Sordum geceye: "Nedir insanın kazancı?"
Sustu yıldızlar, vermedi sırrın anahtarını.
Sonra bir gül açtı sessizce bahçede;
Anladım, güzellik de hayat gibi geçici.
O hâlde sev, o hâlde gül, o hâlde yaşa.
Çünkü zaman, en çok ertelenen mutlulukları alıp gider.
Aşk
Bir gün gelir, bahar biter, güller solar dalında,
Ne gençlik kalır insanda, ne de ışık saçında.
Mademki vakit misafir, ömür kısa bir konuk,
Sevgiyi eksik etme hiç gönlünün sofrasında.
Aşk
Dün bir hatıra oldu, yarın henüz doğmadı,
İnsan dediğin yolcu, hiçbir yerde kalmadı.
Ne kadar çok şey istedik şu fani dünyadan;
Sonunda bir avuç sevgi kadar bile olmadı.
Aşk
Gökyüzü aynı gökyüzü, yıldızlar aynı yıldız,
Biz değişiyoruz yalnız, biz geçiyoruz yalnız.
Madem sonu topraktır bütün yolların, dostum;
Bir kalbi sevindirmek, en güzel izdir yalnız.
İç bir yudum hayatı, bekletme yarına.
Çünkü zaman, en çok ertelenen sevinçleri sever götürmeyi.
Aşk
Fırtınalar kopar, yollar ayrılır bazen,
Talih döner, umut yorulur sessizce.
Ama gönülden gönüle kurulan o köprü,
Ne rüzgârla yıkılır ne de yıllarla.
Aşk
Sevmek midir zamanı mağlup eden şey,
Yoksa zaman mıdır sevgiyi sınayan?
Güller solar, yaz geçer, gün geceye döner,
Lakin gerçek sevda kolay kolay eksilmez.
Fırtınalar kopar, yollar ayrılır bazen,
Talih döner, umut yorulur sessizce.
Ama gönülden gönüle kurulan o köprü,
Ne rüzgârla yıkılır ne de yıllarla.
Sen yoksan dünya biraz daha tenha,
Gökyüzü biraz daha uzak görünür.
Adını anmasam da kalbim bilir seni,
Çünkü aşk, dilin değil özün işidir.
Ve eğer sevdam ölümden sonra da sürerse,
Zaman yenilmiş olacak bir kez daha.
Aşk
Ne kadar uzun görünse de yollar insana,
Bir akşam iner sessizce ömrün ufkuna.
Madem ki vakit kum gibi akıyor avuçlardan,
Bir gönül sev, bir dost bul, yaslan biraz hayata.
Aşk
Dün geçti, geri dönmez; yarın ise bir sırdır,
İnsan bu iki bilinmez arasında bir misafirdir.
Ne çok şey biriktiririz kalacakmışız gibi,
Oysa bir nefeslik ömür, bütün servetlerden ağırdır.
Aşk
Bahar açar güllerini, sonra sessizce solar,
Deniz kıyıya vurur, çekilir yine dalgalar.
Sordum zamana: "Nedir senden geriye kalan?"
Dedi ki: "Sevdiğin insanlar ve paylaştığın anlar."
Öyleyse üzülme fazla, ne giden için, ne kalan için.
Çünkü dünya, konaklayanların değil, geçip gidenlerin hikâyesidir.
Aşk
Seninle ilgili en büyük problemim şu:
Unutmaya çalıştığımda özlüyorum,
özlediğimde ise hiç unutamamış olduğumu anlıyorum.
Aşk
Seni seviyorum demek kolaydı.
Zor olan, sen gittikten sonra da aynı cümleye sadık kalmaktı.
Aşk
Bir gün gelirsen, seni affeder miyim bilmiyorum.
Ama seveceğimden hiç şüphem yok.
Aşk
Sana söylemek istediğim şeyler vardı sevgilim.
Ama insan bazı cümleleri kuramıyor.
Çünkü bazı duygular dile çevrilince eksiliyor.
Ben hep geç kaldım zaten.
Sana da biraz geç kaldım,
kendime de.
Herkes bir yerlere yetişiyordu.
Ben ise içimdeki kalabalığı susturmaya çalışıyordum.
Sonra sen geldin.
Bir süreliğine dünya daha az yorucu oldu.
İnsan, anlaşılınca mutlu olmuyor aslında.
Biraz daha az yalnız hissediyor sadece.
Ben bunu senin yanında öğrendim.
Şimdi yoksun.
Ve ne tuhaf...
Hayat devam ediyor diye anlatıyorlar bana.
Sanki bilmiyormuşum gibi.
Otobüsler geçiyor.
Akşam oluyor.
Sabah oluyor.
Ama insanın içindeki bir şey durmuşsa,
takvimlerin pek anlamı kalmıyor.
Bazen seni özlediğimi sanıyorum.
Sonra düşünüyorum.
Belki de seni değil,
senin yanında kurabildiğim o sakin dünyayı özlüyorum.
Çünkü insan bazı insanları kaybetmez.
Onlarla birlikte kendisinin bir parçasını kaybeder.
Ve en zor bulunan şey,
giden insanlar değil;
onlarla birlikte giden kendimizdir.
Aşk
Bana seni unutmamı söylediler.
Oysa ben seni değil,
seninle birlikte olduğum kişiyi hatırlıyordum.
İşte bu yüzden zor oldu.
Aşk
Bir gün ne sen kalırsın, ne ben bu cihanda,
Ne baharın gülleri, ne kuşlar dallarında.
Madem sonu topraktır bütün yolların dostum,
Bir gönül kırma sakın şu kısa dünyanda.
Aşk
Kadehi elime aldım, zamana baktım sustu,
Göklere sordum sırrı, yıldızlar da konuşmadı.
Anladım ki ömrün bütün hikmeti şundadır:
Sevebildiğin kadar yaşadın, gerisi bir rüyaydı.
Aşk
Dün bir gölgeydi geçti, yarın ise bilinmez,
İnsan hep yarını bekler, bugününe yetinmez.
Oysa en büyük servet, bir dostun gülüşüdür;
Dünya dediğin şey de onsuz pek anlam etmez.
