Aşk Melodisi 7 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri Ordu

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7446

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Aşk Melodisi 7

Öyle anlıyorum ki
bazı insanlar
hayatımıza mutluluk getirmek için değil,
bizi kendimize yaklaştırmak için geliyor.
Aşk

Biz çoğu zaman
sevmeyi bilmiyoruz sevgilim.
Hemen yakın olmak,
hemen anlaşılmak,
hemen sonsuz olmak istiyoruz.
Oysa gerçek sevgi,
sabır isteyen bir yalnızlıktır biraz.
Aşk

Bazı geceler
sessizce oturuyorum.
Bir lamba yanıyor yalnız,
dışarıda rüzgâr geçiyor.
Tam o anda
senin yokluğun ve
bende bıraktığın hâlin geliyor aklıma.
Aşk

Seni sevmek,
içimde açılan uzun ve yalnız bir koridorda yürümek gibiydi sevgilim.
İnsan,
gerçekten sevdiği biriyle karşılaşınca
yalnız mutlu olmuyor;
kendi özünün bilinmeyen yerleriyle de tanışıyor.
Sen gittin.
Ama ardından kalan boşluk
eksiklikten çok
derin bir yankıya benziyor şimdi.
Bazı geceler
sessizce oturuyorum.
Bir lamba yanıyor yalnız,
dışarıda rüzgâr geçiyor.
Tam o anda
senin yokluğun değil,
sende bıraktığım hâlim geliyor aklıma.
Çünkü aşk,
iki insanın birbirine sahip olması değil;
birbirinin yalnızlığını incitmeden taşıyabilmesidir.
Biz çoğu zaman
sevmeyi bilmiyoruz sevgilim.
Hemen yakın olmak,
hemen anlaşılmak,
hemen sonsuz olmak istiyoruz.
Oysa gerçek sevgi,
sabır isteyen bir yalnızlıktır biraz.
Ben seni kaybetmedim belki de.
Seni,
ruhumun içinde daha derin bir yere bıraktım yalnızca.
Ve şimdi anlıyorum ki
bazı insanlar
hayatımıza mutluluk getirmek için değil—
bizi kendimize yaklaştırmak için geliyor.
Ben seni
yalnız kalbimle değil,
sessizce büyüyen bütün özümle sevdim.
Aşk

Sana alışmışım.
Yokluğun bile
senden sayılıyor artık.
Çünkü insan
en çok sevdiğini değil,
onsuzluğunu taşıyamadığını kaybediyor.
Ve sen,
bende
gitmiş hâlinle bile kalıyorsun.
Aşk

Bir zamanlar sesini duymak
bütün dünyayı değiştirmeye yeterdi bana.
Şimdi yalnız hatıran var.
Ama bazı hatıralar
düşüncelerde yaşamaya devam eder.
Aşk

Ey sevgili,
senin adın dudaklarımdan döküldüğünde
gece bile daha derin oluyor.
Seni sevmek,
bir yıldızın peşinden karanlığa yürümek gibiydi;
insan yolunu kaybedeceğini bilse bile
ışığından vazgeçemiyor.
Zaman bizden çok şey aldı.
Gençliği,
aynı gökyüzüne baktığımız o günleri…
Fakat kalbimde sana ait olan şey
hâlâ ilk hâliyle yanıyor.
Şimdi ayrı dünyalardayız belki.
Ama aşk,
mesafeyle ölen bir duygu değil.
Gerçek sevda,
yoklukta bile yaşamayı sürdürüyor.
Bazen düşünüyorum:
İnsan neden en çok
kaderin ayırdığı kişiyi seviyor?
Belki de aşkın özü budur;
ulaşamasa bile vazgeçmemek.
Ve eğer bir gün
hayatın bütün yolları kapanırsa bile
bil ki sevgilim,
sana duyduğum his
ölümden sonra bile dizelerde yaşayacaktır.
Ben seni
fani bir mutluluk gibi değil ve
zamana meydan okuyan
ebedi bir yemin gibi sevdim.
Aşk

İnsan bazı ayrılıkları
yalnız kalbiyle değil,
bütün hayatıyla yaşar sevgilim.
Sen gittikten sonra
eşyanın bile anlamı değişti.
Aynı sokaklardan geçiyorum,
aynı odalarda oturuyorum,
fakat her şeyin üstünde
hafif bir yabancılık var artık.
Belki mesele sensiz kalmak değil;
seninle kurduğum dünyanın yıkılması.
Çünkü insan,
sevdiği biriyle yalnız vakit paylaşmaz.
Alışkanlıklarını, umutlarını,
geleceğe dair sessiz hayallerini de paylaşır.
Şimdi geçmişe dönüp baktığımda
bizim hikâyemizde büyük olaylardan çok
küçük anların yaşadığını görüyorum.
Bir bakış,
yarım kalmış bir konuşma,
aynı pencereden dışarı bakarken duyulan o sessizlik…
Hayatın en derin tarafı belki de burada:
İnsan,
ruhuna dokunan şeyleri geç fark ediyor.
Ve zaman ilerledikçe
şunu daha iyi anlıyorum sevgilim;
bazı insanlar hayatımızdan çıksa bile
bizden tamamen gitmiyor.
Çünkü onların bıraktığı iz
hatıradan çok karaktere dönüşüyor.
Ben seni
yalnız bir aşk gibi değil,
ömrümün düşünce ve yalnızlıkla karışmış
en derin devresi gibi sevdim.
Aşk

İnsan bazı ayrılıkları yalnız kalbiyle değil,
bütün hayatıyla yaşar sevgilim.
Sen gittikten sonra eşyanın bile anlamı değişti.
Aynı sokaklardan geçiyorum, aynı odalarda oturuyorum, fakat her şeyin üstünde hafif bir yabancılık var artık. Belki mesele sensiz kalmak değil; seninle kurduğum dünyanın yıkılması.
Çünkü insan, sevdiği biriyle yalnız vakit paylaşmaz. Alışkanlıklarını, umutlarını,
geleceğe dair sessiz hayallerini de paylaşır.
Şimdi geçmişe dönüp baktığımda bizim hikâyemizde büyük olaylardan çok küçük anların yaşadığını görüyorum. Bir bakış,
yarım kalmış bir konuşma, aynı pencereden dışarı bakarken duyulan o sessizlik…
Hayatın en derin tarafı belki de burada:
İnsan, özüne dokunan şeyleri geç fark ediyor.
Ve zaman ilerledikçe şunu daha iyi anlıyorum sevgilim; bazı insanlar hayatımızdan çıksa bile
bizden tamamen gitmiyor. Çünkü onların bıraktığı iz hatıradan çok karaktere dönüşüyor.
Ben seni yalnız bir aşk gibi değil, ömrümün düşünce ve yalnızlıkla karışmış en derin devresi gibi sevdim.
Aşk

Senden sonra
kimseyi senin gibi sevmedim.
Belki sevdim…
Ama hiçbirine
içimde senin kadar yer açmadım.
Çünkü bazı insanlar
kalbe uğramıyor;
yerleşiyor.
Ve sen,
bende
gitse de kalanlardansın.
Aşk

NE ÇABUK
İnsan bazı ayrılıkları
yalnız kalbiyle değil,
bütün hayatıyla yaşar sevgilim.
Sen gittikten sonra
eşyanın bile anlamı değişti.
Aynı sokaklardan geçiyorum,
aynı odalarda oturuyorum,
fakat her şeyin üstünde
hafif bir yabancılık var artık.

