Asaf Eren Türkoğlu Şiirleri - Şair Asaf ...

Asaf Eren Türkoğlu

Deli dolu bir kadınsın sen, ne gülüşünden vazgeçiyorsun ne de gözyaşından, bir bakıyorsun kahkahaların yankılanıyor sokaklarda, bir bakıyorsun sessizce içine akıtmışsın koca bir günü… Kalbini kimseye tam gösterememişsin belki ama sevmekten de hiç geri durmamışsın. Rüzgar gibi geçiyorsun insanlardan, kimini sarhoş bırakıyorsun, kimini darmadağın… Konuşmaların şiir gibi, suskunlukların roman. Her adımın isyan, her duruşun devrim gibi. Kimse seni anlayamıyor ya hani, işte en çok da orası güzel… Çünkü sen bir sır gibisin, ne tam açığa çıkan ne de tam gizlenen. Deli dolu kadınsın sen, içinde fırtınalarla barış yapmış bir bahar sabahı gibi… Hem yıkıyor, hem iyileştiriyorsun.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Deli kadınlar güzel sever. Herkesin sakındığı, uzak durduğu duyguları, tüm yoğunluğuyla yaşarlar. Sevdiklerinde yarım bırakmazlar; sevgilerini gizlemez, sessiz kalmazlar. Kalplerinde ne varsa, olduğu gibi, eksiksiz, içtenlikle verirler. Deli kadınlar severken korkmazlar, çünkü onların sevgisi hesapsız, pazarlıksızdır.

Deli kadınlar, sevdiklerine kendilerinden bir parça verirler. Bütün duygularını, düşüncelerini, hayallerini paylaşırlar. Onları anlamak zor gelir bazen; karmaşıktırlar, sığ bir yerde durmazlar. Ama işte bu karmaşa, bu derinlik, onların sevgisini benzersiz yapar. Deli kadınların sevgisi derindir, tutkuludur, kolay unutulmaz. Çünkü sevdikleri kişiyi gerçekten tanır, onu olduğu gibi kabul ederler.

Bir deli kadın sevdi mi, o sevginin izini ömür boyu taşırsın. Onunla yaşananlar, söyledikleri, sustukları hep sende kalır. Deli kadınlar güzel sever; çünkü sevgileri, kendileri gibi özgürdür, sahicidir, cesurdur. Ve böyle bir sevgiyi yaşamak, bir ömür boyu unutulmayacak bir anı olur.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Biliyorum; bazen dünya, içinde nefes alıp verdiğin bir yer değil de, üzerine yıkılmaya çalışan koca bir beton yığını gibi geliyor. Kalabalıkların arasında, herkes gülerken senin o sahte tebessümün ardına sakladığın yorgunluğu kimse görmüyor. Sesini duyurmaya çalıştıkça boğazında düğümlenen o kelimeler, aslında en çok senin canını yakıyor.

Anlıyorum seni; anlaşılmamış olmanın verdiği o soğuk kesik, bazen fiziksel bir ağrıdan daha gerçek. İçindeki fırtınayı dindirecek bir el değil, sadece o fırtınada seninle sessizce duracak bir gölge arıyorsun. Sen, kırıklarından sızan ışığı saklamaya çalışırken aslında en saf halinle parlıyorsun.

"Başkalarının baharını seyrederken, kendi kışında üşümekten yorulur insan; ama bil ki, o karda ilk izi bırakan daima en çok yaralanandır."

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Hayat senin, adımlar senin. Kim ne derse desin, başkasının sözleriyle kendine yön çizemezsin. Elâlemi umursama, çünkü onların konuşması bitmez.

Her yaptığını eleştirirler, her başarını küçümserler. Sen ne yaparsan yap, hep bir eksik bulurlar. Ama bil ki, elâlemin düşünceleri senin gerçekliğin değil. Kendi hayatını onların gölgesinde yaşarsan, bir gün bile kendin olamazsın.