Gel, bugün bir çiçeğe bak, bir dostla konuş, bir sevdayı hatırla.
Çünkü zaman, en çok yaşanmayan günleri alıp götürür.
Aşk
Sen yoksun.
Ama yokluğun, varlığın kadar yer kaplıyor içimde.
Aşk
Bir gün seni son kez düşündüğümü sanacağım.
Sonra bir rüzgâr esecek,
bir şarkı çalacak,
bir akşam çökecek...
Ve ben, seni yeniden hatırlayacağım.
Aşk
Gökte yıldız sayılmaz, yerde insan tükenmez,
Ama hiçbir bahar aynı çiçekle sürmez.
O hâlde bugün sev, bugün gül, bugün yaşa;
Çünkü vakit beklemez, ömür geri dönmez.
Kadehi zamana kaldırdım, cevap vermedi.
Hayata sordum: "Nedir senden kalan?"
Dedi ki: "Sevdiğin kadar..."
Aşk
Bahar gelir geçer, gül açar sonra solar,
Zaman sessiz yürür, ne bekler ne de sorar.
Mademki ömür bir misafirlikten ibaret,
Bir gönül hoşluğu bırak; gerisi rüzgâr.
Aşk
Dün bir hatıradır artık, yarın ise meçhul,
İnsan bu iki kıyı arasında bir yolcu.
Ne çok şey ister dünyadan, ne az şey götürür;
Birkaç güzel an, bir sevda, bir dostluk duygusu.
Aşk
Seni sevdim.
Bunun bir zamanı yoktu.
Sonu da olmadı.
Sadece sen gittin.
Aşk
Özlemek garip şey.
İnsan, bir sesi duymayınca ne kadar sessiz kaldığını anlıyor.
Aşk
Sana kavuşmayı değil,
seni sevebildiğim günleri özlüyorum.
Çünkü bazı insanlar gider.
Ama onları sevdiğimiz zaman, bizde kalır.
Aşk
Ne geçmiş geri gelir, ne yarın haber verir,
İnsan bir nefeslik ömrü sonsuz sanır, yanılır.
Bir dostun sıcak sözü, bir sevdanın hatırası,
Şu dünyada kalan en kıymetli hazinedir.
Aşk
Göğe baktım, yıldızlar yine sessizdi gece boyunca,
Yere baktım, toprak sabırla bekliyordu sonumuzu.
O zaman anladım:
Hayatın sırrı uzun yaşamakta değil,
Yaşadığın anı gerçekten yaşayabilmektedir.
Öyleyse gönlünü karartma sevgilim.
Bahar da geçer, kış da geçer, insan da geçer.
Geriye yalnız, sevgiyle yaşanmış anlar kalır.
Aşk
Aşk bitti dediler.
Gülümsedim.
Çünkü biten şey aşk değil, kavuşma ihtimaliydi.
Aşk
Bir gün gelir de beni sorarsan,
de ki:
"Birini çok sevmişti, sonra susmuştu."
Aşk
Seni unutmadım.
Sadece, seni hatırlarken canımın yanmasına alıştım.
Aşk
Bir kadeh vakit içiyoruz her gün fark etmeden,
Bir yudum ömür eksiliyor sessizce bizden.
Madem son durak aynı bütün yolcular için,
Gel, bir dostu kırmadan, bir sevgiyi ertelemeden, yaşayalım şu kısa zamanı.
Aşk
Gül açar, solar gider; mevsimler döner durur,
Ne sevinç sonsuz kalır, ne de keder oturur.
Şu dünyada öğrendiğim en büyük gerçek şu:
İnsan sevdiği kadar yaşar, gerisi unutulur.
Aşk
Dün geçti, yarın henüz doğmadı ufuklara,
İnsan bir anlık misafir bu sonsuz yollara.
Ne diye hüzün yüklenirsin bu kadar gönlüne?
Bir bahar kadar kısadır ömür, bak dağlara.
Aşk
Dün bir rüzgârdı geçti, yarın bir sis perdesi,
Bugün ise avuçlarda duran tek nefes sesi.
O hâlde üzülme fazla ne kaybedene ne kazanana;
Çünkü hayat, bir göz kırpımı kadar kısa,
hatırladığımız kadar uzun.
Aşk
Bir gün bu göğün altında adımız da silinir,
Ne ün kalır geriye ne de kurulan devir.
Mademki sonu yokluk olan bir yolcuyuz hepimiz,
Bir gönül sevindirmek en güzel hatıradır.
Aşk
Bahar açar güllerini, sonra sessizce geçer,
Zaman en yüksek dağları bile aşındırır, biçer.
İnsan neyi saklarsa saklasın ömrü boyunca,
Elinde birkaç sevda, birkaç dostluk kalır.
Aşk
Bir gün seni unuturum sanmıştım.
İnsan kendini kandırabiliyor.
Araya mevsimler girdi,
şehirler girdi,
başka yüzler, başka hikâyeler girdi.
Ama sen,
hiçbir yere gitmedin.
Kalbimin en sessiz yerinde oturup bekledin.
Ne bir şey istedin benden,
ne de kendini hatırlatmaya çalıştın.
Ben seni durup dururken hatırladım.
Bir çay içerken,
bir yağmur başlarken,
bir akşam vakti gökyüzü senin rengini alınca.
Aşkın en tuhaf tarafı bu galiba.
Bittiğini sanırsın.
Sonra bir gün anlarsın ki,
biten aşk değilmiş.
Sadece zaman geçmiş.
Aşk
Ben seni,
biraz kalbime, biraz yalnızlığıma yazdım.
Aşk
GÜN
Bir gün seni unuturum sanmıştım...
İnsan kendini kandırabiliyor...
Araya mevsimler girdi,
şehirler girdi,
başka yüzler, başka hikâyeler girdi...
Ama sen,
hiçbir yere gitmedin.
Kalbimin en sessiz yerinde oturup bekledin...
Aşkın en tuhaf tarafı bu galiba...
Bittiğini sanırsın...
Sonra bir gün anlarsın ki,
biten aşk değilmiş.
Sadece zaman geçmiş...
Ooooooooooyyyy
Aşkın en tuhaf tarafı bu galiba...