Ne çabuk geçiyor ömür…
Daha dün gibi gülüşün,
daha dün gibi aynı yolda yürüyüşümüz.
Şimdi hepsi
uzakta kalan bir yaz akşamı gibi.

Oooooooooyyyy

Ne çabuk geçiyor ömür…
Daha dün gibi gülüşün,
daha dün gibi aynı yolda yürüyüşümüz.
Şimdi hepsi
uzakta kalan bir yaz akşamı gibi.

Senden sonra
kimseyi senin gibi sevmedim.
Belki sevdim…
Ama hiçbirine
içimde senin kadar yer açmadım.
Çünkü bazı insanlar
kalbe uğramıyor;
yerleşiyor.
Ve sen,
bende
gitse de kalanlardansın.

Ne çabuk geçiyor ömür…
Daha dün gibi gülüşün,
daha dün gibi aynı yolda yürüyüşümüz.
Şimdi hepsi
uzakta kalan bir yaz akşamı gibi.

Oooooooooyyyy

Ne çabuk geçiyor ömür…
Daha dün gibi gülüşün,
daha dün gibi aynı yolda yürüyüşümüz.
Şimdi hepsi
uzakta kalan bir yaz akşamı gibi.
Aşk

Geceyi biraz fazla sevdim galiba sevgilim.
Çünkü en çok seni
gece olunca özlüyorum.
Şehir susuyor yavaş yavaş.
Kahveler kapanıyor,
sokaklar tenhalaşıyor.
Bir tek içimdeki sen
gitmiyor hiçbir yere.
Bir sigara yakıyorum.
Dumanı yükselirken
adın geçiyor aklımdan.
Bazı isimler vardır;
insanın içine çekilir.
Seni unutmayı denedim bir ara.
Olmadı.
Çünkü insan
en çok da
kendine benzeyen yarasını saklayamıyor.
Şimdi bir şarkı çalsa
sesinde seni arıyorum hâlâ.
Bir kadın gülse
gözlerinde senden kalan bir şey olsun istiyorum.
Ve ne tuhaf…
İnsan en çok
bir daha dokunamayacağı kişiyi seviyor.
Ben seni
herkesin anlayacağı bir aşkla değil—
gecenin bir vakti insanın kendi kalbine bile itiraf edemediği
derin bir yalnızlıkla sevdim.
Aşk

Geceyi biraz fazla sevdim galiba sevgilim.
Çünkü en çok seni gece olunca özlüyorum.
Şehir susuyor yavaş yavaş. Kahveler kapanıyor,
sokaklar tenhalaşıyor.
Bir tek içimdeki sen gitmiyor hiçbir yere.
Bir sigara yakıyorum. Dumanı yükselirken adın geçiyor aklımdan.
Bazı isimler vardır; insanın içine çekilir.
Seni unutmayı denedim bir ara. Olmadı.
Çünkü insan en çok da
kendine benzeyen yarasını saklayamıyor.
Şimdi bir şarkı çalsa sesinde seni arıyorum hâlâ.
Bir kadın gülse gözlerinde senden kalan bir şey olsun istiyorum. Ve ne tuhaf… İnsan en çok
bir daha dokunamayacağı kişiyi seviyor.
Ben seni herkesin anlayacağı bir aşkla değil,
gecenin bir vakti insanın kendi kalbine bile itiraf edemediği derin bir yalnızlıkla sevdim.
Aşk

Seni beklemiyorum artık.
Ama hâlâ
sana göre yaşıyorum biraz.
Çünkü bazı insanlar
gidince gitmiyor;
insanın alışkanlıklarına karışıyor.
Ve sen,
bende
geçmeyen bir eksiksin.
Aşk

Zaman dediğimiz şey ne garip sevgilim…
İnsan bazen bir anın içinde yıllarca yaşayabiliyor.
Seninle geçen günleri düşündükçe
hafızamda eski bir musikî gibi yankılanıyor her şey.
Yarım kalmış cümleler,
akşamın solgun ışığı,
pencereden içeri giren rüzgâr…
Sanki hepsi hâlâ bir yerde devam ediyor.
Çünkü insanın asıl hayatı
belki de yaşadığı değil,
hatırladığı şeylerden ibaret.
Sen gittin.
Ama yokluğun bile
zamanın içine karıştı.
Şimdi hangi sokağa baksam
geçmişin ince gölgesi düşüyor üstüne.
Bazı sevgiler vardır sevgilim;
onlar bitmez.
Yalnızca hatıraya dönüşür
ve insanın ruhunda ağır ağır yaşamaya devam eder.
Ben seni unutmadım.
Çünkü unutmak,
zamanın dışına çıkmak gibi bir şey olurdu benim için.
Oysa sen,
ömrümün en derin saatlerinden birisin.
Ve şimdi anlıyorum ki
aşk,
iki insanın birbirine kavuşmasından çok
aynı hatıranın içinde yaşamayı sürdürebilmesidir.
Ben seni
bir heves gibi değil—
eski bir saatten yükselen hüzünlü bir melodi gibi sevdim.
Aşk

Akşam erken indi bugün sevgilim.
Gökyüzü ağır ağır karardı.
Bir an durup düşündüm:
İnsan ömrü de böyle değil mi zaten?
Sessizce eksilen bir ışık. Seninle geçen günler şimdi eski bir rüya gibi uzak geliyor bana.
O zamanlar zamanın hiç bitmeyeceğini sanırdık.
Meğer en çabuk geçen şey mutlu olduğumuz anlarmış. Şimdi aynaya baktığımda
yüzümde yılların izini görüyorum.
Ama içimde, sana dair kalan şey
ilk günkü kadar genç. Garip… İnsan yaş aldıkça daha az konuşuyor, daha çok hatırlıyor.
Bazen gece vakti uzaktan bir şarkı geliyor kulağıma.
Tam o anda senin adın düşüyor içime.
Ve anlıyorum ki bazı insanlar
yalnız bir zaman değil, bir ömür oluyor insana.
Ben seni gençliğin geçici heyecanı gibi değil,
yıllar geçtikçe değeri artan eski bir hatıra gibi sevdim.
Aşk

