İnsan,
acı çekse bile yaşamayı öğreniyor.
Toprak nasıl her kıştan sonra yeniden yeşeriyorsa,
kalp de bir şekilde devam ediyor.
Yine de bazı anlar var…
Bir sandalyeye bakıyorsun,
bir şarkı duyuyorsun,
birinin gülüşü sana onu hatırlatıyor.
İşte o zaman anlıyorsun:
Gerçek sevgi tamamen gitmiyor.
Aşk
Sabah erkenden uyandım bugün.
Hava serindi.
Kahve koydum ocağa.
Sen yine aklıma geldin.
İnsan bazı şeylere alışıyor sanıyor.
Yalnız yemeye,
tek başına yürümeye,
akşamları sessiz bir eve dönmeye…
Ama alışmak,
eksikliğin geçtiği anlamına gelmiyor.
Dışarıda hayat sürüyor.
Arabalar geçiyor yoldan,
bir köpek havlıyor uzakta,
insanlar çalışıyor.
Dünya kimse için durmuyor.
Belki iyi olan da bu.
Çünkü insan,
acı çekse bile yaşamayı öğreniyor.
Toprak nasıl her kıştan sonra yeniden yeşeriyorsa,
kalp de bir şekilde devam ediyor.
Yine de bazı anlar var…
Bir sandalyeye bakıyorsun,
bir şarkı duyuyorsun,
birinin gülüşü sana onu hatırlatıyor.
İşte o zaman anlıyorsun:
Gerçek sevgi tamamen gitmiyor.
Ben seni
roman kahramanları gibi değil,
aynı sofrada oturmak istediğim,
gerçek bir hayat paylaşmak istediğim biri gibi sevdim.
Ve galiba insanın en büyük yalnızlığı
konuşmak istediği kişinin artık yanında olmaması.
Aşk
Bir gece seni rüyamda gördüm.
Hiç konuşmadın.
Yalnız baktın bana.
Ama uyandığımda
bütün oda senin yokluğunla doluydu.
Aşk
Bir senden vazgeçemedim.
Oysa ne çok şeyden geçtim.
Demek ki insan
her şeyi unutabiliyor da
bir kişiyi içinden silemiyor.
Ve sen,
benim içimde
gitmeyen taraf oldun.
Aşk
Ben seni
kusursuz olduğun için değil,
bütün insani zayıflıklarınla gerçek olduğun için sevdim.
Aşk
İnsan, sevdiği birini kaybettikten sonra
hayatın aslında ne kadar alışkanlıklardan ibaret olduğunu fark ediyor.
Seninle geçen günlerde
mutluluğu büyük olaylarda arıyordum.
Oysa şimdi görüyorum ki
asıl saadet,
aynı odada sessizce oturabilmekteymiş.
Sen gittin.
Ve ardından kalan boşluk
yalnız duygusal değil;
gündelik hayatın her köşesine yayılan bir eksiklik oldu.
Bir fincan çayın karşısındaki boş sandalye,
yarım kalan konuşmalar,
akşam saatlerinin o ağır sessizliği…
İnsan,
kalbinin kırıldığını en çok böyle küçük anlarda anlıyor.
Toplum bize güçlü görünmeyi öğretiyor sevgilim.
Oysa insan ruhu,
göründüğünden çok daha kırılgan.
Ben seni severken
yalnız sana bağlanmadım;
seninle kurduğum hayata da bağlandım.
Belki aşkın en acı tarafı budur:
Bir insan gidince
yalnız kendisi değil,
onunla birlikte hayal edilen gelecek de kaybolur.
Yine de seni suçlamıyorum.
Çünkü gerçek sevgi,
sahip olmaktan çok anlamaya yakındır.
Ben seni
kusursuz olduğun için değil,
bütün insani zayıflıklarınla gerçek olduğun için sevdim.
Aşk
Sen gittin.
Ve ardından kalan boşluk
yalnız duygusal değil;
gündelik hayatın her köşesine yayılan bir eksiklik oldu.
Aşk
Seni hâlâ seviyor muyum,
bilmiyorum.