Bittiğini sanırsın...
Sonra bir gün anlarsın ki,
biten aşk değilmiş.
Sadece zaman geçmiş...
Ne bir şey istedin benden,
ne de kendini hatırlatmaya çalıştın...
Ben seni durup dururken hatırladım...
Bir çay içerken,
bir yağmur başlarken,
bir akşam vakti gökyüzü senin rengini alınca...
Aşkın en tuhaf tarafı bu galiba...
Bittiğini sanırsın...
Sonra bir gün anlarsın ki,
biten aşk değilmiş.
Sadece zaman geçmiş...
Ooooooooooyyyy
Aşkın en tuhaf tarafı bu galiba...
Bittiğini sanırsın.
Sonra bir gün anlarsın ki,
biten aşk değilmiş...
Sadece zaman geçmiş...
Aşk
Seni sevdim; belki hâlâ içimde
Sönmeyen bir kıvılcım gibi duruyor bu sevda.
Ne seni üzmek isterim bununla,
Ne de kaderin yoluna gölge düşürmek.
Sessizce sevdim seni bazen,
Umutsuzca, çekinerek bazen.
Kıskançlığın, özlemin ve bekleyişin
İnce ateşinde yandı gönlüm.
Ama yine de güzel kaldın hatıramda.
Bir bahar akşamı gibi,
Dönmeyeceğini bilsem de
Pencerede bekleten bir ışık gibi.
Eğer bir gün beni hatırlarsan,
Hüzünle değil, bir tebessümle an.
Çünkü bazı aşklar kavuşmak için değil,
İnsanın ruhunda zarif bir iz bırakmak için yaşanır.
Aşk
Sessizce sevdim seni,
Umutsuzca, çekinerek,
Ve çoğu zaman:
Kıskançlığın, özlemin ve bekleyişin
İnce ateşinde yandı gönlüm.
Aşk
Bir gün unutursam seni,
bil ki o gün
kendimden de biraz vazgeçmişimdir.
Çünkü sen,
hatıramdan çok,
kalbimin alışkanlığı oldun.
Aşk
Seni sevdim.
Sonra zaman geçti.
Mevsimler değişti.
İnsanlar geldi geçti.
Ama bazı duyguların takvimi olmuyor.
Aşk
Seni unutmaya çalıştım.
Bu cümleyi kurarken bile gülüyorum.
İnsan, unutmaya çalıştığı şeyi sürekli düşünerek nasıl unutabilir?
Ben de olmadı işte.
Bazen günlerce aklıma gelmiyorsun.
Tam "geçti galiba" diyorum.
Sonra bir kelime duyuyorum.
Bir sokaktan geçiyorum.
Bir şarkının tam ortasında kalıyorum.
Ve sen, hiç çağrılmadığın hâlde çıkıp geliyorsun.
Ne tuhaf.
İnsan en çok gitmiş olanlarla konuşuyor.
Çünkü kalanlara anlatacak kadar cesaret bulamıyor kendinde.
Sana söylemediğim o kadar çok şey var ki.
Şimdi söylesem ne değişir, bilmiyorum.
Belki hiçbir şey.
Ama insan bazı cümleleri karşısındaki için değil, kendisi için kurmak istiyor.
Ben seni sevdim.
Bunu büyük bir kahramanlık gibi söylemiyorum.
Hatta biraz acemice sevdim.
Biraz eksik.
Biraz korkarak.
Biraz da kaybedeceğimi baştan bilerek.
Sonra sen gittin.
Ben kaldım.
Herkes bunun normal olduğunu söyledi.
Haklıydılar.
Ama normal olan şeyler de can yakabiliyormuş.
Şimdi anlıyorum ki bazı insanlar hayatımıza ait olmuyor.
Ama hikâyemize ait oluyor.
Ve insan, hikâyesinden birini çıkarınca, geriye kalan sayfalar eksik okunuyor.
Aşk
Seni sevmek zordu.
Unutmak daha zor.
Ama en zoru,
seni unutmadan
yaşamayı öğrenmekti.
Aşk
Bir gün karşılaşsak,
ne sen eski sen olursun,
ne ben eski ben.
Ama eminim,
gözlerimiz
yarım kalan bir cümleyi tanır.
Aşk
Bir seni bekledim.
Gelmedin.
Sonra anladım ki,
insan bazen birini değil,
onunla kurduğu hayalleri bekliyormuş.
Aşk
Seni unutmadım.
Çünkü unutmak,
hatırlamayı bırakmaktır.
Ben seni,
sadece konuşmayı bıraktım.
Aşk
Sana kızgın değilim.
İnsan en çok sevdiğine kızar derler.
Demek ki ben o aşamayı da geçtim.
Şimdi daha garip bir yerdeyim.
Seni düşünüyorum bazen.
Ne geri dönmeni istiyorum,
ne de tamamen unutmayı.
Sadece yaşanmış olduğunu bilmek yetiyor.
Çünkü bazı şeyler bittiği için değersiz olmaz.
Bazı insanlar da gittiği için yok olmaz.
İçimizde başka bir şekle dönüşürler.
Bir düşünceye.
Bir sessizliğe.
Bir alışkanlığa.
Sen bende biraz öyle kaldın.
Bazen bir kitabın arasında yıllar sonra bulunan bir not gibi.
Ne atabiliyorum.
Ne de her gün dönüp bakıyorum.
Ama orada olduğunu bilmek tuhaf bir şekilde rahatlatıyor.
İnsan her şeyi kaybetmiyor galiba.
Bazı şeyler kaybolmuyor.
Sadece hayatın görünmeyen tarafına geçiyor.
Ve gece herkes uyuduktan sonra,
insan biraz kendisiyle baş başa kalınca,
oradan çıkıp geliyorlar.
Ben de o zaman seni hatırlıyorum.
Sessizce.
Kimseye söylemeden.
Kendime bile tam anlatamadan.
Çünkü bazı insanlar hakkında konuşmak zordur.
Onlar bir hikâye değildir.
Bir eksikliktir.
Aşk
Seni özledim.
Sonra vazgeçtim.
Sonra yine özledim.
Demek ki bazı duyguların
vazgeçmesi olmuyormuş.