Sana alışmış kalbim.
Başkasını sevse bile
seni arıyor içinde.
Çünkü bazı insanlar
geçmiyor sevgilim;
insanın huyu oluyor.
Ve sen,
bende
vazgeçemediğim bir eksiksin.
Aşk

Bir gece vakti seni düşündüm yine sevgilim.
Şehir yorgundu,
ben biraz sana benziyordum.
Masada yarım kalmış bir çay,
kül tablasında sönmüş bir sigara…
İnsan en çok da
tamamlayamadığı şeylerde kalıyor.
Sen gittin gideli
geceler uzadı biraz.
Saatler aynı saatler değil artık.
Çünkü yokluğun,
zamana bile ağırlık veriyor.
Bir şarkı çalıyor uzakta.
Sözlerini bilmiyorum ama
içimde sana çıkan bir yer var yine.
Ve ne tuhaf…
İnsan bazen
yalnız bir kişiyi değil,
onun yanında olduğu hâlini özlüyor.
Ben seni
öyle kolay anlatılır bir aşkla değil—
gecenin tam ortasında insanın içine çöken,
hem yaralayan hem yaşatan
uzun bir şiir gibi sevdim.
Aşk

Bir gece vakti seni düşündüm yine sevgilim.
Şehir yorgundu, ben biraz sana benziyordum.
Masada yarım kalmış bir çay ve sönmüş bir mum…
İnsan en çok da tamamlayamadığı şeylerde kalıyor.
Sen gittin gideli geceler uzadı biraz.
Saatler aynı saatler değil artık.
Çünkü yokluğun, zamana bile ağırlık veriyor.
Bir şarkı çalıyor uzakta.
Sözlerini bilmiyorum ama
içimde sana çıkan bir yer var yine.
Ve ne tuhaf…
İnsan bazen yalnız bir kişiyi değil,
onun yanında olduğu hâlini özlüyor.
Ben seni öyle kolay anlatılır bir aşkla değil,
gecenin tam ortasında insanın içine çöken,
hem yaralayan hem yaşatan
uzun bir şiir gibi sevdim.
Aşk

GECE
Bir gece vakti seni düşündüm yine sevgilim.
Şehir yorgundu,
ben biraz sana benziyordum.
Masada yarım kalmış bir çay ve sönmüş bir mum…
İnsan en çok da
tamamlayamadığı şeylerde kalıyor.
Sen gittin gideli
geceler uzadı biraz.
Saatler aynı saatler değil artık.
Çünkü yokluğun,
zamana bile ağırlık veriyor.

Ben seni
öyle kolay anlatılır bir aşkla değil—
gecenin tam ortasında insanın içine çöken,
hem yaralayan
hem yaşatan
uzun bir şiir gibi sevdim.

Ben seni
öyle kolay anlatılır bir aşkla değil—
gecenin tam ortasında insanın içine çöken,
hem yaralayan
hem yaşatan
uzun bir şiir gibi sevdim.

Bir şarkı çalıyor uzakta.
Sözlerini bilmiyorum ama
içimde sana çıkan bir yer var yine.
Ve ne tuhaf…
İnsan bazen
yalnız bir kişiyi değil,
onun yanında olduğu hâlini özlüyor.

Ben seni
öyle kolay anlatılır bir aşkla değil—
gecenin tam ortasında insanın içine çöken,
hem yaralayan
hem yaşatan
uzun bir şiir gibi sevdim.

Ben seni
öyle kolay anlatılır bir aşkla değil—
gecenin tam ortasında insanın içine çöken,
hem yaralayan
hem yaşatan
uzun bir şiir gibi sevdim.
Aşk

Seni özlemek değil bu.
Bu,
senden sonra hiçbir yere ait hissedememek.
Çünkü bazı insanlar
gidince yalnız kalmıyor insan;
eksik kalıyor.
Ve sen,
bende
tamamlanmayan tarafsın.
Aşk

Seni düşünüyorum sevgilim, umutlu bir şarkı dinler gibi uzak bir denize bakar gibi.
Dünyanın bütün yükü omuzlarımda olsa da
adını içimden geçirince biraz hafifliyor hayat.
Çünkü insan gerçekten sevdiği birini düşününce
yalnız kalmıyor.
Seninle aynı şehirde olmasam da, aynı göğe bakıyoruz ya bazen işte bu yetiyor bazı geceler.
Ben aşkı yalnız iki insanın birbirine sarılması sanmadım hiç.
Aşk biraz da birlikte geleceğe inanmak demekti.
Şimdi uzaklardasın belki.
Ama içimde sana ait olan şey
bir çınar gibi yaşıyor hâlâ.
Bir gün kavuşur muyuz bilmiyorum.
Ama bil ki sevgilim, seni sevmek
hayatı daha büyük,
dünyayı daha yaşanır kıldı bana.
Ve ben seni yalnız kalbimle değil,
doğayı seven bütün insan yanımla sevdim.
Aşk

Akşamın hüznü pencereye usulca çökerken
seni düşündüm sevgilim.
Bazı hatıralar vardır;
üzerinden yıllar geçse bile
eski bir salonun ağır perdeleri gibi
insanın kalbinde sessizce sallanır.
Seninle geçen günler
şimdi bana uzak bir rüya gibi görünüyor.
Lakin o rüyanın içinde
kalbimin en genç, en incinmiş tarafı yaşamaya devam ediyor.
İnsan bazen
sevdiği kişiyi değil,
onun yanında kurduğu hayali kaybediyor.
Sen gittikten sonra
eşyanın bile rengi değişti sanki.
Aynı aynalar,
aynı odalar,
aynı akşam saatleri…
Fakat hepsinin üzerinde
ince bir keder dolaşıyor artık.
Ve ne hazindir ki sevgilim,
en derin acılar
çoğu zaman sessiz yaşanıyor.
İnsan kalbi kırılırken
dışarıdan yalnız biraz dalgın görünür.
Şimdi geçmişi düşündükçe
bir musikî sesi gibi uzaklaşıyorsun içimde.
Ne tamamen kayboluyorsun,
ne de yeniden yaklaşabiliyorsun bana.
Ben seni
geçici bir heves gibi değil,
ömrümün en zarif ve en hüzünlü hatırası gibi sevdim.
Aşk

