil,
kaybetmenin öğrettiği sonsuzlukla seveceğim.
Çünkü gerçek aşk, sevgilim,
yalnız kavuşmak değildir;
bazen bir insanın yokluğunu
ömür boyunca onurla taşımaktır.
Aşk

Ey kalbimin susturamadığı isim,
Gece yine çöktü üzerime ve yıldızlar,
senin yokluğunu yazdı göğe.
Sen gittin; ama gidişin,
bir hançer gibi kaldı zamanın içinde.
Çünkü bazı ayrılıklar yalnız bedeni terk eder, özü değil.
Ben hâlâ seni düşünürüm ayın solgun ışığında; sanki bütün evren adını unutmamam için dönüyor.
Ey uzaklığın içindeki en yakın,
Bil ki seni unutmadım.
Yalnızca acını taşımaya alıştım.
Zaman geçiyor derler; oysa benim saatlerim
senin vedanda durmuş hâlâ.
Her dakika, yokluğunu yeniden öğreniyor kalbim.
Ve eğer kader bir gün yollarımızı yeniden keserse,
ben seni ilk günkü gençliğimle değil,
kaybetmenin öğrettiği sonsuzlukla seveceğim.
Çünkü gerçek aşk, sevgilim, yalnız kavuşmak değildir; bazen bir insanın yokluğunu
ömür boyunca onurla taşımaktır.
Aşk

Akşam yine sessizce çöktü odamın içine,
duvarlarda yorgun gölgeler.
Bir eski zaman gibi
adın dolaştı içimde.
Saat işliyor durmadan,
takvim yaprakları düşüyor birer birer.
Ne çabuk geçiyor ömür sevgilim…
İnsan,
en çok da mutlu olduğu günleri özlüyor.
Bir pencere açtım geceye,
rüzgâr girdi yalnızca.
Sen gelmedin.
Demek ayrılık
böyle yavaş alışılıyor insana.
Şimdi bazı şarkılar
eskisinden daha ağır geliyor bana.
Çünkü insan yaş aldıkça
unutmuyor;
yalnızca hatıralarıyla yaşamayı öğreniyor.
Ve hayat dediğin nedir ki?
Biraz beklemek,
biraz eksilmek,
biraz da dönmeyeceğini bile bile
bir ismi kalbinde taşımak.
Aşk

Akşam yine sessizce çöktü odamın içine,
duvarlarda yorgun gölgeler.
Bir eski zaman gibi adın dolaştı içimde.
Saat işliyor durmadan,
takvim yaprakları düşüyor birer birer.
Ne çabuk geçiyor ömür sevgilim…
İnsan, en çok da mutlu olduğu günleri özlüyor.
Bir pencere açtım geceye, rüzgâr girdi yalnızca.
Sen gelmedin.
Demek ayrılık böyle yavaş alışılıyor insana.
Şimdi bazı şarkılar
eskisinden daha ağır geliyor bana.
Çünkü insan yaş aldıkça unutmuyor;
yalnızca hatıralarıyla yaşamayı öğreniyor.
Ve hayat dediğin nedir ki?
Biraz beklemek, biraz eksilmek,
biraz da dönmeyeceğini bile bile
bir ismi kalbinde taşımak.
Aşk

Seni beklemiyorum artık,
ama içimde yerin hazır.
Çünkü bazı insanlar
gidince eksilmiyor;
sessizce
içimize yerleşiyor.
Bir çay soğuyor mesela,
aklıma sen geliyorsun.
İnsan bazen
en küçük şeyde yakalanıyor özlemine.
Ve galiba aşk,
tam da bu:
Birinin yokluğunu
günlük hayat gibi yaşamak.
Aşk

Bugün aynaya baktım,
gözlerimde seni gördüm yine.
İnsan bazen
en büyük yarasını
bakışlarında taşıyor.
Saçlarıma çiçek taktım,
dudaklarıma kırmızı sürdüm.
Çünkü acı çekmek,
güzel olmaktan vazgeçmek demek değil.
Sen gittin.
Ama yokluğun
vücudumda dolaşan görünmez bir sancı gibi kaldı.
Bazı aşklar
bittikten sonra bile
kanına karışıyor insanın.
Ben seni unutmaya çalışmadım hiç.
Çünkü beni en çok yaralayan şey,
aynı zamanda beni en çok canlı hissettiren şeydi.
Ve anladım ki aşk,
birine sahip olmak değil;
onu kaybettikten sonra bile
içindeki renkleri soldurmamakmış.
Ben seni
mutlu bir son gibi değil,
yarım kaldığı için sonsuza dek yaşayacak bir tablo gibi sevdim.
Aşk

