Bir gün unutursun dediler.
Ben günü unuttum,
seni değil.
Çünkü bazı insanlar
zamanla geçmiyor;
insanın içine yerleşiyor.
Ve sen,
bende
gitmeyen bir mevsimsin.
Aşk
Senin adın geçince
içimde eski bir yaz açıyor.
Birden sokaklar değişiyor,
gece yumuşuyor,
mumun dumanı bile sana benziyor.
İnsan bazılarını
unutmuyor sevgilim.
Yalnız,
onlarla konuşmayı bırakıyor içinde.
Aşk
Şimdi seni düşünmek
uzun bir yolculuktan dönmek gibi:
yorgun,
sessiz
ve biraz eksik.
Ama ne garip…
Kalbim hâlâ
adını duyunca toparlanmaya çalışıyor.
Ben seni
öyle herkese anlatılacak gibi değil,
gecenin bir vakti
insanın kendi içine fısıldadığı
yasak bir şiir gibi sevdim.
Aşk
Senin adın geçince
içimde eski bir yaz açıyor.
Birden sokaklar değişiyor,
gece yumuşuyor,
mumun dumanı bile sana benziyor.
İnsan bazılarını
unutmuyor sevgilim.
Yalnız,
onlarla konuşmayı bırakıyor içinde.
Şimdi seni düşünmek
uzun bir yolculuktan dönmek gibi:
yorgun,
sessiz
ve biraz eksik.
Ama ne garip…
Kalbim hâlâ
adını duyunca toparlanmaya çalışıyor.
Ben seni
öyle herkese anlatılacak gibi değil,
gecenin bir vakti
insanın kendi içine fısıldadığı
yasak bir şiir gibi sevdim.
Aşk
Senin adın geçince
içimde eski bir yaz açıyor.
Birden sokaklar değişiyor,
gece yumuşuyor,
mumun dumanı bile sana benziyor.
İnsan bazılarını
unutmuyor sevgilim.
Yalnız,
onlarla konuşmayı bırakıyor içinde.
Şimdi seni düşünmek
uzun bir yolculuktan dönmek gibi:
yorgun, sessiz ve biraz eksik.
Ama ne garip…
Kalbim hâlâ
adını duyunca toparlanmaya çalışıyor.
Ben seni
öyle herkese anlatılacak gibi değil,
gecenin bir vakti
insanın kendi içine fısıldadığı
yasak bir şiir gibi sevdim.
Aşk
Bazen düşünüyorum da
biz birbirimizi çok mu sevdik,
yoksa yalnızca
aynı sessizliği paylaşmayı mı öğrendik?
Bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
İnsan bazı insanları unutmuyor.
Onları yalnızca
hayatının sakin bir köşesinde taşımaya devam ediyor.
Aşk
Bugün hava açıktı.
Pencereden uzun süre dışarı baktım.
Sokaktan birkaç insan geçti,
bir çocuk koşuyordu,
uzakta bir köpek havladı.
Hayat böyle işte;
küçük şeylerle devam ediyor.
Aşk
Bugün hava açıktı.
Deniz kenarındaydım,
uzun süre ufka baktım.
Sahilden birkaç insan geçti,
bir çocuk koşuyordu,
uzakta bir köpek havladı.
Hayat böyle işte;
küçük şeylerle devam ediyor.
Aşk
Sen gittikten sonra
büyük acılar yaşamadım belki.
Kimse ölmedi,
dünya değişmedi.
Ama insanın içindeki düzen
sessizce bozulabiliyormuş.
Aşk
Bugün hava kapalıydı.
Pencereden uzun süre dışarı baktım.
Sokaktan birkaç insan geçti,
bir çocuk koşuyordu,
uzakta bir köpek havladı.
Hayat böyle işte;
küçük şeylerle devam ediyor.
Sen gittikten sonra
büyük acılar yaşamadım belki.
Kimse ölmedi,
dünya değişmedi.
Ama insanın içindeki düzen
sessizce bozulabiliyormuş.
Akşam çay koydum kendime.
İkinci bardağı alışkanlıkla çıkardım dolaptan.
Sonra geri kaldırdım.
İşte o an,
yokluğunu en çok hissettiğim andı belki.
Çünkü gerçek yalnızlık
gösterişli değildir sevgilim.
Gündelik hayatın küçük boşluklarında yaşar.
Bazen düşünüyorum da
biz birbirimizi çok mu sevdik,
yoksa yalnızca
aynı sessizliği paylaşmayı mı öğrendik?
Bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
İnsan bazı insanları unutmuyor.
Onları yalnızca
hayatının sakin bir köşesinde taşımaya devam ediyor.
Ben seni
büyük trajedilerle değil
birlikte susabilmenin huzuruyla sevdim.