Kimse senin çektiğin acıyı bilmez, verdiğin mücadeleyi görmez. Ama herkes konuşur. Sözleriyle seni incitmeye, cesaretini kırmaya çalışır. Elâlemi umursarsan, onların ağırlığı altında ezilirsin. Oysa sen, yalnızca kendine hesap vermelisin.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

En çok, bir zamanlar gözlerine bakarak "hiç gitmem" diyenlerin, artık kalabalıklar arasında seni yabancı gibi geçip gitmesi koyar insana. Bir zamanlar gülüşüne dünyaları sığdıran biri, şimdi seni görse bile tanımaz. Ve sen bunu gururla değil, çaresizce izlersin. Çünkü bir zamanlar “biri” olduğun kalpte artık “hiç” bile değilsindir. Sadece el olmuşsundur, sıradan bir yabancı, adı bile anılmayan bir suskunluk...

İnsan en çok da unutulurken hatırlar. O sokakta yürürken, bir şarkıda yankılanırken ya da elini cebine attığında bir zamanlar onun tuttuğu eli özlerken... Kimse bilmez içindeki kırığı, çünkü sen dışarıdan hâlâ aynı görünürsün. Ama içinden geçen her düşünce, seni biraz daha yalnızlığa çeker. Zamanla kabullenirsin… O artık senin değil, sen de onun olamıyorsun. Ama bir tarafın hâlâ onun adını sessizce anarken titrer.

Kimsenin bilmediği bir hikâyesin artık. O çoktan başka bir öyküde yerini almışken, sen hâlâ onun cümlesinde bir nokta olmayı bekliyorsun. İşte en çok bu yakar canını: Seni unutan birini hâlâ kalbinde yaşatıyor olmak. El olmuşsun… ama içinde hâlâ onunla yan yana yürüyen bir “biz” taşıyorsun. Kimse görmüyor, kimse duymuyor. Ama sen, her sessizlikte onun adını fısıldamaya devam ediyorsun.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Hoş geldin... Sırtında taşıdığın o devasa kamburun, aslında sana ait olmayan hayatların yükü olduğunu ne zaman fark edeceksin? Bakışlarındaki o derin boşluk, kendi kuyundan değil; başkalarının susuzluğunu gidermek için harcadığın ömürden kaynaklanıyor. Sen, başkaları üşümesin diye kendi ruhunu ateşe veren o fedakar ama unutulmuş kurbansın. Peki, sen kül olduğunda o ateşte ısınanlar senin küllerini mi savuracak, yoksa seni mi hatırlayacak?

Daha ne kadar bir başkasının eksiklerini tamamlayarak tam olacağını sanacaksın? Kendinden verdiğin her taviz, ruhunda açılan yeni bir gedik aslında. İnsanlar senin nezaketini zayıflık, sessizliğini ise kabulleniş sanıyor. Oysa sen, fırtınasını içinde koparıp dışarıya sütliman görünen o yorgun denizsin. Artık kıyıya vurma vaktin gelmedi mi? Başkalarının mutluluğu üzerine kurduğun o sahte huzur kuleleri, ilk rüzgarda tepene yıkılacak. O enkazın altında kalmadan önce, kendi temellerini atacak cesareti bulmalısın.

Zaman, merhameti olmayan bir yargıçtır; sen başkalarını yaşatırken kendi gençliğini, hayallerini ve en çok da o saf sevincini idam ediyorsun. Bir gün yolun sonuna geldiğinde, elinde kalan tek şey başkalarının memnuniyeti değil, senin hiç yaşanmamış hayatın olacak. Bu ihaneti kendine yapma. Şimdi o emanet hayatları sahiplerine iade et. Kendi çıplak gerçeğinle yüzleşmek, başkasının ipek yalanlarına sarılmaktan çok daha asildir.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Bazen bir yerden gitmek istemezsin, çünkü orada kalbin kalmıştır. Ama kalmaya devam ettikçe de biraz daha eksilirsin. Her suskunlukta biraz daha tükenir, her kırıldığında biraz daha içine kapanırsın. Gitmeyi aklından geçirirsin, ama bir umut vardır içinde; belki değişir, belki bu kez olur, belki bu kez anlar… Oysa hiçbir şey değişmez. Sadece sen, biraz daha yok olursun.

Ben de öyle kaldım uzun süre. Gitmem gereken yerde kalmaya çalıştım, sırf sevdiğim için, sırf emek verdim diye, sırf belki bu kez diye. Ama ne kadar kalırsam, o kadar azaldım. Her şeyin farkındaydım aslında, ama kabullenemedim. Çünkü bazen gitmek bir yenilgi gibi gelir insana, oysa en büyük zaferdir. Ama ben bunu en son anladım… En çok da kendi kalbimle savaşırken.