Sana bir şey söyleyecektim sevgilim,
unuttum.
Zaten insan en önemli şeyleri
tam söyleyeceği anda unutuyor.
Belki de mesele sendin.
Belki ben.
Belki de ikimizin arasında duran şu dünyaydı;
fazla gürültülü,
fazla kalabalık,
fazla yanlış anlaşılmış.
Sen gittin.
Ben biraz daha içime düştüm.
Şimdi odamda oturuyorum bazen.
Bir bardak çay soğuyor masada.
Saat çalışıyor.
Ben çalışmıyorum.
Çünkü insanın içi durunca
dışarıdaki zamanın pek anlamı kalmıyor.
Herkes birbirine benziyor sevgilim.
Bir tek yalnızlık
kişiye özel.
Seni unutmaya çalıştım bir ara.
Sonra düşündüm:
İnsan kendinden nasıl vazgeçer?
Çünkü sen artık bir insan olmaktan çıktın benim için.
Bir düşünce oldun.
Durup dururken aklıma gelen,
geceleri uykumu bölen,
bir şarkının içinde ansızın karşıma çıkan tuhaf bir şey…
Ve galiba ben
en çok da
sana anlatamadığım kendimi özlüyorum.
Ben seni
normal insanlar gibi değil,
dünyaya biraz geç kalmış,
biraz kırılmış
ve fazlasıyla yalnız bir adam gibi sevdim.
Aşk

SEVDİM
Sana bir şey söyleyecektim sevgilim,
unuttum.
Zaten insan en önemli şeyleri
tam söyleyeceği anda unutuyor...
Belki de mesele sendin...
Belki ben...
Belki de ikimizin arasında duran şu dünyaydı;
fazla gürültülü,
fazla kalabalık,
fazla yanlış anlaşılmış...

Ben seni
normal insanlar gibi değil,
dünyaya biraz geç kalmış,
biraz kırılmış
ve fazlasıyla yalnız bir adam gibi sevdim...

Oooooooooyyyy

Ben seni
normal insanlar gibi değil,
dünyaya biraz geç kalmış,
biraz kırılmış
ve fazlasıyla yalnız bir adam gibi sevdim...

Sen gittin...
Ben biraz daha içime düştüm...
Şimdi odamda oturuyorum bazen...
Bir bardak çay soğuyor masada...
Saat çalışıyor...
Ben çalışmıyorum...
Çünkü insanın içi durunca
dışarıdaki zamanın pek anlamı kalmıyor...
Herkes birbirine benziyor sevgilim...
Bir tek yalnızlık
kişiye özel...

Ben seni
normal insanlar gibi değil,
dünyaya biraz geç kalmış,
biraz kırılmış
ve fazlasıyla yalnız bir adam gibi sevdim...

Oooooooooyyyy

Ben seni
normal insanlar gibi değil,
dünyaya biraz geç kalmış,
biraz kırılmış
ve fazlasıyla yalnız bir adam gibi sevdim...

Seni unutmaya çalıştım bir ara.
Sonra düşündüm:
İnsan kendinden nasıl vazgeçer?
Çünkü sen artık bir insan olmaktan çıktın benim için...
Bir düşünce oldun...
Durup dururken aklıma gelen,
geceleri uykumu bölen,
bir şarkının içinde ansızın karşıma çıkan tuhaf bir şey…
Ve galiba ben
en çok da
sana anlatamadığım kendimi özlüyorum...

Ben seni
normal insanlar gibi değil,
dünyaya biraz geç kalmış,
biraz kırılmış
ve fazlasıyla yalnız bir adam gibi sevdim...

Oooooooooyyyy

Ben seni
normal insanlar gibi değil,
dünyaya biraz geç kalmış,
biraz kırılmış
ve fazlasıyla yalnız bir adam gibi sevdim...
Aşk

Bazı insanlara geç kalıyoruz sevgilim.
Ya da erken geliyoruz, bilmiyorum.
Hayatın saati bozuk biraz.
Seninle konuşurken
kendimi ilk kez anlaşılmış sanmıştım.
Ne büyük yanılgı…
İnsan en çok da
anlaşıldığını sandığı yerde yalnız kalıyor.
Şimdi sokakta yürürken
herkesin acelesi var.
Benim yok.
Çünkü sen gittikten sonra
yetişilecek şeylerin çoğu anlamını kaybetti.
Aşk

Bazı insanlara geç kalıyoruz sevgilim.
Ya da erken geliyoruz, bilmiyorum.
Hayatın saati bozuk biraz.
Seninle konuşurken
kendimi ilk kez anlaşılmış sanmıştım.
Ne büyük yanılgı…
İnsan en çok da
anlaşıldığını sandığı yerde yalnız kalıyor.
Şimdi sokakta yürürken
herkesin acelesi var.
Benim yok.
Çünkü sen gittikten sonra
yetişilecek şeylerin çoğu anlamını kaybetti.
Bir ara mutlu olacağız sandım.
Ev falan kurarız belki dedim içimden.
Perdeleri sen seçersin,
ben çayı koyarım.
Sonra hayat geldi,
her şeyi dağıttı.
İnsan bazı hayalleri gömemiyor sevgilim.
Onlar insanın içinde
yarım kalmış evler gibi duruyor.
Ve ben hâlâ
bir cümlenin ortasında bırakılmış gibiyim.
Biliyor musun,
seni unutmak istemedim aslında.
Çünkü insanın bazı acıları
elinde kalan son gerçek oluyor.
Ben seni
başarılı, güçlü, normal biri gibi değil,
kendi iç sesinden bile yorulmuş
bir tutunamayan gibi sevdim.
Aşk

Biliyor musun,
seni unutmak istemedim aslında.
Çünkü insanın bazı acıları
elinde kalan son gerçek oluyor.
Aşk

İnsan bazı hayalleri gömemiyor sevgilim.
Onlar insanın içinde
yarım kalmış evler gibi duruyor.
Ve ben hâlâ
bir cümlenin ortasında bırakılmış gibiyim.
Aşk