Ama biri
“unut” dese,
canım acıyor.
Demek ki bazı insanlar
aşktan çıkıyor,
kalpten çıkmıyor.
Aşk
Seni sevdim;
öyle sakin, öyle derin ki
bu sevda bazen
yalnız gecelerin sessizliğinde yaşadı.
Ne sana kırgınım şimdi,
ne de ayrılığa.
Çünkü gerçek aşk,
kaybettikten sonra bile
kalbinde nezaket bırakandır.
Sen uzaktasın artık.
Belki beni çoktan unuttun.
Ama ben seni hâlâ
ilkbaharda ansızın esen bir rüzgâr gibi hissediyorum:
hafif, kısa
ama unutulmaz.
İnsan bazı sevgileri
zamana bırakmıyor sevgilim;
onları kalbinin en sessiz yerine saklıyor.
Ve eğer bir gün
adım geçerse aklından,
beni acıyla değil,
bir zamanlar seni gerçekten sevmiş,
sessiz birisi olarak hatırla.
Ben seni
bir hayal gibi değil,
ömrüm boyunca içimde yaşayacak
ince ve hüzünlü bir şarkı gibi sevdim.
Aşk
Eğer bir gün
adım geçerse aklından,
beni acıyla değil,
bir zamanlar seni gerçekten sevmiş,
sessiz birisi olarak hatırla.
Aşk
Seni öyle çok düşündüm ki
bir süre sonra şehir sana benzedi.
Yağmur yağınca sesin geldi aklıma,
gece olunca gözlerin.
İnsan,
sevdiği kişiyi biraz da dünyaya yayıyor galiba.
Bir sigara yaktım sonra.
Dumanı yükseldi usulca.
Tam o anda anladım:
Bazı ayrılıklar
bitmiyor,
yalnız alışkanlığa dönüşüyor.
Sen şimdi kimsin, neredesin bilmiyorum.
Ama içimde hâlâ
adını söylemeye kıyamayan bir yer var.
Ve garip…
İnsan en çok da
bir daha sarılamayacağını bildiği kişiyi özlüyor.
Ben seni
öyle büyük cümlelerle değil—
gecenin bir vakti durup dururken içimi sızlatan
uzun bir şiir gibi sevdim.
Aşk
Seni öyle çok düşündüm ki
bir süre sonra şehir sana benzedi.
Yağmur yağınca sesin geldi aklıma,
gece olunca gözlerin.
İnsan,
sevdiği kişiyi biraz da dünyaya yayıyor galiba.
Aşk
Ne garip…
İnsan en çok da
bir daha sarılamayacağını bildiği kişiyi özlüyor.
Aşk
Sen şimdi kimsin, neredesin bilmiyorum.
Ama içimde hâlâ
adını söylemeye kıyamayan bir yer var.
Aşk
Seni unutmadım.
Sadece
hatırladığımı kimseye söylemiyorum.
Çünkü bazı sevgiler
gösterilmiyor;
insanın içinde
usulca yaşatılıyor.
Ve sen,
benim en sessiz cümlemsin.
Aşk
Ey sevgili,
insanın kalbi de bazen
uzun savaşlardan çıkan bir ülkeye benzer.
Sessiz görünür dışarıdan
ama içinde hâlâ eski yangınların külü vardır.
Seni sevmek, bilinmeyen denizlere açılmak gibiydi.
Kaderin rüzgârı bizi ayrı kıyılara savurdu belki,
ama bazı yolculuklar varacağı limandan çok
insanın özünde bıraktığı izlerle yaşar.
Geceleri göğe bakıyorum bazen.
Yıldızlar, belki de söndüğü için sessiz.
Ve insan anlıyor: Yeryüzündeki bütün ayrılıklar
göğün sonsuzluğu karşısında küçük ama derin yaralardır. Ben sana yalnız tutkuyla değil, sadakatle bağlandım. Çünkü gerçek sevgi, fırtına geçtiğinde de aynı ismi kalpte taşıyabilmektir.