Aşk
Bugün hava kapalıydı.
Pencereden uzun süre dışarı baktım.
Sokaktan birkaç insan geçti, bir çocuk koşuyordu,
uzakta bir köpek havladı.
Hayat böyle işte;
küçük şeylerle devam ediyor.
Bugün hava açıktı.
Deniz kenarındaydım, uzun süre ufka baktım.
Sahilden birkaç insan geçti,
bir çocuk koşuyordu, uzakta bir köpek havladı.
Hayat böyle işte; küçük şeylerle devam ediyor.
Sen gittikten sonra büyük acılar yaşamadım belki. Kimse ölmedi, dünya değişmedi.
Ama insanın içindeki düzen sessizce bozulabiliyormuş. Akşam çay koydum kendime.
İkinci bardağı alışkanlıkla çıkardım dolaptan.
Sonra geri kaldırdım.
İşte o an, yokluğunu en çok hissettiğim andı belki. Çünkü gerçek yalnızlık gösterişli değildir sevgilim. Gündelik hayatın küçük boşluklarında yaşar. Bazen düşünüyorum da
biz birbirimizi çok mu sevdik, yoksa yalnızca
aynı sessizliği paylaşmayı mı öğrendik?
Bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: İnsan bazı insanları unutmuyor. Onları yalnızca hayatının sakin bir köşesinde taşımaya devam ediyor.
Ben seni büyük trajedilerle değil
birlikte susabilmenin huzuruyla sevdim.
Aşk
Seni özlediğimi
kimse anlamıyor.
Ben de anlatmıyorum zaten.
Çünkü bazı duygular
ses olunca eksiliyor.
Ve sen,
benim içimde
konuşmadan yaşayan tek şeysin.
Aşk
Geceyi sana bıraktım sevgilim.
Ben biraz mum ışığında kaldım.
Aşk
Geceyi sana bıraktım sevgilim.
Ben biraz mum ışığında kaldım.
Bir masada iki kişilik sessizlik vardı eskiden,
şimdi bütün şehir tek kişilik geliyor bana.
Yağmur başlayınca aklıma hep sen düşüyorsun.
Demek insan en çok da yarım kalan şeyleri seviyor. Seni unutmaya çalışmadım hiç.
Çünkü bazı aşklar bitince geçmiyor;
yalnız insanın içine dağılıyor.
Bir bardak çayın buharında, eski bir şarkıda,
gecenin tam ortasında duran o sebepsiz sıkıntıda…
Ve ben hâlâ adını içimden söylerken
sesimi alçaltıyorum.
Çünkü insan, en çok sevdiği şeyi
kimse duymasın istiyor bazen.
Aşk
Akşamüstü bahçede yürüdüm bugün.
Ağaçların arasından geçen rüzgâr
eski günleri hatırlattı bana.
İnsan bazı anıları
unutmuyor sevgilim.
Onlar,
uzun yıllar sonra bile
bir yaprak hışırtısıyla geri dönebiliyor.
Seninle konuştuğumuz o sakin günleri düşünüyorum bazen.
Ne büyük sözler vardı aramızda,
ne de gösterişli vaatler.
Ama insanın özüne en çok dokunan şeyler
çoğu zaman sessiz yaşanıyor.
Aşk
Şimdi doğa yine aynı düzeninde devam ediyor:
güneş batıyor,
kuşlar dönüyor yuvalarına,
ırmak usulca akıyor.
Bir tek insan kalbi
geçmişe karşı bu kadar dirençsiz.
Seni gördüğüm ilk günü hatırlıyorum.
O zaman bunun
ömür boyu sürecek bir hüzne dönüşeceğini bilmiyordum.
Ama belki aşk biraz da budur:
İnsanın içinde
hem tatlı hem kederli bir iz bırakması.
Ben seni
fırtınalı bir tutkuyla değil,
ilkbaharda açan ve geçse bile kokusu kalan
sessiz bir çiçek gibi sevdim.
Aşk
Şimdi geceleri düşünüyorum:
Biz mi yanlış zamanda karşılaştık,
yoksa Tanrı başından beri
ayrılığı mı yazmıştı bize?
Aşk
Seni sevmek geçti belki.
Ama sende kalmak geçmedi.
Çünkü insan
bazı insanlardan ayrılıyor,
bazılarından dönemiyor.
Ve ben,
en çok da
senden sonra kendime uzak kaldım.
Aşk
Bir akşam vakti yine seni düşündüm sevgilim.
Rüzgâr hafifti, gökyüzü solgun,
kalbim ise eski bir şarkının içinde kaybolmuş gibiydi.
Seni sevdim. Belki fazla sessiz, belki fazla derin…
Ama insanın özüne işleyen sevgiler
zaten gürültülü olmaz.