Bazı insanlara geç kalıyoruz sevgilim.
Ya da erken geliyoruz, bilmiyorum.
Hayatın saati bozuk biraz. Seninle konuşurken
kendimi ilk kez anlaşılmış sanmıştım.
Ne büyük yanılgı… İnsan en çok da
anlaşıldığını sandığı yerde yalnız kalıyor.
Şimdi sokakta yürürken herkesin acelesi var.
Benim yok.
Çünkü sen gittikten sonra
yetişilecek şeylerin çoğu anlamını kaybetti.
Bir ara mutlu olacağız sandım.
Ev falan kurarız belki dedim içimden.
Perdeleri sen seçersin,
ben çayı koyarım.
Sonra hayat geldi,
her şeyi dağıttı.
İnsan bazı hayalleri gömemiyor sevgilim.
Onlar insanın içinde
yarım kalmış evler gibi duruyor.
Ve ben hâlâ
bir cümlenin ortasında bırakılmış gibiyim.
Biliyor musun,
seni unutmak istemedim aslında.
Çünkü insanın bazı acıları
elinde kalan son gerçek oluyor.
Ben seni başarılı, güçlü, normal biri gibi değil,
kendi iç sesinden bile yorulmuş
bir tutunamayan gibi sevdim.
Aşk

Şimdi odamda oturuyorum.
Kitaplar dağınık,
masa kalabalık,
içim daha da kalabalık.
Birisi dışarıdan baksa
normal bir adam görür belki.
Çay içen, mum yakan,
arada gülen biri.
Oysa içimde
sürekli yarım kalmış konuşmalar dolaşıyor.
Seninle ilgili değil bu yalnızca.
Ben zaten dünyaya biraz kırgın geldim galiba.
Ama sen gidince
o kırgınlık kendine bir isim buldu.
Aşk

Ben seni
herkes gibi sevmedim sevgilim.
Biraz yardım ister gibi,
biraz tutunur gibi,
biraz da dünyadan saklanır gibi sevdim.
Aşk

İnsan neden bazı insanlara bu kadar bağlanır, bilmiyorum.
Belki onlar giderse
kendi içimizdeki bir parçanın da söneceğini hissediyoruz.
Ve en kötüsü ne biliyor musun?
Bir gün seni unutursam bile
sende bıraktığım hâlimi özlemeye devam edeceğim.
Aşk

Sana neden bu kadar bağlandım bilmiyorum sevgilim.
Belki seninle ilgili değildi tamamen.
Belki insan,
kendini en çok kaybettiği yere bağlanıyor.
Herkes bir şeyler anlatıyor etrafta.
Mutluluk, başarı, gelecek…
Ne çok kelime var dünyada.
Ama insanın içindeki boşluğu doldurmuyor hiçbiri.
Senin yanındayken
bir süreliğine susuyordu içimdeki gürültü.
Galiba ben en çok bunu sevdim.
Şimdi gidiyorsun mesela.
Normal bir olay bu.
İnsanlar gider.
Trenler kalkar,
şehirler değişir,
telefonlar susar.
Ama neden sanki
benim içimden bir oda boşalmış gibi oluyor?
Bir ara her şeyi düzeltebileceğime inanmıştım.
Kendimi, hayatı, bizi…
Sonra anladım ki
bazı insanlar dünyaya toparlamak için değil,
dağılmak için geliyor.
Ve ben
dağılmayı en çok sende öğrendim.
Şimdi geceleri düşünüyorum bazen:
İnsan gerçekten bir başkasını mı sever,
yoksa onun yanında daha katlanılır hâle gelen kendisini mi?
Bilmiyorum sevgilim.
Ben zaten çoğu şeyi geç anladım.
Ama şunu biliyorum:
Seni unutursam bile
bu eksiklik kalacak içimde.
Çünkü ben seni
mutlu bir insan gibi değil—
kendi ruhuna bile yabancı biri gibi sevdim.
Aşk

Ben galiba sana değil sevgilim,
seninle mümkün sandığım hayata tutuldum.
Bak şimdi düşünüyorum da,
insan birini severken
aslında biraz da kendini kurtarmaya çalışıyor.
Ben seni severken
daha az yalnız olurum sandım.
Olmadı.
Şimdi odamda oturuyorum.
Kitaplar dağınık,
masa kalabalık,
içim daha da kalabalık.
Birisi dışarıdan baksa
normal bir adam görür belki.
Çay içen, sigara yakan,
arada gülen biri.
Oysa içimde
sürekli yarım kalmış konuşmalar dolaşıyor.
Seninle ilgili değil bu yalnızca.
Ben zaten dünyaya biraz kırgın geldim galiba.
Ama sen gidince
o kırgınlık kendine bir isim buldu.
İnsan neden bazı insanlara bu kadar bağlanır, bilmiyorum.
Belki onlar giderse
kendi içimizdeki bir parçanın da söneceğini hissediyoruz.
Ve en kötüsü ne biliyor musun?
Bir gün seni unutursam bile
sende bıraktığım hâlimi özlemeye devam edeceğim.
Ben seni
herkes gibi sevmedim sevgilim.
Biraz yardım ister gibi,
biraz tutunur gibi,
biraz da dünyadan saklanır gibi sevdim.
Aşk

Şimdi gidiyorsun mesela.
Normal bir olay bu.
İnsanlar gider.
Trenler kalkar,
şehirler değişir,
telefonlar susar.
Ama neden sanki
benim içimden bir oda boşalmış gibi oluyor?
Aşk

Odam dağınık.
İçim daha da dağınık.
Bir kitap yarım,
bir şarkı yarım,
ben biraz yarım.
Aşk

Ben galiba hiçbir yere ait olamadım sevgilim.
İnsanlara, şehirlere, hatta bazen kendime bile.
Sonra sen çıktın karşıma. Bir süreliğine dünyanın gürültüsü azaldı sanki. İnsan ne tuhaf… Birinin yanında susabilince ona ömrünü verebileceğini sanıyor. Şimdi yoksun. Ve ben yine eski hâlime döndüm: kalabalıkların içinde dikkat çekmeden dağılan bir adam. Sabahları uyanıyorum mesela.
Çay koyuyorum. Radyo açık kalıyor bazen. Hayat devam ediyor yani. Ama insanın içi devam etmeyincedışarıdaki hareketin pek anlamı olmuyor. Seni özlemek bile değil bu artık.
Bu, bir zamanlar iyi gelen bir şeyin eksikliğine alışamamak. Belki sen beni hiç anlamadın.
Belki ben kendimi de anlatamadım zaten.
Çünkü bazı insanlar konuşmuyor sevgilim;
yalnızca içlerinde uzun uzun yoruluyorlar.
Ve ben en çok da senin yanında biraz olsun susan o yorgun tarafımı özlüyorum.Ben seni büyük cümlelerle değil hayata tutunmaya çalışan birinin son umudu gibi sevdim.
Aşk

İnsan bazı aşklardan çıkamıyor.
Çünkü mesele yalnız sevmek değil;
birlikte kurulan o gizli dünyaya alışmak.
Aşk