Şimdi yollarımız ayrı olabilir. Fakat bil ki sevgilim,
bazı insanlar hayattan çıkınca bile kaderin içinden silinmiyor. Ben seni geçici bir heves gibi değil: Destansı, adı unutulmayan eski bir yemin gibi sevdim.
Aşk
Aşk, sevgilim,
Tanrı'nın insana verdiği
en tatlı ve en acı cezadır.
Seni gördüğüm gün
kalbim kendi düzenini unuttu.
Çünkü insan bazen
tek bir bakış yüzünden
bütün huzurunu kaybedebilir.
Aşk
Aşk ne tuhaf şey sevgilim.
İnsan en akıllıca kararlarını verirken bile
bir bakış yüzünden bütün mantığını kaybedebiliyor.
Ben de bir zamanlar
seni unutabileceğime inanmıştım.
Ne büyük bir komedi!
Aşk
Aşk ne tuhaf şey sevgilim.
İnsan en akıllıca kararlarını verirken bile
bir bakış yüzünden bütün mantığını kaybedebiliyor.
Ben de bir zamanlar
seni unutabileceğime inanmıştım.
Ne büyük bir komedi!
Kendime ciddi ciddi sözler verdim:
“Seni düşünmeyeceğim,” dedim.
“Artık geçti,” dedim.
Ama insan kalbi,
terbiyesiz bir oyuncu gibi
ezberlediği rolü hep bozuyor.
Şimdi seni görünce değil,
adını duyunca bile
içimde eski bir telaş uyanıyor.
Üstelik bunu saklamaya çalışırken
daha da komik duruma düşüyorum.
Toplum aşkı hep büyük laflarla anlatır.
Oysa gerçek aşk biraz gülünçtür aslında.
İnsan bir mesaj bekler,
bir kapı sesine umut bağlar,
olmayan ihtimallerle konuşur kendi kendine.
Ve bütün bunları yaparken
hâlâ mantıklı biri olduğunu sanır.
Ama şunu öğrendim sevgilim:
İnsan,
en çok da gururunu kaybetmeyi göze aldığı kişiyi seviyor.
Ben seni
trajedilerdeki kahramanlar gibi değil—
kendine rağmen âşık olan
inatçı bir adam gibi sevdim.
Aşk
AŞK
Aşk ne tuhaf şey sevgilim.
İnsan en akıllıca kararlarını verirken bile
bir bakış yüzünden bütün mantığını kaybedebiliyor.
Ben de bir zamanlar
seni unutabileceğime inanmıştım.
Ne büyük bir komedi!
Kendime ciddi ciddi sözler verdim:
“Seni düşünmeyeceğim,” dedim.
“Artık geçti,” dedim.
Ama insan kalbi,
terbiyesiz bir oyuncu gibi
ezberlediği rolü hep bozuyor.
Ama şunu öğrendim sevgilim:
İnsan,
en çok da gururunu kaybetmeyi göze aldığı kişiyi seviyor.
Ama şunu öğrendim sevgilim:
İnsan,
en çok da gururunu kaybetmeyi göze aldığı kişiyi seviyor.
Şimdi seni görünce değil,
adını duyunca bile
içimde eski bir telaş uyanıyor.
Üstelik bunu saklamaya çalışırken
daha da komik duruma düşüyorum.
Toplum aşkı hep büyük laflarla anlatır.
Oysa gerçek aşk biraz gülünçtür aslında.
İnsan bir mesaj bekler,
bir kapı sesine umut bağlar,
olmayan ihtimallerle konuşur kendi kendine.
Ve bütün bunları yaparken
hâlâ mantıklı biri olduğunu sanır.
Ama şunu öğrendim sevgilim:
İnsan,
en çok da gururunu kaybetmeyi göze aldığı kişiyi seviyor.
Ama şunu öğrendim sevgilim:
İnsan,
en çok da gururunu kaybetmeyi göze aldığı kişiyi seviyor.
Aşk
Aşk ne tuhaf şey sevgilim.