Aşk
Herkes bir şeyler bıraktı bende.
Sen,
kendini bıraktın.
Aşk
Sana dair en güzel hatıram ne biliyor musun?
Bir hatıra olmaman.
Hâlâ,
içimde devam eden bir şey olman.
Aşk
Seni özlemek,
biraz denizi özlemek gibi.
Her gün görmesen de,
var olduğunu bilmek istiyorsun.
Aşk
Seni düşündüm bugün.
Öyle sebepsiz.
Bir çay söyledim kendime,
karşımdaki sandalye boş kaldı.
Aklıma sen geldin.
Sonra dışarı baktım.
Martılar geçiyordu gökyüzünden.
Hayat devam ediyordu.
Ne tuhaf...
İnsan bazılarını unutmuyor.
Unutamadığı için değil,
onlarla geçen günleri sevdiği için.
Aşk
Bir gün gelirsen,
sana büyük sözler söylemem.
Bir çay koyarım.
Otururuz.
Çünkü bazı sevgiler,
konuşmaktan çok
yan yana susmayı sever.
Aşk
Bazı insanlar gider sevgilim.
Bu normaldir.
Trenler kalkar, şehirler değişir, insanlar başka hayatlara karışır.
Anormal olan, giden kişinin içimizde kalmasıdır.
Ben bunu senden sonra öğrendim.
Gündüzleri iyiyim.
İnsanlar öyle sanıyor.
Gülüyorum, konuşuyorum, yapılması gerekenleri yapıyorum.
Sonra gece oluyor.
Kalabalık çekiliyor.
İnsan kendisiyle baş başa kalıyor.
İşte o zaman anlıyorum:
Bir insanın yokluğu, varlığından daha çok yer kaplayabiliyormuş.
Seni özlediğimden değil yalnız.
Seninle birlikte kurduğum o küçük dünyayı özlüyorum.
Hani insanın her şeyi anlatmak zorunda olmadığı bir dünya vardı.
Bir bakışın yettiği.
Bir sessizliğin anlaşıldığı.
Şimdi o dünya yok.
Ve ben, onun yıkıntıları arasında dolaşan son insan gibiyim.
Belki de mesele aşk değildi.
Belki mesele, ilk kez birine karşı kendim olmaktan korkmamış olmamdı.
Bu yüzden unutmak zor geliyor.
Çünkü insan sevdiği kişiyi değil bazen,
onun yanında bulduğu huzuru kaybediyor.
Ve huzurun adresi değişince,
bütün şehir yabancılaşıyor.
Aşk
Seni unutamadım.
Çünkü sen bir insan olmaktan çıkıp,
alışkanlığıma dönüştün.
İnsan birini değil,
kendinden bir parçayı unutamaz.
Aşk
Bir gün bu göğün altında izimiz silinecek,
Ne adımız kalacak ne de kurduğumuz emek.
Mademki sonu sessizlik olan bir yolcuyuz hep,
Bir gönülde yer edinmek en güzel nimet demek.
Aşk
Bahar gelir, güller açar, sonra rüzgâra karışır,
İnsan güler, sever, yaşar, sonra toprağa karışır.
Ne diye bu kadar hırs, ne diye bunca telaş?
Bir nefeslik ömür bile bazen bir ömre yarışır.
Aşk
Dün gitti, ardına bakmadı.
Yarın geldi mi, kimse bilmedi.
Bugün ise kapımızda bekliyor.
O hâlde dostum,
bir çiçeği seyret, bir dostun elini tut, bir sevdayı erteleme.
Çünkü zaman, en çok "sonra" dediklerimizi alıp götürür.
Aşk
Sen yanımdayken sıradan görünen şeyler vardı.
Bir yürüyüş.
Bir sessizlik.
Birlikte geçirilen önemsiz bir öğleden sonra.
Şimdi dönüp baktığımda görüyorum ki, hayatın en değerli parçaları onlarmış.
Aşk
Seni sevdim.
Ama bu sevgi, bir anda parlayıp sönen bir ateş değildi.
Daha çok, yıllar boyunca aynı sayfada duran bir cümlenin yavaş yavaş anlam kazanması gibiydi.
İnsan bazı duyguları yaşarken anlayamıyor.
Onları ancak kaybettikten sonra okuyabiliyor.
Sen yanımdayken sıradan görünen şeyler vardı.
Bir yürüyüş.
Bir sessizlik.
Birlikte geçirilen önemsiz bir öğleden sonra.
Şimdi dönüp baktığımda görüyorum ki, hayatın en değerli parçaları onlarmış.
Büyük olaylar değil.
Küçük ayrıntılar.
Çünkü aşk, çoğu zaman insanın hayatına gürültüyle değil, alışkanlık kılığına girerek yerleşir.
Ve gittiğinde, geride bıraktığı boşluk da bir fırtına gibi değil;
yerinden çekilmiş bir taşın eksikliği gibi hissedilir.
Her şey yerli yerindedir.
Ama hiçbir şey tam değildir.
Zaman geçti.
Beni değiştirdi.
Seni de değiştirmiş olmalı.
Yine de bazı hatıralar var ki, yaşlandıkları hâlde eskimiyorlar.
Onlar belleğin değil, ruhun malı oluyorlar.
Şimdi seni düşündüğümde ne büyük bir umut duyuyorum ne de büyük bir keder.
Daha çok, yarım kalmış güzel bir romanın son sayfasını kapatmış bir okur gibiyim.
Hikâye bitmiş olabilir.
Ama etkisi hâlâ sürüyor.
Aşk
Bazı insanlar hayatımızdan gider.
Ama hikâyemizden hiç çıkmazlar.
Onlar, yıllar sonra bile aynı cümlede yaşamaya devam ederler.
Aşk
Ben adımı aşka yazdım,
rüzgâr silsin diye değil,
her esişinde yeniden okusun diye.
Bir çınarın gölgesinde bekledim bazen,
bazen yağmura bıraktım özlemimi.
Ne gelen tamamen geldi,
ne giden bütünüyle gitti.
Çünkü sevda,
kapılardan değil,
insanın içinden geçer.
Bir gün bir yıldız kaydı geceye,
dilek tutmadım.