Ben galiba hiçbir yere ait olamadım sevgilim.
İnsanlara, şehirlere,
hatta bazen kendime bile.
Sonra sen çıktın karşıma.
Bir süreliğine
dünyanın gürültüsü azaldı sanki.
İnsan ne tuhaf…
Birinin yanında susabilince
ona ömrünü verebileceğini sanıyor.
Şimdi yoksun.
Ve ben yine eski hâlime döndüm:
kalabalıkların içinde dikkat çekmeden dağılan bir adam.
Sabahları uyanıyorum mesela.
Çay koyuyorum.
Radyo açık kalıyor bazen.
Hayat devam ediyor yani.
Ama insanın içi devam etmeyince
dışarıdaki hareketin pek anlamı olmuyor.
Seni özlemek bile değil bu artık.
Bu,
bir zamanlar iyi gelen bir şeyin eksikliğine alışamamak.
Belki sen beni hiç anlamadın.
Belki ben kendimi de anlatamadım zaten.
Çünkü bazı insanlar konuşmuyor sevgilim;
yalnızca içlerinde uzun uzun yoruluyorlar.
Ve ben
en çok da
senin yanında biraz olsun susan o yorgun tarafımı özlüyorum.
Ben seni
büyük cümlelerle değil,
hayata tutunmaya çalışan birinin
son umudu gibi sevdim.
Aşk

İkimiz de yorulduk sevgilim.
Bir şehir kadar yorulduk hatta.
Gece geç vakit eve dönen insanlar gibi,
ceplerinde biraz yalnızlık taşıyan insanlar gibi.
Senin adın geçince
içimde eski bir sokak lambası yanıyor hâlâ.
Sarı, sessiz,
biraz kederli.
İnsan bazı aşklardan çıkamıyor.
Çünkü mesele yalnız sevmek değil;
birlikte kurulan o gizli dünyaya alışmak.
Şimdi herkes normal görünüyor bana.
Otobüsler geçiyor,
kahveler kapanıyor,
gazeteler basılıyor.
Bir tek benim içimde
küçük bir kıyamet sürüyor.
Ve ne garip sevgilim,
en çok gece olunca artıyor insanın içindeki eksiklik.
Sanki karanlık,
hatıraları daha görünür yapıyor.
Ben seni
çiçekli, kolay şiirlerle sevmedim.
Biraz sokak gürültüsüyle,
biraz uykusuzlukla,
biraz da dünyanın bütün yorgun insanları adına sevdim.
Çünkü bazı sevgiler
mutluluktan çok
hayata dayanma biçimi oluyor.
Aşk

Şimdi herkes normal görünüyor bana.
Otobüsler geçiyor,
kahveler kapanıyor,
gazeteler basılıyor.
Bir tek benim içimde
küçük bir kıyamet sürüyor.
Ve ne garip sevgilim,
en çok gece olunca artıyor insanın içindeki eksiklik.
Sanki karanlık,
hatıraları daha görünür yapıyor.
Aşk

İnsan,
anlaşılmayacağını hissettiği yerde kısalıyor.
Aşk

Biliyor musun sevgilim,
insan en çok da
kendini anlattığı yerde kaybediyor.
Ben sana uzun uzun bir şeyler anlatmak istemiştim.
Çocukluğumu mesela.
Neden bazen durup dururken sustuğumu.
Kalabalıkların içinde neden yorulduğumu.
Sonra vazgeçtim.
Çünkü insan,
anlaşılmayacağını hissettiği yerde kısalıyor.
Şimdi düşünüyorum da
biz belki hiç başlayamadık bile.
Sadece birbirimizin yalnızlığına kısa süreliğine uğradık.
Ama sen gidince
o kısa süre bile hayatımın en uzun şeyi oldu.
Sabahları aynaya bakıyorum bazen.
Yüzüm aynı.
Ama içimde biri eksilmiş gibi.
Dışarıdan bakınca normalim tabii.
Herkes gibi konuşuyorum,
gülüyorum hatta.
İnsan en iyi yaralarını saklamayı öğreniyor zamanla.
Fakat gece olunca
her şey geri geliyor.
Bir cümle,
bir bakış,
senin sesin…
Ve ben yine
kendi içimde oturup seni düşünüyorum.
Galiba bazı insanlar
birbirini mutlu etmek için değil,
birbirinin yarasını tanımak için karşılaşıyor.
Ben seni
bir aşk romanındaki adam gibi değil,
hayata geç kalmış,
kendine bile tam alışamamış
bir tutunamayan gibi sevdim.
Aşk

Sabahları aynaya bakıyorum bazen.
Yüzüm aynı.
Ama içimde biri eksilmiş gibi.
Dışarıdan bakınca normalim tabii.
Herkes gibi konuşuyorum,
gülüyorum hatta.
İnsan en iyi yaralarını saklamayı öğreniyor zamanla.
Fakat gece olunca
her şey geri geliyor.
Bir cümle,
bir bakış,
senin sesin…
Ve ben yine
kendi içimde oturup seni düşünüyorum.
Aşk

Gece yine geç oldu sevgilim.
Şehir yoruldu,
ben biraz daha yoruldum.
Pencereden dışarı bakıyorum.
Sokak lambaları yanıyor.
Bir taksi geçiyor uzaklardan.
İnsan böyle saatlerde
en çok kendine yeniliyor.
Senin adını içimden söyleyince
sanki eski bir şarkı başlıyor odada.
Yavaş, kırık,
uzun bir şey.
Aşk

Gece yine geç oldu sevgilim.
Şehir yoruldu,
ben biraz daha yoruldum.
Pencereden dışarı bakıyorum.
Sokak lambaları yanıyor.
Bir taksi geçiyor uzaklardan.
İnsan böyle saatlerde
en çok kendine yeniliyor.
Senin adını içimden söyleyince
sanki eski bir şarkı başlıyor odada.
Yavaş, kırık,
uzun bir şey.
Biz galiba yanlış çağın insanlarıydık.
Çok kalabalık bir dünyada
fazla yalnız kaldık.
Şimdi herkes bir yere yetişiyor.
Ben hâlâ
sende bıraktığım hâlimi toplamaya çalışıyorum.
Çünkü aşk bazen
iki insan arasında yaşanmıyor yalnız;
insanın kendi içinde büyüyen bir boşluğa dönüşüyor.
Ve ne tuhaf sevgilim,
insan en çok da
iyileşmeye çalışırken yoruluyor.
Ben seni
kolay günler için değil,
gecenin en sessiz yerinde
hayata biraz daha dayanabilmek için sevdim.
Aşk

Gece oluyor yine.
Hayat devam ediyor.
Otobüsler geçiyor,
çay demleniyor,
insanlar gülüyor.
Çınarlar suskun.
Bir tek benim içimde
bir şey sürekli yarım kalıyor.
Aşk