İnsan en akıllıca kararlarını verirken bile
bir bakış yüzünden bütün mantığını kaybedebiliyor. Ben de bir zamanlar seni unutabileceğime inanmıştım. Ne büyük bir komedi! Kendime ciddi ciddi sözler verdim:
“Seni düşünmeyeceğim,” dedim. “Artık geçti,” dedim. Ama insan kalbi, terbiyesiz bir oyuncu gibi ezberlediği rolü hep bozuyor. Şimdi seni görünce değil, adını duyunca bile içimde eski bir telaş uyanıyor. Üstelik bunu saklamaya çalışırken
daha da komik duruma düşüyorum. Toplum aşkı hep büyük laflarla anlatır. Oysa gerçek aşk biraz gülünçtür aslında. İnsan bir mesaj bekler, bir kapı sesine umut bağlar, olmayan ihtimallerle konuşur kendi kendine. Ve bütün bunları yaparken hâlâ mantıklı biri olduğunu sanır.
Ama şunu öğrendim sevgilim: İnsan, en çok da gururunu kaybetmeyi göze aldığı kişiyi seviyor. Ben seni trajedilerdeki kahramanlar gibi değil, kendine rağmen âşık olan inatçı bir adam gibi sevdim.
Aşk
Aşk ne tuhaf şey sevgilim.
İnsan en akıllıca kararlarını verirken bile
bir bakış yüzünden bütün mantığını kaybedebiliyor.
Ben de bir zamanlar
seni unutabileceğime inanmıştım.
Ne büyük bir komedi!
Kendime ciddi ciddi sözler verdim:
“Seni düşünmeyeceğim,” dedim.
“Artık geçti,” dedim.
Ama insan kalbi,
terbiyesiz bir oyuncu gibi
ezberlediği rolü hep bozuyor.
Şimdi seni görünce değil,
adını duyunca bile
içimde eski bir telaş uyanıyor.
Üstelik bunu saklamaya çalışırken
daha da komik duruma düşüyorum.
Toplum aşkı hep büyük laflarla anlatır.
Oysa gerçek aşk biraz gülünçtür aslında.
İnsan bir mesaj bekler,
bir kapı sesine umut bağlar,
olmayan ihtimallerle konuşur kendi kendine.
Ve bütün bunları yaparken
hâlâ mantıklı biri olduğunu sanır.
Ama şunu öğrendim sevgilim:
İnsan,
en çok da gururunu kaybetmeyi göze aldığı kişiyi seviyor.
Ben seni
trajedilerdeki kahramanlar gibi değil,
kendine rağmen âşık olan
inatçı bir adam gibi sevdim.
Aşk
İnsan kalbi garip bir varlık sevgilim.
Aklın bütün itirazlarına rağmen
kendi yanlışlarında ısrar etmeyi seviyor.
Seni unutmanın daha doğru olacağını düşündüm uzun süre.
Mantık bunu söylüyordu.
Zaman da aynı fikirdeydi muhtemelen.
Ama ne yazık ki kalp,
felsefeden pek anlamıyor.
Toplum bize ölçülü olmayı öğretiyor.
Acıyı saklamayı,
özlemi küçümsemeyi,
duygulara fazla teslim olmamayı…
Oysa insan bazen
en büyük hakikati
tam da zayıf olduğu yerde buluyor.
Sen gittin.
Ve ben ilk kez fark ettim:
Bir insanın yokluğu,
bütün düşüncelerini sessizce değiştirebilir.
Yine de aşkı trajediye çevirmeye gerek yok.
Hayat zaten yeterince karmaşık.
Belki sevmek,
yalnızca bu kısa ömrün içinde
bir başkasının varlığını gerçekten hissedebilmektir.
Ve bu bile küçümsenecek bir şey değil.
Ben seni
kör bir tutkuyla değil—
aklımın karşı çıktığı hâlde
kalbimin savunmaya devam ettiği bir gerçek gibi sevdim.
Aşk
Dünyayı fethetmek sandıkları kadar zor değilmiş sevgilim.
Asıl güç olan,
bir insanın kalbinde yer edinebilmekmiş.
Ordular yürüttüm sanki içimde;
gururumu, öfkemi,
suskunluğumu senin üzerine sürdüm.
Ama aşk,
kılıçla kazanılan bir savaş değil.