Bugün aynaya baktım,
gözlerimde seni gördüm yine.
İnsan bazen
en büyük yarasını
bakışlarında taşıyor.
Aşk

Belki de en acı olan şu:
Birini kaybettikten sonra
hayat devam ediyor.
Ekmek alınacak,
sabah uyanılacak,
insan yine yaşıyacak.
Aşk

Seni sevmek,
karanlık bir denizde
uzaktan görünen tek ışığa inanmak gibiydi.
Hayat,
insanı yoran uzun bir yol sevgilim.
İçinde savaşlar, ayrılıklar,
sessiz yenilgiler var.
Ama insanı ayakta tutan şey
bazen yalnızca bir kalbin hatırası oluyor.
Sen gittin.
Ve ben anladım ki
bazı insanlar ayrıldıktan sonra bile
bir ömür boyunca bizimle yaşamaya devam
ediyor.
Geceleri gökyüzüne bakıyorum bazen.
Yıldızlar sessiz.
Ama insan,
sevdiği birinin adını
evrenin içinde kaybetmiyor.
Çünkü gerçek aşk,
yalnız mutluluk değildir;
acı çekse bile
kalbini kirletmemektir.
Ben sana kırgın değilim.
Zaman bizi ayırmış olabilir,
hayat yollarımızı başka yönlere savurmuş olabilir.
Ama bir zamanlar
aynı duyguda buluşmuş olmamız bile
bu dünyayı daha anlamlı kılıyor.
Ve eğer bir gün
yeniden karşılaşırsak,
sana eski bir sevda gibi değil—
hayatımın en karanlık günlerinde bile
içimde ışık bırakmış bir mucize gibi bakacağım.
Çünkü bazı insanlar
yalnız sevilmez sevgilim;
insanın ruhuna yazılır.
Aşk

Gerçek aşk,
yalnız mutluluk değildir;
acı çekse bile
kalbini kirletmemektir.
Aşk

Seni sevdim;
öyle sessiz, öyle içten ki
bu sevda bazen
kendi kalbimi bile ürküttü.
Ne seni suçladım,
ne kaderi.
Çünkü aşk,
her zaman kavuşmak değildir;
bazen insanın
bir başkasının mutluluğunu
kendininkinden üstün tutabilmesidir.
Şimdi uzaktasın.
Belki beni çoktan unuttun.
Ama ben seni hâlâ
akşamüstü göğe düşen ilk yıldız gibi hatırlıyorum:
sessiz, uzak
ve güzel.
İnsan bazı sevgileri
zamanla kaybetmiyor sevgilim;
yalnızca
onlarla yaşamayı öğreniyor.
Ve eğer bir gün
adım geçerse aklından,
beni acıyla değil—
bir zamanlar seni gerçekten sevmiş
sessiz bir kalp olarak hatırla.
Ben seni
bir tutku gibi değil,
özüme değip
orada sonsuza dek kalan bir melodi gibi sevdim.
Aşk

Seni
bir tutku gibi değil,
özüme değip
orada sonsuza dek kalan
bir melodi gibi sevdim.
Aşk

İnsan bazı sevgileri
zamanla kaybetmiyor sevgilim;
yalnızca
onlarla yaşamayı öğreniyor.
Aşk

Eğer bir gün
adım geçerse aklından,
beni acıyla değil,
bir zamanlar seni gerçekten sevmiş
sessiz bir kalp olarak hatırla.
Aşk

Aşk,
her zaman kavuşmak değildir;
bazen insanın
bir başkasının mutluluğunu
kendininkinden üstün tutabilmesidir.
Aşk

Seni unutmak istedim,
olmadı.
Çünkü insan
aklından çıkardığını
kalbinden silemiyor.
Şimdi yokluğun,
sessiz bir alışkanlık gibi bende.
Ve anlıyorum:
Aşk,
gitmekle bitmiyor;
birinin içinden hiç çıkmamasıyla sürüyor.
Aşk