Zaten bütün dileklerimin
tek bir adı vardı.
Ve öğrendim ki:
Aşk,
kavuşmak kadar beklemek,
konuşmak kadar susmak,
gitmek kadar kalabilmektir.
Eğer bir gün beni sorarlarsa,
"Kimdi?" diye,
de ki:
Bir kalbi vardı.
Ve o kalp,
sevmekten hiç vazgeçmedi.
Aşk
Bazı duygular,
zamanın önünde eğilmeyi reddeder.
Çünkü gerçek sevgi,
sahip olmakla değil,
vazgeçememekle ölçülür.
Aşk
Seni sevmek, bir yıldızı sevmek gibiydi.
Dokunamazdım.
Ama karanlık gecelerde
ışığını hissederdim.
İnsan bazı sevgileri yaşayamaz;
yalnızca taşır.
Bir dua gibi,
bir sır gibi,
kalbin en derin yerinde saklar.
Aşk
Seni sevmek, bir yıldızı sevmek gibiydi.
Dokunamazdım.
Ama karanlık gecelerde
ışığını hissederdim.
İnsan bazı sevgileri yaşayamaz;
yalnızca taşır.
Bir dua gibi,
bir sır gibi,
kalbin en derin yerinde saklar.
Yıllar geçti.
Nehirler aktı,
mevsimler değişti,
şehirler eskidi.
Ama bazı duygular,
zamanın önünde eğilmeyi reddeder.
Çünkü gerçek sevgi,
sahip olmakla değil,
vazgeçememekle ölçülür.
Eğer bir gün yollarımız yeniden kesişirse,
sana geçmişten söz etmeyeceğim.
Çünkü aşk,
hatıralarda değil,
insanın özünde yaşar.
Ve öz,
takvim bilmez.
O yalnızca sever.
Sessizce,
derinden,
sonsuza kadar.
Aşk
Bazen seni düşünmüyorum.
Bunu fark ettiğimde önce seviniyorum.
"Demek geçiyor," diyorum.
Sonra bir şey oluyor.
Bir kelime.
Bir koku.
Bir akşamüstü.
Ve sen, bütün yokluğuna rağmen yeniden çıkıp geliyorsun.
Aşk
Bazen seni düşünmüyorum.
Bunu fark ettiğimde önce seviniyorum.
"Demek geçiyor," diyorum.
Sonra bir şey oluyor.
Bir kelime.
Bir koku.
Bir akşamüstü.
Ve sen, bütün yokluğuna rağmen yeniden çıkıp geliyorsun.
İnsan unutmayı yanlış anlıyor galiba.
Unutmak, hatırlamamak değil.
Hatırladığında canının artık eskisi kadar yanmaması.
Ben henüz o noktaya gelemedim.
Çünkü seninle ilgili her şey, biraz eksik kalmış bir cümle gibi içimde.
Sonuna nokta koyamadığım bir cümle.
Belki de mesele sensin diye düşünüyorum bazen.
Sonra vazgeçiyorum.
Mesele sen değilsin.
Mesele, senin yanında kurduğum o dünyaydı.
Kendimi daha az yabancı hissettiğim o küçük dünya.
İnsan bazı insanları sevmez sadece.
Onların yanında olmak istediği kişiyi de sever.
Bu yüzden ayrılık zor.
Çünkü giden yalnız bir insan olmuyor.
Onunla birlikte, mümkün olan bir hayat da gidiyor.
Şimdi geceleri bazen kendime rastlıyorum.
Eski hâlime.
Sana bir şey anlatmak için heyecanlanan o adama.
Sonra hatırlıyorum.
Anlatacak kişi gitmiş.
Hikâye kalmış.
Ve insan bazen hikâyesini tek başına taşımakta zorlanıyor.
Aşk
Sana söyleyemediğim şeyler vardı.
Şimdi söyleyebilirim.
Ama artık dinleyecek bir sen yok.
Hayat,
biraz da geç kalmış cümlelerin toplamı galiba.
Aşk
İnsan bazen yaralarını saklar.
Ben saklamadım.
Çünkü yaralar da hayatın imzasıdır.
Ve seni sevmek,
biraz yara almak,
biraz iyileşmek,
biraz da ikisini aynı anda yaşamaktı.
Aşk
Seni sevdim.
Bir çiçeği sever gibi değil.
Çünkü çiçekler solar.
Bir mevsimi sever gibi de değil.
Çünkü mevsimler değişir.
Ben seni, acının insana ait olduğu kadar sevginin de ait olduğunu bilerek sevdim.
İnsan bazen yaralarını saklar.
Ben saklamadım.
Çünkü yaralar da hayatın imzasıdır.
Ve seni sevmek,
biraz yara almak,
biraz iyileşmek,
biraz da ikisini aynı anda yaşamaktı.
Sen gittin.
Ama benden yalnızca kendini götürdün.
Sana ait hislerimi değil.
Onlar hâlâ burada.
Bir resmin içinde kalan renkler gibi.
Belki soluk,
belki eskisi kadar parlak değil,
ama hâlâ gerçek.
Bana aşkın ne olduğunu sorarsan,
şunu söylerim:
Aşk, birini kusurlarıyla görmek
ve yine de ona bakmaktan vazgeçmemektir.
Çünkü gerçek sevgi,
mükemmelliğe değil,
hakikate âşıktır.
Ve ben seni,
tam da bu yüzden sevdim.
Eksiklerinle,
sessizliklerinle,
gidişlerinle...
Seni, sen olduğun için.
Aşk
Sana gitme demedim.
Çünkü sevgi,
kalmak isteyenin yanında güzeldir.
Aşk
ben sana mecbur değilim belki,
ama bazı geceler
yokluğun,
bütün şehirden daha kalabalık oluyor.