Sen gittin.
Ve ben ilk kez
yenilginin ne demek olduğunu anladım.
Çünkü insan,
bütün dünyayı önüne serse bile
sevdiği kişinin yokluğunda
kendini eksik hissedebiliyor.
Geceleri düşünüyorum bazen:
Onca zaferin sonunda
geriye ne kalıyor?
Bir isim,
birkaç hatıra
ve insanın içinde dinmeyen özlem.
Belki de gerçek kudret,
birini kaybetse bile
ona karşı kalbini sertleştirmemekte.
Ben seni
geçici bir heves gibi değil,
uğruna en büyük imparatorluklardan bile vazgeçilebilecek
tek hakikat gibi sevdim.
Aşk
Sen gittin.
Ve ben ilk kez
yenilginin ne demek olduğunu anladım.
Aşk
Seninle geçirdiğim günleri düşünüyorum bazen.
Bir bahar akşamı gibi hafif,
ama geçtikten sonra uzun süre unutulmayan cinsten.
Aşk
İnsan,
bir zamanlar yanında yürüyen birini kaybedince
hayatın ne kadar kısa olduğunu daha iyi anlıyor.
Aşk
İnsan bazen
yalnız bir kişiye değil,
onda hissettiği sonsuzluk duygusuna bağlanıyor.
Ben de sana biraz böyle bağlandım.
Aşk
Doğa ne garip öğretmendir sevgilim…
Bir yaprak düşüyor,
mevsim değişiyor,
ırmak akmaya devam ediyor.
Ve insan anlıyor ki
hayatta hiçbir şey tamamen durmuyor.
Aşk
Gerçek aşk,
yalnız mutluluk değil;
insanı dönüştüren bir tecrübedir.
Aşk
Bazı hisler,
zamanın akışına rağmen
derinliğini kaybetmiyor.
Sen gittin.
Yine de adın,
uzun bir şiirin son mısrası gibi
içimde yaşamaya devam ediyor.
Aşk
Seni sevmek,
ruhumu kendi sınırlarının ötesine çağıran
sessiz bir kuvvet gibiydi.
İnsan bazen
yalnız bir kişiye değil,
onda hissettiği sonsuzluk duygusuna bağlanıyor.
Ben de sana biraz böyle bağlandım.
Doğa ne garip öğretmendir sevgilim…
Bir yaprak düşüyor,
mevsim değişiyor,
ırmak akmaya devam ediyor.
Ve insan anlıyor ki
hayatta hiçbir şey tamamen durmuyor.
Ama bazı hisler,
zamanın akışına rağmen
derinliğini kaybetmiyor.
Sen gittin.
Yine de adın,
uzun bir şiirin son mısrası gibi
içimde yaşamaya devam ediyor.
Çünkü gerçek aşk,
yalnız mutluluk değil;
insanı dönüştüren bir tecrübedir.
Ben seni severken
kendimi de yeniden keşfettim:
zaaflarımı, tutkularımı,
özümün karanlık ve aydınlık taraflarını…
Ve şimdi görüyorum ki
insan, gerçekten sevdiği birinden sonra
aynı kişi olarak kalamıyor.
Ben seni
yalnız kalbimle değil,
hayatı anlamaya çalışan bütün ruhumla sevdim.
Aşk
Bir tek sana kızamadım.
Kendime bile kızdım bazen,
yine sana değil.
Demek ki insan
en çok sevdiğine
kırılmıyor.
Ve sen,
bende
geçmeyen bir alışkanlık gibi kaldın.
Aşk
İnsan, hayatı çoğu zaman
hayal ettiği kadar güzel bulmuyor sevgilim.
Belki bu yüzden
aşkın içine biraz fazla umut yerleştiriyoruz.
Aşk
Bir akşamüstü gibi hatırlıyorum seni;
solgun ışıklar,
yarım kalmış bir cümle, çınarlar,
Aşkın Şehri Ordu ve
uzun bir sessizlik…
Aşk
Ne garip değil mi?
İnsan bazen
bir bakışın içinde bile
bütün bir hayatı arıyor.