Seni öyle çok sevdim ki,
gidişin bile kaldı bende.
Bir insan nasıl anlatır bilmiyorum
her gece aynı adı düşünmeyi,
aynı boşluğa bakmayı,
aynı acıyla uyanmayı…
Sen gittin.
Herkes “alışırsın” dedi.
Oysa insan,
sevdiğinin yokluğuna alışmıyor;
yalnızca onunla yaşamayı öğreniyor.
Bazen bir şarkıda çıkıyorsun karşıma,
bazen yağmurda,
bazen de durup dururken
içimin tam ortasında.
Ve ben anladım ki
aşk,
birlikte mutlu olmak kadar
ayrıyken bile incitmeden sevebilmekmiş.
Yine de seni bekliyorum biraz.
Döneceğin için değil,
bir gün seni düşününce
canımın yanmayacağına inanmak için.
Ama galiba bazı insanlar
unutulmak için değil,
insanın ömrüne karışmak için geliyor.
Aşk

Seni sevmek,
zor bir hayatın içinde
insanı ayakta tutan son umut gibiydi.
Dünya sert sevgilim.
Sokaklar yorgun,
insanlar kırgın,
ekmek bile bazen alın teri kadar acı.
Ama bütün bu ağırlığın içinde
bir insanın kalbinde taşıdığı sevgi
yine de ölmemek için direniyor.
Sen gittin.
Ben çalışmaya devam ettim.
Sabah erkenden kalktım,
kalabalığa karıştım,
hayatın yükünü omuzladım.
Kimse içimde neyin eksildiğini anlamadı.
Çünkü insanın en büyük yoksulluğu
cebindeki değil;
kalbindeki eksikliktir bazen.
Geceleri pencereden dışarı bakıyorum.
Şehir hâlâ ayakta.
Ben de öyle.
Çünkü insan,
sevdiği biri gidince yıkılmıyor hemen;
yalnız biraz sessizleşiyor.
Yine de umutsuz değilim.
Hayat ne kadar acımasız olursa olsun,
bir insanı gerçekten sevmiş olmak
insanı tamamen karanlıkta bırakmıyor.
Ve ben seni
bir hayal gibi değil,
yaşamak için gerekli bir güç gibi sevdim.
Aşk

Seni özlemek,
kalabalık bir sokakta
birden kendi yalnızlığını fark etmek gibi.
Hayat devam ediyor.
Otobüsler geçiyor,
kahveler soğuyor,
insanlar birbirine gülümsüyor.
Dünya,
bizim kırılmış kalplerimiz için durmuyor.
Eskiden bunu acımasız bulurdum.
Şimdi düşünüyorum da,
belki de insanı yaşatan şey
tam olarak bu kayıtsızlık.
Çünkü hiçbir şey bize hazır bir anlam vermiyor.
Ne aşk,
ne ayrılık,
ne de zaman.
İnsan,
kaybettiklerinin ortasında
kendi anlamını kurmak zorunda.
Sen gittin.
Ve bir süre
her şey anlamsız geldi bana.
Sonra bir sabah
güneş yine doğdu.
Anladım ki hayat,
acı geçtiği için değil—
biz yürümeye devam ettiğimiz için sürüyor.
Belki mutluluk değil bu.
Ama insanın
bütün yalnızlığına rağmen
yeniden perdeyi açabilmesi,
küçük de olsa bir zaferdir.
Ve ben seni
unutmadan yaşamayı öğreniyorum şimdi;
çünkü bazı sevgiler
bitmiyor,
yalnızca insanın sessizliğine karışıyor.
Aşk

Bazı sevgiler
bitmiyor,
yalnızca insanın sessizliğine karışıyor.
Aşk

Seni kaybettikten sonra anladım;
insan bazen bir başkasını değil,
onun yanında kurduğu hayatı özlüyor.
Biz birbirimizi severken
dürüst müydük gerçekten?
Yoksa yalnızca
yalnızlıklarımızı güzel kelimelerle saklıyorduk?
Sen gittin.
Ev sessizleşti.
Ama en büyük sessizlik
duvarlarda değil,
insanın kendi içinde başlıyor.
Bir sandalye boş kaldı mesela.
Kimse oturmadı oraya.
Çünkü bazı yokluklar
eşya gibi değil;
karar gibi yerleşiyor hayata.
Kendime uzun uzun baktım sonra.
İnsan sevdiği biri gidince
onun suçunu değil,
kendi gerçeğini görmeye başlıyor.
Belki seni fazla sevdim.
Belki de seni değil,
sende olmak istediğim insanı sevdim.
Ama yine de
bir zamanlar aynı hayale inanmış olmamız
tamamen boş değildi.
Çünkü aşk,
yalnız mutlu etmek için değil;
insanı kendisiyle yüzleştirmek için de geliyor bazen.
Ve şimdi anlıyorum:
Bazı ayrılıklar
iki insanı ayırmıyor yalnızca,
onları ilk kez kendileriyle baş başa bırakıyor.
Aşk