Aşk
geceydi,
şehir yorgun bir gemi gibi
karanlığa demir atmıştı.
ben bir sigara yaktım,
dumanında seni aradım.
ne sen vardın,
ne de senden kalan ses.
yalnızlığım vardı, eski bir şarkı gibi
içimde dönüp duran
bilirsin sevgilim
bazı ayrılıklar
bir trenin uzaklaşması gibi değildir
insanın içinden
bir şehrin göç etmesi gibidir
sokaklar yerinde kalır
ışıklar yanar
hayat sürer gider
ama o şehir artık
eski şehir değildir
sen gittin
ben kaldım
ve o günden sonra
bütün yağmurlar
biraz daha sen koktu
Aşk
ben sana mecbur değilim belki,
ama bazı geceler
yokluğun,
bütün şehirden daha kalabalık oluyor.
Aşk
Bir akşam vaktiydi,
güneş yavaşça inerken ufka,
ömrü düşündüm.
Geçip giden yılları, geri dönmeyen günleri.
Sonra seni düşündüm.
İnsan bazı yüzleri zamandan ayıramıyor.
Bir hatıra gibi değil, bir mevsim gibi kalıyorlar içinde.
Bahar geçtiğinde nasıl çiçeklerin kokusu kalırsa havada, sen de öyle kaldın bende.
Ne tamamen varsın, ne de tamamen yoksun.
Bir ömür boyunca
insanın kalbine eşlik eden eski bir şarkı gibi.
Aşk
Sana anlatacak çok şey biriktirdim.
Sonra fark ettim ki, bazı şeyler anlatılmak için değil, insanın içinde ağır ağır taşınmak için var.
Ben zaten hep böyle yaptım.
Söylemem gerekenleri sustum.
Sormam gerekenleri bekledim.
Gitmem gereken yerlerde kaldım.
Belki de bu yüzden bazı insanlar beni güçlü sandı.
Oysa insanın en büyük yorgunluğu, kimseye gösteremediği yerinde birikir.
Sen geldin.
Bir süreliğine o yorgunluğu unuttum.
Dünya aynı dünyaydı.
Ama ben ona biraz daha katlanabiliyordum.
Şimdi yoksun.
Ve garip olan şu:
Senden önce de yalnızdım.
Ama senden sonra yalnızlığımın adını biliyorum.
İnsan bazen birini kaybedince onu değil,
kendinde açtığı kapıyı kaybediyor.
Ben hâlâ o kapının önündeyim.
Açsam içeri yine sen çıkacaksın diye korkuyorum.
Kapatsam, içeride kalanları inkâr etmiş olacağım.
Ne zor şeymiş insanın kendi hatıralarıyla yaşaması.
Çünkü insan başkalarını affedebiliyor.
Ama kendine verdiği umutları kolay kolay affedemiyor.
Aşk
Bir gül açar, sonra rüzgâra teslim olur,
Bir ömür geçer, geriye birkaç an kalır.
Madem ki dünya bir konak, biz de yolcuyuz;
Gönül kırmadan yaşa, en güzel miras odur.
Aşk
Dün artık uzak bir gölgenin izidir,
Yarın bilinmezliğin kapalı yüzüdür.
Elinde olan şu andır ey gönül;
Bir sevda, bir dostluk, bir tebessümdür.
Aşk
Göğe baktım, yıldızlar yine sessizce durdu,
Toprağa sordum, bütün sırları içinde tuttu.
Anladım sonunda insanın zenginliği şudur:
Sevdiği kadar yaşar,
hatırladığı kadar ölümsüz olur.
Aşk
Seni düşündüm yine.
Bir sebep aramadım.
Çünkü bazı insanlar
akla gelmez;
kalpte bir yerden çıkar gelir.
Aşk
Gözlerin kaldı bende.
Baktığın için değil,
bana bakarken
dünyayı unuttuğun için.
Aşk
Aşk bazen kavuşmak değildir.
Bir insanın yanında
kendini daha çok bulmaktır.
Sen gittin.
Ben hâlâ
sende bulduğum tarafımı arıyorum.
Aşk
Sevda dediğin öyle büyük laflarla anlatılmaz be sevgilim.
Bazen bir çayın buharında saklanır,
bazen eski bir şarkının içinde çıkar karşına.
Öyle herkesin gördüğü yerde durmaz.
Biraz deli eder insanı, biraz da adam eder.
Çünkü sevmek; "benimsin" demek değil,
"sen olduğun gibi kal" diyebilmektir.
Gidersin bazen...
Kızarım.
İçimden bin laf ederim.
Ama sonra bir bakarım,
yine de güzel şeyler dilemişim senin için.
Demek ki bazı insanlar kalpten çıkmıyor be.
Sadece hayatın başka bir köşesine oturuyor.
Aşk
Bazen seni aramıyorum.
Bunu fark edince şaşırıyorum.
Demek ki insan, en çok kaybettiği şeyi değil;
ona bağladığı anlamı taşıyormuş içinde.
Sen gittin.
Ama senden önceki ben de biraz gitti.
Çünkü insan birini severken sadece onu sevmiyor.
Onun yanında kurduğu hâlini de seviyor.
Ben galiba en çok onu özlüyorum.
Daha az yorulan, daha çok inanan,
dünyayı biraz daha katlanılır bulan o kişiyi.
Herkes "zamanla geçer" dedi.
Geçti.
Ama bazı şeyler geçince yok olmuyor.
Sadece sessizleşiyor.
Bir kitabın arasında unutulmuş eski bir mektup gibi.
Her gün okumuyorsun.
Ama orada olduğunu biliyorsun.
Ve bazen insanın en büyük yalnızlığı şudur:
Anlatacak çok şeyi vardır.
Ama onu gerçekten anlayacak kişi yoktur.
Ben sana birçok şey anlatamadım.
Belki de bu yüzden hâlâ içimde konuşuyorsun.
Aşk
Sana yetişemedim.
Hayata da yetişemedim.
Galiba ben hep,
biraz geç kalmış biriydim.
Aşk
gece ağırdı sevgilim
şehir yine eski yalnızlığını giyinmişti
sokak lambaları titriyordu, ben bir sigara dumanında
adını arıyordum
bilirsin, bazı insanlar giderken
kapıyı kapatmazlar sadece;
içimizde bir şehrin ışıklarını söndürürler
şimdi hangi sokağa çıksam
biraz senden kalıyor geriye
bir yağmur başlıyor ansızın, eski bir şarkı çalıyor
kalbim yine aynı yerde duruyor
seni unutmak değil mesele
mesele şu: İnsan bazen unutsa bile
özlediği şeyin ne olduğunu bilir
ve bazı aşklar, bitmez
sadece geceye karışır.