Şimdi yollarımız ayrı.
Sen başka göklerin altında yürüyorsun belki.
Fakat bazı duygular vardır ki mesafeyle eksilmez;
yalnız daha hüzünlü bir güzelliğe dönüşür.
Sana dair içimde kalan şey öfke değil sevgilim,
ince bir özlem yalnızca.
Çünkü gerçek aşk, kaybettikten sonra bile kalbi kabalaştırmıyor.
Ve eğer bir gün beni hatırlarsan,
bil ki seni seven adam unutmak için değil,
hatırlarken incinmeyi göze aldığı için sustu.
Ben seni bir heves gibi değil,
yıllar geçse de insanın içinde çalmaya devam eden eski bir çello sesi gibi sevdim.
Aşk
SEVMEK
Seni sevmek geçti belki...
Ama sende kalmak geçmedi...
Çünkü insan
bazı insanlardan ayrılıyor,
bazılarından dönemiyor...
Ve ben,
en çok da
senden sonra kendime uzak kaldım...
Aaaaaaaaaa
Şimdi geceleri düşünüyorum:
Biz mi yanlış zamanda karşılaştık,
yoksa Tanrı başından beri
ayrılığı mı yazmıştı bize?...
Oooooooooyyyy
Şimdi geceleri düşünüyorum:
Biz mi yanlış zamanda karşılaştık,
yoksa Tanrı başından beri
ayrılığı mı yazmıştı bize?...
Seni özlediğimi
kimse anlamıyor...
Ben de anlatmıyorum zaten...
Çünkü bazı duygular
ses olunca eksiliyor...
Ve sen,
benim içimde
konuşmadan yaşayan tek şeysin...
Aaaaaaaaaa
Şimdi geceleri düşünüyorum:
Biz mi yanlış zamanda karşılaştık,
yoksa Tanrı başından beri
ayrılığı mı yazmıştı bize?...
Oooooooooyyyy
Şimdi geceleri düşünüyorum:
Biz mi yanlış zamanda karşılaştık,
yoksa Tanrı başından beri
ayrılığı mı yazmıştı bize?...
Aşk
Seni kaybetmedim aslında.
Sen gittin,
ben sende kaldım.
Çünkü bazı ayrılıklarda
iki kişi ayrılmıyor;
bir kişi eksiliyor yalnız.
Ve ben,
senden sonra
kendimi tamamlayamadım.
Aşk
Geceyi yine sana bıraktım sevgilim.
Ben biraz yalnızlık içtim yanında.
Aşkın Şehri Ordu nasıl yorulursa yağmurdan sonra,
ben de öyle yoruldum senden sonra.
Ama ne tuhaf…
İnsan en çok da kendini yoran şeyi özlüyor.
Bir mum yaktım.
Dumanı tavana çıktı usulca.
Tam o sırada adın geçti içimden.
Bazı isimler vardır; insanın ağzından değil,
kalbinden çıkar. Şimdi sen yoksun, çınarlar var.
Ama bardaklarda kalan dudak izi gibi
bir şeylerin hâlâ sende kaldığını hissediyorum.
Ve ben hâlâ gecenin en sessiz yerinde
sana konuşuyorum içimden.
Çünkü insan en çok sevdiği kişiyi unutunca değil,
ona söyleyecek şeyi kalmayınca kaybediyor galiba.
Aşk
Bir tek seni anlatamadım.
Ne kadar sustuysam
o kadar çoğaldın içimde.
Çünkü bazı insanlar
kelime olmuyor;
insanın içinde
ömür boyu süren bir sessizlik oluyor.
Ve sen,
benim en uzun susuşumsun.
Aşk
Bugün deniz kıyısında uzun uzun oturdum.
Balıkçılar ağlarını topluyordu. Bir çocuk martılara simit attı. Hayat, küçük şeylerle devam ediyor işte. Sen olsaydın gülerdin buna. Ben yalnız baktım. İnsan bazen birini büyük olaylarda değil,
tam da böyle sıradan anlarda özlüyor sevgilim.
Bir kahveye girdim sonra. Cam kenarına oturdum.
Çayın buharı yükseldi usulca. Karşı masadaki ihtiyar adam durmadan dışarıyı izliyordu. Belki onun da içinde kimsenin bilmediği bir eksiklik vardı. Çünkü herkesin içinde biraz yalnızlık taşıdığına inanıyorum ben. Sen gittin diye şehir değişmedi elbet. Vapurlar yine kalkıyor, akşam oluyor, sokak lambaları yanıyor. Ama insanın içindeki bir kişi eksilince bütün kalabalık biraz boş görünüyor. Yine de hayatı seviyorum. Bir martı sesini, yağmurdan sonra denizin kokusunu, durup dururken aklıma düşmeni… Ben seni şiirlerdeki büyük aşklar gibi değil, aynı sokakta yürümeyi sevdiğim gerçek bir insan gibi sevdim.