Sen gittikten sonra
hayat durmadı.
Sabah oldu.
Kahve yapıldı.
İnsanlar işe gitti.
Deniz aynı denizdi.
İnsan buna şaşırıyor önce.
Büyük bir acının
dünyayı değiştireceğini sanıyor.
Değiştirmiyor.
Bir barda oturdum geçen akşam.
Masaya iki kadeh koydular yanlışlıkla.
Birini kaldırmadım.
Bazı yokluklar
yanında dursun istiyorsun.
Seni düşündüm sonra.
Abartmadan.
Sessizce.
Çünkü gerçek acı
bağırmıyor.
İnsanın içine yerleşiyor.
Şimdi anlıyorum;
birini gerçekten sevmek,
onu kaybettikten sonra bile
hayata devam edebilmekmiş.
Kolay değil.
Ama insan
yaşıyor.
Biraz eksik,
biraz yorgun,
ama yaşıyor.
Aşk

Bakınız, aşk dediğiniz mesele
öyle filmlerdeki gibi sürekli heyecan hâli değildir.
İnsanlar bugün sevgiyi fazla tüketiyor,
ama az anlıyor.
Bir insanı sevmek,
önce ona tahammül etmeyi öğrenmektir.
Sessizliğine, huyuna, eksikliğine…
Çünkü herkes güzel zamanlarda sever;
mesele, hayat ağırlaştığında yanında kalabilmektir.
Şimdi gençlerde görüyorum;
hemen vazgeçiyorlar.
Biraz yalnızlık görünce kaçıyorlar.
Oysa insan dediğiniz varlık
biraz sabırla derinleşir.
Ve şunu bilin:
Gerçek sevgi,
insanı daha kültürlü, daha sakin,
daha merhametli yapar.
Sürekli acı çektiren şeyin adına aşk değil,
çoğu zaman bencillik denir.
Ama yine de
bazı insanlar hayatımıza öyle girer ki
çıktıktan sonra bile düşünmeye devam ederiz onları.
Çünkü insan hafızası,
özellikle kalp meselelerinde
pek disiplinli değildir.
Velhasıl…
Seviyorsanız kıymet bilin.
Çünkü bu çağda
en zor bulunan şey
samimiyettir.
Aşk

Seviyorsanız kıymet bilin.
Çünkü bu çağda
en zor bulunan şey
samimiyettir.
Aşk

Bazı insanlar hayatımıza öyle girer ki
çıktıktan sonra bile düşünmeye devam ederiz onları.
Çünkü insan hafızası,
özellikle kalp meselelerinde
pek disiplinli değildir.
Aşk

Gerçek sevgi,
insanı daha kültürlü, daha sakin,
daha merhametli yapar.
Sürekli acı çektiren şeyin adına aşk değil,
çoğu zaman bencillik denir.
Aşk

İnsan dediğiniz varlık
biraz sabırla derinleşir.
Aşk

Bir insanı sevmek,
önce ona tahammül etmeyi öğrenmektir.
Sessizliğine, huyuna, eksikliğine…
Çünkü herkes güzel zamanlarda sever;
mesele, hayat ağırlaştığında yanında kalabilmektir.
Aşk

Bakınız, aşk dediğiniz mesele
öyle filmlerdeki gibi sürekli heyecan hâli değildir.
İnsanlar bugün sevgiyi fazla tüketiyor
ama az anlıyor.
Aşk

SEVDİM
Seni sevdim;
öyle sessiz, öyle içten ki
bu sevda bazen
kendi kalbimi bile ürküttü...
Ne seni suçladım,
ne kaderi...
Çünkü aşk,
her zaman kavuşmak değildir;
bazen insanın
bir başkasının mutluluğunu
kendininkinden üstün tutabilmesidir...

Ben seni
bir tutku gibi değil,
özüme değip
orada sonsuza dek kalan
bir melodi gibi sevdim...

Ooooooooooooyeee

Ben seni
bir tutku gibi değil,
özüme değip
orada sonsuza dek kalan
bir melodi gibi sevdim...

Şimdi uzaktasın.
Belki beni çoktan unuttun...
Ama ben seni hâlâ
akşamüstü göğe düşen
ilk yıldız gibi hatırlıyorum:
sessiz, uzak
ve güzel...