Aşk
yine gece indi şehrin üstüne
yine bir tren sesi uzaklardan geçti
ben seni düşündüm
eski bir fotoğrafın sararmış kenarında
bazı ayrılıklar vardır, insanın kapısını çalmaz
usulca yerleşir içine, bir oda tutar kendine
sonra yıllar geçer, sokaklar değişir, yüzler değişir
ama bir yağmur akşamı, bir şarkının en yalnız yerinde, aynı sızı kalkar yerinden
seni sevmiş olmak değil, seni kaybetmiş olmak değil belki
asıl zor olan, bir zamanlar ikimizin bildiği o dünyaya bir daha dönememek
çünkü bazı aşklar bitmez sevgilim
sadece gecenin içinde adını fısıldayan bir şehir olur
Aşk
gece yarısıydı, şehir susmuştu yine
bir pencerenin ışığında
eski bir yalnızlık duruyordu
ben seni düşündüm
öyle büyük sözlerle değil
bir mum dumanı gibi
yavaşça dağılan bir hatırayla
bazı insanlar vardır, giderler
ama gittikleri yerde değil
bıraktıkları boşlukta yaşarlar
şimdi hangi sokağa dönsem
biraz geçmiş çıkıyor karşıma
hangi şarkıyı duysam
içimde yarım kalmış bir cümle
bilirsin sevgilim, aşk bazen kavuşmak değildir
bir ömür boyunca aynı yarayı taşımaktır
ve insan en çok, kendi içinde kaybettiği şehri özler
Aşk
Sana anlatacaklarım vardı.
Hep vardı.
Ama insan bazen en çok söylemesi gereken şeyleri en sona bırakıyor.
Sonra bir bakıyor; o "sonra" hiç gelmemiş.
Ben de böyle yaşadım biraz.
Erteledim. Bekledim. İçimde büyüttüm.
Herkes hayatına devam etti.
Ben ise bazı anların içinde kaldım.
Çünkü insanın geçmişiyle kavga etmesi kolay değil.
Geçmiş dediğin şey, bazen bir insan değil; onun yanında olduğun zamanki kendindir.
Seni değil belki, senin yanındaki beni arıyorum.
Daha az yorulmuş, daha çok inanmış olan beni.
Ne tuhaf...
İnsan bazen kaybettiği kişiyi değil, onunla birlikte kaybettiği ihtimali özlüyor.
Ve hayat, en çok da gerçekleşmeyen şeyleri saklıyor.
Aşk
Ben hâlâ aynı soruyu taşıyorum içimde:
giden mi daha yalnızdır,
kalan mı?
Aşk
geceydi yine
şehir eski bir yarayı saklar gibiydi
kaldırımlar suskundu
rüzgâr bir yerlerden adını getiriyordu
ben seni unuttum demedim hiç
bazı şeyler unutulmaz zaten, sadece insan onlarla yaşamayı öğrenir
bir tren geçer uzaklardan, bir ışık yanar boş bir odada, bir şarkı başlar ansızın
ve insan anlar
kimi gidişler yol değildir
içimizden geçen uzun bir gecedir
şimdi sen yoksun
ama bazı akşamlar var ki, bütün şehir sana benziyor
ben hâlâ aynı soruyu taşıyorum içimde
giden mi daha yalnızdır
kalan mı
Aşk
Bazen seni düşündüğümü fark ediyorum.
Sonra kendime kızıyorum.
Çünkü insan geçmişe bu kadar sık uğrarsa, bugünü kaçırıyor sanıyor.
Ama ne garip... Bazı insanlar geçmiş değildir.
İçimizde devam eden bir konuşmadır sadece.
Ben seninle hiç bitmeyen bir cümle kurmuşum meğer.
Sonuna nokta koymaya çalıştıkça, yeni bir kelime çıkıyor karşıma.
Belki de sorun sende değildi.
Belki de ben, bir insanı değil, onunla mümkün sandığım hayatı kaybettim.
Herkes "alışırsın" dedi.
Alıştım. Ama alışmak, unutmak değilmiş.
İnsan bazı eksiklikleri cebinde taşımayı öğreniyor.
Kimse görmüyor. Ama yürürken ağırlığını hissediyorsun.
Aşk
Bazen insan, en çok anlatmak istediği kişiye susuyor.
Çünkü bazı cümleler söylenince düzelmeyecek şeyleri hatırlatıyor.
Ben de sustum.
Büyük bir olgunluktan değil;
biraz korkudan, biraz da geç kaldığımı bildiğimden.
Sonra anladım:
İnsan bazen birini kaybetmiyor.
Onunla birlikte olabilecek bir ihtimali kaybediyor.
Ve ihtimaller...
yaşanmadıkları için en çok onlar acıtıyor.
Herkes "zamanla geçer" diyor.
Geçiyor.
Ama bazı şeyler geçince yok olmuyor.
Sadece içimizde daha sessiz bir yere taşınıyor.
Orada oturuyorlar.
Biz de hayatımıza devam ediyoruz.
Ama bazen gece olunca,
insan kendine yakalanıyor.
Aşk
gece yine şehrin üstüne çökmüştü
sokaklar suskun, lambalar yorgundu
ben bir köşe başında geçmişimle karşılaştım
elinde eski bir mektup vardı sanki, üstünde senin adın
bilirsin, bazı ayrılıklar kapıyı çarpıp gitmez
usulca yerleşir insanın içine, yıllarca orada yaşar
bir yağmur başlar sonra, bir şarkı duyulur uzaklardan, ve bütün şehir bir anlığına sana dönüşür
ben seni beklemiyorum artık
ama bazı geceler var ki, beklemekten başka bir şey bilmiyor kalbim
çünkü insan bazen birini değil
onunla kaybettiği zamanı özlüyor
Aşk
Ey gönül!
Sanma ki her ayrılık bir son olur.
Nice uzaklıklar vardır ki insanı kendine yaklaştırır.
Sevda dediğin yalnız kavuşmak değildir;
bazen bir ömür boyunca taşıdığın
en kıymetli hatıradır.