Aşk
Sen gittin.
Ve ardından kalan şey
büyük bir yıkım değil aslında;
ince, sürekli,
zarif bir eksiklik.
Aşk
Ben seni
yalnız olduğun kişi için değil,
içimde uyandırdığın o kusursuz hayal için de sevdim.
Ve bazı hayaller,
gerçekleşmese bile
insanın ömrüne karışıyor.
Aşk
İnsan, hayatı çoğu zaman
hayal ettiği kadar güzel bulmuyor sevgilim.
Belki bu yüzden aşkın içine biraz fazla umut yerleştiriyoruz. Seni severken gerçekliğine ve
o gerçekliğin bende uyandırdığı düşe bağlandım ben. Bir akşamüstü gibi hatırlıyorum seni;
solgun ışıklar, yarım kalmış bir cümle, çınarlar,
Aşkın Şehri Ordu ve uzun bir sessizlik…
Ne garip değil mi? İnsan bazen bir bakışın içinde bile bütün bir hayatı arıyor. Sen gittin. Ve ardından kalan şey büyük bir yıkım değil aslında; ince, sürekli, zarif bir eksiklik.
Şimdi anlıyorum ki aşk, çoğu zaman insanın kendi özüyle yaptığı sonsuz bir anlaşma.
Çünkü gerçekte sevilen kişi değişmiyor ve özlem aynı kalıyor.
Ben seni yalnız olduğun kişi için değil,
içimde uyandırdığın o kusursuz hayal için de sevdim. Ve bazı hayaller, gerçekleşmese bile
insanın ömrüne karışıyor.
Aşk
İnsan, hayatı çoğu zaman
hayal ettiği kadar güzel bulmuyor sevgilim.
Belki bu yüzden aşkın içine biraz fazla umut yerleştiriyoruz.
Seni severken gerçekliğine ve o gerçekliğin bende uyandırdığı düşe bağlandım ben.
Bir akşamüstü gibi hatırlıyorum seni;
solgun ışıklar, yarım kalmış bir cümle, çınarlar,
Aşkın Şehri Ordu ve uzun bir sessizlik…
Ne garip değil mi?
İnsan bazen bir bakışın içinde bile bütün bir hayatı arıyor.
Sen gittin.
Ve ardından kalan şey büyük bir yıkım değil aslında; ince, sürekli, zarif bir eksiklik.
Şimdi anlıyorum ki aşk, çoğu zaman insanın kendi özüyle yaptığı sonsuz bir anlaşma.
Çünkü gerçekte sevilen kişi değişmiyor ve özlem aynı kalıyor.
Ben seni yalnız olduğun kişi için değil,
içimde uyandırdığın o kusursuz hayal için de sevdim. Ve bazı hayaller, gerçekleşmese bile
insanın ömrüne karışıyor.
Aşk
Seni unutmadım.
Zaten insan
en çok unuttuğunu söylediği kişiyi düşünüyor.
Ben yalnızca
adını daha az anıyorum artık.
Ama içim,
hâlâ seni tamamlıyor.
Aşk
Seni sevdim; öyle sessiz, öyle derin ki
bu aşk bazen yalnız yıldızlı gecelerin altında nefes aldı. Ne sana sitem ettim, ne de kadere.
Çünkü gerçek sevgi, kaybetse bile kalbinde incelik bırakır. Şimdi uzak bir hatıra gibisin bana.
Ama bazı hatıralar vardır sevgilim, zaman onları soldurmaz; yalnız daha hüzünlü bir güzelliğe dönüştürür. Bir akşam rüzgârı esiyor bazen, ansızın seni hatırlıyorum. Ve anlıyorum ki insan,
gerçekten sevdiği kişiyi tamamen geçmişe bırakamıyor. Eğer bir gün beni yeniden düşünürsen, hatırla ki sana dair içimde kalan şey
öfke değil, sessiz bir şefkattir. Ben seni geçici bir tutku gibi değil, bedenimin frekansını oluşturan
ince bir şiir ve melodi gibi sevdim.
Aşk
Kayıt Tarihi : 28.05.2026 07:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!