Ben seni
bir tutku gibi değil,
özüme değip
orada sonsuza dek kalan
bir melodi gibi sevdim...

Ooooooooooooyee

Ben seni
bir tutku gibi değil,
özüme değip
orada sonsuza dek kalan
bir melodi gibi sevdim...

İnsan bazı sevgileri
zamanla kaybetmiyor sevgilim;
yalnızca
onlarla yaşamayı öğreniyor...
Ve eğer bir gün
adım geçerse aklından,
beni acıyla değil—
bir zamanlar seni gerçekten sevmiş
sessiz bir kalp olarak hatırla...

Ben seni
bir tutku gibi değil,
özüme değip
orada sonsuza dek kalan
bir melodi gibi sevdim...

Ooooooooooooyeee

Ben seni
bir tutku gibi değil,
özüme değip
orada sonsuza dek kalan
bir melodi gibi sevdim...
Aşk

Sana kızmadım hiç.
Çünkü insan
en çok sevdiğine kırılıyor,
en az ona bağırıyor.
Şimdi yokluğun
sessiz bir cümle gibi içimde.
Ve anlıyorum:
Bazı insanlar gider
ama gidişleri kalır.
Aşk

Geceyi omuzlarıma alıp yürüdüm sevgilim,
Ordu ıslaktı,
sokak lambaları sarı,
içim senden kalan uzun bir sürgün.
Bir vapur geçti karanlığın içinden,
martılar bağırdı.
Ben sustum.
Çünkü bazı adamlar
acılarını yüksek sesle yaşamaz.
Sen gittin diye
şehir eksilmedi elbet;
meyhaneler açıktı yine,
rakılar doluydu,
şarkılar aynı yerden yaralı.
Ama ben,
bir akşamüstünü kaybettim senden sonra.
Cebimde buruşturulmuş bir sigara paketi,
aklımda senin yarım kalan cümlen.
İnsan bazen
bir bakışı yıllarca taşıyor.
Ve bilirsin sevgilim,
bazı ayrılıklar
tren garları gibidir;
kalabalık görünür
ama insan kendini daha yalnız hisseder.
Ben seni
bir kadın gibi değil,
gecenin tam ortasında
insanı uykusuz bırakan bir memleket gibi sevdim.
Aşk

Geceyi omuzlarıma alıp yürüdüm sevgilim,
Ordu ıslaktı, sokak lambaları sarı, çınarlar sessiz,
içimde senden kalan uzun bir sürgün.
Bir vapur geçti karanlığın içinden, martılar bağırdı. Ben sustum.
Çünkü bazı adamlar
acılarını yüksek sesle yaşamaz.
Sen gittin diye şehir eksilmedi elbet;
meyhaneler açıktı yine, rakılar doluydu,
şarkılar aynı yerden yaralı.
Ama ben, bir akşamüstünü kaybettim senden sonra. Cebimde buruşturulmuş bir not,
aklımda senin yarım kalan cümlen.
İnsan bazen bir bakışı yıllarca taşıyor.
Ve bilirsin sevgilim, bazı ayrılıklar tren garları gibidir; kalabalık görünür ama insan kendini daha yalnız hisseder.
Ben seni hem bir kadın gibi,
hem de gecenin tam ortasında
insanı uykusuz bırakan bir çınar gibi sevdim.
Aşk

Bir gün unutursun dediler.
Sustum.
Çünkü insan
unutmuyor aslında;
yalnızca
acısıyla yaşamayı öğreniyor.
Ve sen,
artık canımı eskisi kadar yakmıyorsun belki
ama hâlâ içimdesin.
Aşk

Gerçek sevgi,
yalnız sahip olmak isteği değildir.
Bazen birini kaybettikten sonra bile
ona içtenlikle iyi dileklerde bulunabilmektir.
Aşk

İnsan, sevdiği kişiyi kaybedince
yalnız kalmıyor;
hayata dair kurduğu birçok yanılsamayı da kaybediyor.
Seninle birlikteyken
duyguların dünyayı değiştirebileceğine inanıyordum.
Şimdi görüyorum ki dünya,
insanın kalbindeki fırtınalara karşı
oldukça kayıtsız.
Yine de aşk küçümsenecek bir şey değil.
Çünkü insanı en çıplak hâliyle ortaya çıkarıyor.
Hırslarını, korkularını,
zaaflarını ve merhametini…
Sen gittin.
Ve ben ilk kez
sessizliğin ne kadar ağır olabileceğini öğrendim.
Bir odada tek başına otururken bile
insan,
karşısındaki boş sandalyeyle konuşabiliyor bazen.
Çünkü alışkanlıklar,
duygulardan daha uzun yaşıyor.
Ama zamanla şunu anlıyor insan:
Gerçek sevgi,
yalnız sahip olmak isteği değildir.
Bazen birini kaybettikten sonra bile
ona içtenlikle iyi dileklerde bulunabilmektir.
Ben seni
kusursuz olduğun için sevmedim.
Aksine,
bütün insani eksiklerinle gerçek olduğun için sevdim.
Ve belki de aşkın en trajik yanı şu:
İnsan,
kendisine en çok acı veren hatırayı bile
kalbinin en güvenli yerinde saklıyor.
Aşk