İnsan vatanını nasıl kalbinde taşırsa,
sevdiğini de öyle taşır içinde.
Ne rüzgâr silebilir geçmişin izini,
ne de zaman tamamen unutturabilir
gönülde açılan bir yarayı.
Çünkü gerçek sevgi,
bir anlık heves değil;
insanın sonsuzluğa açılan kapısıdır.
Aşk
Sevdim be seni.
Öyle kitaplara sığacak cümlelerle değil.
Bir çınarın gölgesinde aklıma düşmenle, bir şarkıda sesini aramamla sevdim.
İnsan bazen birini sevince dünyası değişmiyor belki, ama baktığı yer değişiyor.
Güneş aynı güneş, sokak aynı sokak...
Ama içindeki adam biraz başka biri oluyor.
Gittin mi?
Gittin.
Kızdım mı?
Kızdım.
Ama bilirsin, insan en çok değer verdiğine kırılır.
Yine de güzel şeyler diledim sana.
Çünkü bazı insanlar hayatından çıkar ama kalbinden çıkmaz.
İşte sevgi biraz da budur be...
Gitse de iyiliğini istemek.
Aşk
Aşk, birinin yanında olmak değil sadece.
Onun yanında olduğun hâlin
bir daha kaybolmamasını istemek.
Ben seni değil belki,
senin yanında daha az yalnız olan beni özlüyorum.
Ve garip olan şu:
İnsan kendinden kaçamıyor.
Hele bir zamanlar
bir başkasının gözlerinde kendini bulduysa...
Aşk
Biraz Geç Kaldık
Sana söyleyeceklerim vardı.
Hep vardı aslında.
Ama insan en önemli cümleleri
nedense en sona bırakıyor.
Belki bir gün söylerim diye, belki de söylemeye gerek kalmaz diye.
Sonra zaman geçti.
Sen başka bir hikâyeye karıştın, ben kendi içimdeki kalabalığa.
Herkes "unutursun" dedi.
Unutmadım.
Ama eskisi gibi de değil.
Çünkü insan birini kaybedince
sadece onu kaybetmiyor;
onun yanında olmayı başardığı hâlini de kaybediyor.
Seni özlediğim zamanlar oldu.
Ama daha çok, senin yanındayken daha az yalnız olan beni özledim.
Ne garip değil mi?
İnsan bazen bir kalbe değil, o kalbin içinde bulduğu kendine bağlanıyor.
Şimdi geriye dönüp bakıyorum.
Kocaman bir hikâyeden geriye birkaç sessizlik kalmış.
Ve ben hâlâ o sessizliklerin içinde sana söyleyemediğim cümleleri arıyorum.
Aşk
Bir Adın Kaldı
Sana dair ne varsa
bir akşamüstüne sakladım.
Çünkü bazı insanlar gündüz anlatılmıyor.
Bir sokaktan geçerken
seni hatırlamak değil bu; sanki şehir,
bir anlığına senin yüzünü takıyor.
Ben seni kaybetmedim belki, ama senden sonra bazı şeyler eski yerinde durmadı.
Bir kahve soğudu masada,
bir şarkı yarım kaldı. Ve anladım:
Aşk bazen kavuşmak değil, birinin içimizde bıraktığı o küçük ışığı korumaktır.
Sen yoksun. Ama bazı geceler, kalbim hâlâ sana “buradasın” diye davranıyor.
Aşk
Kendime Anlatamadığım Şey
Sana söyleyeceklerim vardı. Çok vardı hem de.
Ama insan bazen en çok sevdiği kişiye en az anlatabiliyor kendini. Çünkü anlatınca anlaşılmamaktan korkuyor. Ben seni severken büyük cümleler kurmadım. Bir sandalye ayırdım sadece yanımda. Bir fincan kahve koydum masaya, gelirsin diye değil, gelme ihtimalinin güzel olması için. Sonra hayat, her zamanki ciddiyetiyle geldi. Planlar yaptı, yollar çizdi, insanları birbirinden uzaklaştırdı.
Sen gittin. Ben de kaldım.
Ama öyle bir kalmak değil bu; herkesin gördüğü gibi yaşamak, kimsenin bilmediği yerde eksilmek.
Şimdi anlıyorum: İnsan bazen birini kaybetmiyor.
Onunla birlikte daha iyi biri olabileceği ihtimali kayboluyor. Ve belki de aşk, birinin yanında mutlu olmak değil; onun yanında kendinden kaçmayı bırakmaktır.
Aşk
Geceye Bıraktığım Adın
gece yine şehri aldı kucağına
sokaklar sustu, ışıklar yoruldu
ben bir pencerenin önünde
geçmişle konuşuyordum
sen yoktun ama yokluğun
odanın en kalabalık yerindeydi
bir yağmur başladı sonra
kaldırımlara eski günleri yazdı
her damla başka bir hatıra, her sessizlik biraz sen oldu
bilirsin, bazı aşklar bitmez sevgilim; sadece insan onları gecenin bir köşesine saklar
yıllar geçer, saçlara ak düşer, şehirler değişir
ama bir şarkının ortasında kalp ansızın eski bir kapıyı açar ve insan anlar: Kaybettiği şey bir insan değil bazen onunla birlikte yaşadığı o kısa sonsuzluktur
Aşk
Biraz Sen
Sana benzeyen şeyler var hayatta.
Bir akşamın rengi mesela,
ansızın başlayan bir şarkı,
kalabalıkta duyulan tanıdık bir sessizlik.
Seni aramıyorum artık.
Ama bazı yollar hâlâ adını biliyor.
Bir kahve soğuyor masada,
bir cümle yarım kalıyor.
İnsan bazen fark ediyor:
En çok sevdiği şey en çok sakladığı yermiş.
Sen gittin diye dünya eksilmedi.
Ama bazı günlerin anlamı değişti.
Eskiden bir manzaraya bakardım.
Şimdi bir hatıraya.
Ve anladım; aşk, birini yanında tutmak değilmiş.
Bazen bir insanın içimizde bıraktığı ışığı
yıllarca taşımakmış.
Aşk
Kayıt Tarihi : 4.06.2026 19:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!