Bir gece daha geçti sevgilim.
Şehir sabaha kadar uyumadı,
ben de.
Masada biriken bardaklar,
yarım kalmış mumlar,
pencerede duran o eski perde…
İnsan bazı eşyalarla birlikte yaşlanıyor.
Aşk

Bir gece daha geçti sevgilim.
Şehir sabaha kadar uyumadı,
ben de.
Masada biriken bardaklar,
yarım kalmış sigaralar,
pencerede duran o eski perde…
İnsan bazı eşyalarla birlikte yaşlanıyor.
Sen gittin gideli
akşamların rengi değişti.
Eskiden eve dönerdim;
şimdi yalnızca bir odaya giriyorum.
Ve ne tuhaf,
kalabalık arttıkça büyüyor insanın yalnızlığı.
Otobüslerde, sokaklarda, kahvelerde
herkes birbirine çarpıyor
ama kimse kimseye değmiyor.
Ben bazen
senin adını içimden geçirip susuyorum.
Çünkü bazı sevgiler
yüksek sesle söylenince kırılacakmış gibi geliyor.
Şimdi gece yine uzun.
Bir yerlerde yağmur yağıyor olmalı.
Ben hâlâ
sende bıraktığım hayatı düşünüyorum.
Belki aşk dediğimiz şey sevgilim,
iki insanın birbirini mutlu etmesi değil de
birbirinin yalnızlığını tanıyabilmesidir.
Ben seni
çiçekli cümlelerle değil,
uykusuz geceler, şehir ışıkları
ve içime çöken o derin yorgunlukla sevdim.
Aşk

Biliyor musun sevgilim,
ben bu dünyaya biraz yanlış geldim galiba.
İnsanlar nasıl bu kadar kolay yaşayabiliyor,
anlamıyorum.
Sabah kalkıyorlar,
işe gidiyorlar,
gülüyorlar.
Ben bir cümlenin içinde bile kaybolabiliyorum.
Senin yanında biraz düzeliyordum sanki.
İçimdeki gürültü azalıyor,
dünya daha katlanılır oluyordu.
Sonra gittin.
Şimdi yine eski hâlime döndüm:
kendi kafasının içinde fazla dolaşmaktan yorulmuş bir adam.
Bazen seni değil de
seninle mümkün sandığım hayatı özlüyorum.
Bir masa mesela.
Akşam çayı.
Aynı evin sessizliği.
Ne kadar küçük şeylermiş mutluluk dediğimiz.
Ama insan
en çok küçük ihtimallerin yasını tutuyor.
Gece olunca düşünüyorum bazen:
Acaba gerçekten sevildim mi hiç?
Yoksa herkes biraz kendi yalnızlığını mı sevdi bende?
Çünkü ben sana
kendimi anlatmaya çalışırken bile eksik kaldım.
İnsan bazı yaralarını cümleye çeviremiyor.
Ve şimdi
her şey devam ediyor görünse de
içimde bir şey sürekli durmuş gibi.
Ben seni
normal insanlar gibi sevmedim sevgilim.
Biraz sığınır gibi,
biraz inanmak ister gibi,
biraz da hayatın ağırlığından kaçmak ister gibi sevdim.
Aşk

Seni unuttum sanıyorlar.
Oysa ben
yalnızca senden bahsetmiyorum artık.
Çünkü bazı insanlar
anlatılmıyor sevgilim;
içte taşınıyor.
Ve sen,
benim en gizli yalnızlığımsın.
Aşk

Bir tek seni beklerken
zaman geçmiyordu.
Şimdi sensizim;
zaman geçiyor,
ben geçemiyorum.
Çünkü bazı ayrılıklar
takvimle değil,
kalple ölçülüyor.
Aşk

Akşam yine erkenden çöktü sevgilim.
Şehir ışıkları yandı,
insanlar evlerine dağıldı,
ben sana kaldım.
Aşk

Ne garip…
Kalabalık bir dünyada
bir kişiyi eksiltince
her yer boşalıyor.
Aşk

Akşam yine erkenden çöktü sevgilim.
Şehir ışıkları yandı,
insanlar evlerine dağıldı,
ben sana kaldım.
Bir masanın başında uzun süre oturdum bugün.
Çay soğudu.
Sigara kendi kendine bitti.
İnsan bazen
yalnızlığını seyrediyor sadece.
Senin adını içimden geçirince
uzak bir tren sesi geliyor sanki.
Giden bir şeylerin sesi.
Ve ne garip…
Kalabalık bir dünyada
bir kişiyi eksiltince
her yer boşalıyor.
Ben artık seni çağırmıyorum sevgilim.
Ama geceleri
içimde sana açılan bir kapı hâlâ kapanmıyor.
Belki aşk dediğimiz şey
birlikte mutlu olmak değil de
aynı hüznü paylaşabilmektir.
Çünkü insan
herkesi özlemiyor.
Bazılarını
hayata dayanabilmek için özlüyor.
Ben seni
şiir olsun diye değil—
uzun gecelerde içime çöken
o tarifsiz eksikliği biraz olsun susturabileyim diye sevdim.
Aşk

Akşam yine erkenden çöktü sevgilim.
Şehir ışıkları yandı,
insanlar evlerine dağıldı,
ben sana kaldım.
Bir masanın başında uzun süre oturdum bugün.
Çay soğudu.
Sigara kendi kendine bitti.
İnsan bazen
yalnızlığını seyrediyor sadece.
Senin adını içimden geçirince
uzak bir tren sesi geliyor sanki.
Giden bir şeylerin sesi.
Ve ne garip…
Kalabalık bir dünyada
bir kişiyi eksiltince
her yer boşalıyor.
Ben artık seni çağırmıyorum sevgilim.
Ama geceleri
içimde sana açılan bir kapı hâlâ kapanmıyor.
Belki aşk dediğimiz şey
birlikte mutlu olmak değil de
aynı hüznü paylaşabilmektir.
Çünkü insan
herkesi özlemiyor.
Bazılarını
hayata dayanabilmek için özlüyor.
Ben seni
şiir olsun diye değil—
uzun gecelerde içime çöken
o tarifsiz eksikliği biraz olsun susturabileyim diye sevdim.
Aşk

Biliyor musun,
en çok ne yoruyor beni?
Seni özlemek değil.
Senin yanında biraz olsun susabilen o hâlime geri dönememek.
Çünkü ben bu dünyada
kendimi hep fazla hissettim.
Fazla düşünen,
fazla kırılan,
fazla yorulan biri gibi.
Senin yanında biraz azalıyordum.
Şimdi yine kendime taştım.
Aşk