Aşk
Seni unutmak istedim.
Sonra düşündüm…
İnsan,
evini unutur mu?
Çünkü bazı insanlar
geçip gitmiyor;
insanın içinde
yerleşip kalıyor.
Ve sen,
benim içimde
çıkmazı olmayan bir sokaksın.
Aşk
Bu akşamüstü seni düşündüm yine.
Şehir kalabalıktı, ben yalnızdım.
Yağmur hafif yağıyordu.
İnsan böyle havalarda en çok aşkından üşüyor.
Bir kahve söyledim kendime.
Dumanı yükseldi usulca.
Tam o sırada adın geçti içimden, kimse duymadı.
Çünkü bazı isimler
yüksek sesle söylenmiyor sevgilim.
Kalbin içinde taşınıyor yalnız.
Sen gittin gideli Aşkın Şehri Ordu aynı şehir değil artık.
Sokaklar biraz daha uzun, geceler biraz daha sessiz.
Ve ben hâlâ bir şarkının tam ortasında
sana rastlayacakmışım gibi yaşıyorum.
Ne garip… İnsan en çok da bir daha sarılamayacağını bildiği kişiyi seviyor.
Ben seni öyle kolay anlatılacak biri gibi değil,
gece yarısı insanın içini ansızın sızlatan
yasak bir şiir gibi sevdim.
Aşk
Ömür dediğin nedir ki sevgilim…
Biraz sabah, biraz akşam, arada birkaç güzel hatıra.
Seninle geçen günleri düşündükçe
zamanın ne çabuk geçtiğine şaşıyorum.
Bir zamanlar hiç bitmez sandığımız şeyler
şimdi eski bir fotoğraf gibi uzak.
İnsan yaş aldıkça kalbinin sesi daha çok duyuluyor galiba.
Kalabalık azalıyor, hevesler yoruluyor,
geriye birkaç gerçek duygu kalıyor yalnız.
Sen de onlardan birisin işte.
Şimdi akşamları daha sessizim.
Pencerenin önünde oturup gökyüzünün kararmasını izliyorum bazen.
Bir kuş geçiyor, bir rüzgâr esiyor, sen geliyorsun aklıma.
Ve anlıyorum ki bazı sevgiler gençlikteki heyecan gibi değil;
insanın içine yavaşça yerleşen bir hüzün gibi büyüyor.
Ben seni ömrümün en güzel telaşı gibi değil,
yıllar geçtikçe değeri daha çok anlaşılan
eski bir şarkı gibi sevdim.
Aşk
Seni düşünmek,
gece vakti uzun bir yolda tek başına yürümek gibi şimdi.
İnsan bazen
en çok sevdiği kişiye bile
derdini anlatamıyor sevgilim.
Çünkü bazı kırgınlıkların dili yok.
Sen gittikten sonra
içimde tuhaf bir sessizlik kaldı.
Ne tam bir öfke,
ne de bütünüyle kabulleniş…
Yalnız,
uzun süren bir eksiklik.
Sokaklarda yürürken
kalabalığın içinde kayboluyorum bazen.
Herkes bir yere yetişiyor,
herkes bir şeyler konuşuyor.
Ama insanın içindeki yalnızlık
hiçbir kalabalıkla azalmıyor.
Bir şarkı duyuyorum ansızın,
bir cümle,
bir koku…
Sen çıkıyorsun karşıma.
Ve anlıyorum ki
gerçek sevgi,
insanın hayatından çıksa bile
özünden çıkmıyor.
Belki biz
yanlış zamanda karşılaştık.
Belki dünya,
iki insanın birbirini huzurla sevmesine fazla sertti.
Ama yine de seni sevmiş olmaktan pişman değilim.
Ben seni
büyük mutluluklar için değil,
bu yalnız dünyada
bir an olsun gerçekten anlaşılmış hissetmek için sevdim.
Aşk
Sokaklarda yürürken
kalabalığın içinde kayboluyorum bazen.
Herkes bir yere yetişiyor,
herkes bir şeyler konuşuyor.
Ama insanın içindeki yalnızlık
hiçbir kalabalıkla azalmıyor.
Bir şarkı duyuyorum ansızın,
bir cümle,
bir koku…
Sen çıkıyorsun karşıma.
Ve anlıyorum ki
gerçek sevgi,
insanın hayatından çıksa bile
özünden çıkmıyor.
Aşk
Kayıt Tarihi : 28.05.2026 07:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!