İnsan garip bir varlık.
Kalbi başka konuşuyor,
aklı başka,
yalnızlığı bambaşka.
Aşk

Seni sevip sevmediğimi bile tam bilmiyorum artık.
Belki seni değil,
sende hissettiğim kendimi özlüyorum.
İnsan garip bir varlık.
Kalbi başka konuşuyor,
aklı başka,
yalnızlığı bambaşka.
Bazen bir pencerenin önünde duruyorum uzun süre.
Sokaktan insanlar geçiyor.
Hiçbiri beni tanımıyor.
Ben de kendimi pek tanımıyorum zaten.
Sen gittin.
Ama gidişin bir olay gibi olmadı;
daha çok,
içimde yavaşça sönen bir ışık gibi.
Ve şimdi anlıyorum:
Bazı aşklar yaşanmaz aslında,
düşünülür.
İnsan onları hayatında değil,
zihninde büyütür.
Belki de bu yüzden
seni kaybetmekten çok
seni düşünmeyi kaybetmekten korkuyorum.
Çünkü insanın içinde
birden fazla kişi yaşıyor sevgilim.
Biri unutmak istiyor seni,
biri hâlâ bekliyor,
biri de bütün bunları uzaktan izliyor.
Ve hangisinin gerçekten “ben” olduğunu
hiçbiri bilmiyor.
Aşk

Seni unutmadım.
Yalnızca
adını içimden söylemeye başladım.
Çünkü bazı insanlar
yüksek sesle sevilmiyor artık;
sessizce taşınıyor.
Ve aşk,
belki de budur:
Gitmiş birini
incitmeden özlemek.
Aşk

Seni bir yağmur sonrası şehir gibi sevdim,
ıslak,
parlak
ve biraz yalnız.
Adın,
dilimde duran bir kelime değil artık;
geceleri içimde dolaşan
uzun bir sızı.
Özlemek…
senin bende bıraktığın
en güzel alışkanlık;
vazgeçemiyorum.
Bir bakışın vardı,
şimdi yalnız gölgesi kaldı;
ama bazı gölgeler
insanın ömründen çıkmıyor.
Ve garip…
en çok da
gideceğini bildiğin kişiye
alışıyor kalp.
Ben seni
bir aşk gibi değil,
her gece yeniden yazılan
yarım bir şiir gibi sevdim.
Aşk

YAĞMUR
Seni bir yağmur sonrası şehir gibi sevdim,
ıslak,
parlak
ve biraz yalnız...
Adın,
dilimde duran bir kelime değil artık;
geceleri içimde dolaşan
uzun bir sızı...

Ve garip…
en çok da
gideceğini bildiğin kişiye
alışıyor kalp...
Ben seni
bir aşk gibi değil,
her gece yeniden yazılan
yarım bir şiir gibi sevdim...

Ooooooooyyy

Ve garip…
en çok da
gideceğini bildiğin kişiye
alışıyor kalp...
Ben seni
bir aşk gibi değil,
her gece yeniden yazılan
yarım bir şiir gibi sevdim...

Özlemek…
senin bende bıraktığın
en güzel alışkanlık;
vazgeçemiyorum...
Bir bakışın vardı,
şimdi yalnız gölgesi kaldı;
ama bazı gölgeler
insanın ömründen çıkmıyor...

Ve garip…
en çok da
gideceğini bildiğin kişiye
alışıyor kalp...
Ben seni
bir aşk gibi değil,
her gece yeniden yazılan
yarım bir şiir gibi sevdim...

Ooooooooyyy

Ve garip…
en çok da
gideceğini bildiğin kişiye
alışıyor kalp...
Ben seni
bir aşk gibi değil,
her gece yeniden yazılan
yarım bir şiir gibi sevdim...
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 20.05.2026 22:21:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!