Ey sevgili,
senin bir bakışın için
bin bahar soldurmaya razıydım ben.
Aşk

Gel sevgilim,
şu kısa ömrü fazla hüzünle tüketmeyelim.
Bak, gün akşama dönüyor, güller soluyor,
rüzgâr geçen zamanı kimseye geri getirmiyor.
İnsan neyi ertelese biraz onu kaybediyor aslında.
Bir kadeh şarap, bir dost sesi, bir sevdiğin yüzü…
Dünya dediğin belki de bunlardan ibaret.
Senin gözlerine baktığım zaman
ölümü bile uzak sanıyordum.
Oysa hayat, bir anlık bahar gibi geçiyor.
Ne saltanat kalıyor geriye, ne büyük sözler.
İnsanın elinde yalnız yaşadığı anların sıcaklığı kalıyor.
Öyleyse sevgilim, bugünü sevelim.
Yarın dediğin şey çoğu zaman insana uğramıyor.
Ve ben seni sonsuz olacağı için değil,
fani olduğun hâlde kalbimde bu kadar derin iz bıraktığın için sevdim.
Aşk

Gel sevgilim,
şu kısa ömrü fazla hüzünle tüketmeyelim.
Bak,
gün akşama dönüyor,
güller soluyor,
rüzgâr geçen zamanı kimseye geri getirmiyor.
İnsan neyi ertelese
biraz onu kaybediyor aslında.
Aşk

Gel sevgilim,
şu kısa ömrü fazla hüzünle tüketmeyelim.
Bak,
gün akşama dönüyor,
güller soluyor,
rüzgâr geçen zamanı kimseye geri getirmiyor.
İnsan neyi ertelese
biraz onu kaybediyor aslında.

Öyleyse sevgilim,
bugünü sevelim.
Yarın dediğin şey
çoğu zaman insana uğramıyor.
Ve ben seni
sonsuz olacağı için değil,
fani olduğun hâlde
kalbimde bu kadar derin iz bıraktığın için sevdim.

Ooooooooooyyyy

Öyleyse sevgilim,
bugünü sevelim.
Yarın dediğin şey
çoğu zaman insana uğramıyor.
Ve ben seni
sonsuz olacağı için değil,
fani olduğun hâlde
kalbimde bu kadar derin iz bıraktığın için sevdim.

Bir kadeh şarap,
bir dost sesi,
bir sevdiğin yüzü…
Dünya dediğin belki de bunlardan ibaret.
Senin gözlerine baktığım zaman
ölümü bile uzak sanıyordum.
Oysa hayat,
bir anlık bahar gibi geçiyor.
Ne saltanat kalıyor geriye,
ne büyük sözler.
İnsanın elinde
yalnız yaşadığı anların sıcaklığı kalıyor.

Öyleyse sevgilim,
bugünü sevelim.
Yarın dediğin şey
çoğu zaman insana uğramıyor.
Ve ben seni
sonsuz olacağı için değil,
fani olduğun hâlde
kalbimde bu kadar derin iz bıraktığın için sevdim.

Ooooooooooyyyy

Öyleyse sevgilim,
bugünü sevelim.
Yarın dediğin şey
çoğu zaman insana uğramıyor.
Ve ben seni
sonsuz olacağı için değil,
fani olduğun hâlde
kalbimde bu kadar derin iz bıraktığın için sevdim.
Aşk

Ne geçmişe zincir vur, ne yarına fazla inan,
Bugünün ekmeğini ye, bugünün şarabından.
Bir gün toprak olacağız sessizce hepimiz;
O vakte dek sev, yaşa ve şaşma aşktan.
Aşk

Göğe sordum: "Nedir insanın kazancı?"
Sustular yıldızlar, vermedi yanıtı.
Bir gül açtı bahçede, bir de sen güldün bana;
Anladım, hayatın özü bu kadardı.
Aşk

Şu ömür, avuçlardan kayan su gibidir,
Ne dün geri gelir, ne yarın kesindir.
Bir gönül sevmişsen, kıymetini bil bugün;
Dünya bir konaktır, aşk ise misafirdir.
Aşk

Bir gün gelir, rüzgâr da susar, gül de solar,
Ne taht kalır dünyada, ne de ona kullar.
Mademki ömür bir gölge gibi geçip gider,
Sevdiğinle geçen bir an, bin ömre bedel sayılır.
Aşk

Kaderin sırrını çözemedim ömrümce,
Ne gök anlattı bana, ne yıldızlar gece.
Bildiğim bir şey varsa şu fani dünyada:
Bir gönül ısıtan sevgi, bütün hikmetlerden yüce.
Aşk

Dün geçti, yarın henüz doğmadı sevgilim,
Ömür dediğin bir nefeslik yol, bir serin esintim.
Madem sonunda toprak olacak her şey,
Gel, bugün aynı gökyüzüne bakmayı ganimet bilelim.
Aşk

Nice sultanlar geçti bu dünyanın kapısından,
Geriye bir avuç toz kaldı saltanatlarından.
Bir tek sevda kaldı insanın yüreğinde,
O da rüzgâr gibi geçti çoğu zaman yanından.
Aşk

Göğe baktım, cevap vermedi yıldızlar;
Yere baktım, sustu eski mezarlar.
Anladım ki hayatın en büyük sırrı,
Sevip de bir gün ayrılacağını bilmektir insanlar.
Aşk

Ne sor göklere ömrün hesabını,
Ne de bekle zamandan vefa tadını.
Bir gün sen de karışırsın toprağa,
Yaşa bugün, sev bugün, bul bugünün muradını.
Aşk

Dünya dedikleri bir konakmış meğer,
Gelen biraz güler, giden biraz keder.
Bir kadeh dostluk, bir çift sevda gözü,
Geriye kalan bütün servetlerden değer.
Aşk

Sevgilim, seninle geçen bir akşam vakti,
Bin yıllık saltanata değişilmez bahttı.
Ömür kısa dediler, inandım sonunda;
En uzun hayat bile bir ayrılık kadar kısaydı.
Aşk

Bir gün bu bahçeden biz de geçip gideceğiz,
Gül kalacak dalında, biz toprağa döneceğiz.
Madem sonu sessizlik bütün hikâyelerin,
Gel, bir gönlü kırmadan yaşayıp gideceğiz.
Aşk

Ne servet kurtarır insanı, ne de şan,
Hepsi bir gölge gibi silinir zaman zaman.
Bir dost eli, bir sevda bakışı kalır geriye;
Ömür dediğin, hatırlanan birkaç andan ibaret ola

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 30.05.2026 12:35:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!