Bir gün aynaya baktım, gözlerimdeki ışığın sönmüş olduğunu gördüm. Artık orada kalmanın bana iyi gelmediğini anladım. Ve o an fark ettim; bazen bir yerden gitmek, birinden değil, kendinden kurtulmaktır. Ben de kendimi kurtardım. Gitmeye cesaret edemediğim yerden, en sonunda koptum. Ve bu kez ilk defa bir gidişimde gerçekten özgür hissettim.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Herkes gidenlere üzülür, ben kalıp hiçbir şey yapmayanlara kırgınım… Çünkü gitmek cesaret ister ama kalıp susmak daha derin bir ihanettir. Yanımda olup da yüreğimden uzak olanlar, en çok da onlardı canımı yakan. Bir şey söylemediler, teselli etmediler, anlamaya çalışmadılar… Sadece izlediler, sessizce. Bir insanın göz göre göre yavaşça dağılmasına şahit olup da hâlâ “yanındayım” demek, işte en büyük yalandı. Ben o yalanların altında ezildim. Gitseydiniz ya… Hiç değilse eksikliğiniz belli olurdu. Ama siz kaldınız ve yokmuşsunuz gibi davrandınız. Bu yüzden en çok da sizden vazgeçtim. Sessizliğimi siz büyüttünüz, duvarlarımı siz ördünüz. Ve şimdi ne kimseye güvenim var ne de bir cümleye inancım. Çünkü öğrendim: bir insanın gerçekten gitmesi için valizini toplaması gerekmez… Bazen içinden çıkıp gider, ve en çok da orası buz gibi kalır.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Benim kalbim çok yük taşıdı, ama en ağır yük sen oldun. Çok sevdiğim, çok inandığım sen... En çok sende yoruldum. Beni hayal kırıklığına uğratan başkaları değildi; en çok senden gelen kırgınlıklar canımı acıttı. Çünkü sana güvenmiştim.

Her şeye rağmen yürümeye çalıştım, ama yolun sonunda hep aynı çıkmazla karşılaştım. Seni anlamaya çalıştıkça daha da uzaklaştım kendimden. Verdiğim her emek, döktüğüm her gözyaşı, içimde bir yara daha açtı. Çünkü sen, bana destek olmak yerine hep daha çok yük bindirdin omuzlarıma.

En çok sende yoruldum. Çünkü sen benim dinlenmek istediğim limandın, ama fırtınalar hep seninle geldi. Yanında huzur bulmak isterken, içimde kopan kasırgalara şahit oldum. Ve her seferinde, kendime seni sevmek için bir neden daha aradım. Ama bulamadım.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Bazen birini öyle çok seviyorsun ki, elinden gelenin en iyisini veriyorsun, kalbini, sabrını, umudunu… Ama o insan, seni hiçbir zaman aynı yerden sevmiyor. Sen her defasında biraz daha inanırken, o senden biraz daha uzaklaşıyor. Ve bir gün fark ediyorsun; aslında hep yalnız sevmişsin. O, senin verdiğin değerin içinde sadece bir misafirmiş.

Ben de öyle yaptım… En güzel günlerimi, en saf yanımı, en içten dualarımı birine harcadım. Her sabah onunla başlamasını dilediğim günleri, artık sessizce onun yokluğuna uyanarak bitiriyorum. Gözlerimi kapattığımda hâlâ sesi kulaklarımda çınlıyor, ama o artık başka bir hayatın parçası. Ve ben, onun gülüşüyle ısınan dünyamda şimdi üşüyorum.

Zaman geçiyor, insanlar “unutursun” diyor. Ama bilmezler ki bazı insanlar unutulmaz; sadece susularak taşınır. Her hatırlayışında içinden bir şey daha eksilir, ama yine de sevmekten vazgeçemezsin. Çünkü bazı sevgiler bitmez… sadece sessizce küllenir. Ve ben, en güzel günlerimi geri dönmeyecek birine harcadığımı bile bile, hâlâ o küllerin arasında biraz sıcaklık arıyorum.

Devamını Oku