Asaf Eren Türkoğlu Şiirleri - Şair Asaf ...

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Asaf Eren Türkoğlu

Bazı insanlar hayatına tam zamanında gelir ama sen onlara geç kalmışsındır. Elini uzatacak cesaretin, konuşacak kelimen ya da sevecek gücün kalmamıştır. Çünkü senden önce yaşadığın kırgınlıklar, kalbinin kapısını içeriden kilitlemiştir. Dışarıdan bakan herkes seni sessiz sanır, oysa içinde yıllardır dinmeyen bir fırtına vardır.

İnsan büyüdükçe mutlu olmayı değil, hissetmemeyi öğreniyor. Eskiden bir şarkı saatlerce düşündürürdü, şimdi bütün bir hayat tek bir gecede omuzlarına çöküyor. Gülümsüyorsun, çünkü kimseye yük olmak istemiyorsun. Ama her tebessümün altında, kimsenin görmediği küçük bir yıkılış saklı duruyor.

Zamanın her şeyi iyileştirdiğine inandık. Oysa zaman sadece alışmayı öğretti. Eksik uyanmayı, yarım konuşmayı, tamamlanmayacağını bildiğin hayalleri sessizce cebinde taşımayı... Bazı acılar geçmedi; sadece onlarla yaşamayı normal sandık.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

İnsan her şeye geç kalmıyor aslında... Bazı şeylere tam zamanında ulaşıyor da, o sırada kendisini kaybetmiş oluyor. İşte acı olan bu. Bir zamanlar hayalini kurduğun şeyler gerçekleşiyor belki ama sen, o hayalleri kuran insan olmaktan çıkmış oluyorsun. Elinde tuttuğun mutluluk bile yabancı geliyor sana. Çünkü bazı zaferler, onları paylaşacak heyecanın kalmadığı günlerde geliyor.

Çocukken büyümek istiyordun. Her şeyin daha güzel olacağını sanıyordun. Kendi kararlarını vereceğin günleri bekliyordun. Kimse sana büyümenin biraz da vazgeçmek olduğunu söylemedi. Kimse bazı insanların yıllar geçtikçe çoğalmadığını, eksildiğini anlatmadı. O yüzden bugün aynaya baktığında yaşını görüyorsun ama içindeki yorgunluğun kaç yıllık olduğunu hesaplayamıyorsun.

Bazı akşamlar durup düşünüyorsun... Hayat gerçekten yaşadığın şeylerden mi ibaret, yoksa yaşayamadıklarından mı? Çünkü insanın içinde en çok gerçekleşenler değil, gerçekleşmeyenler yer kaplıyor. Gitmediği şehirler, söyleyemediği cümleler, tutamadığı eller, sarılamadığı insanlar... Hepsi sessizce büyüyor içinde. Ve zaman geçtikçe anlıyorsun; insanı yaşlanmak değil, içinde taşıdığı "keşke"ler yoruyor.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Hayatta en çok “zamanı kaçırmak” yoruyor insanı. Söylenmesi gerekeni geç söylemek, gidilmesi gereken yerden geç gitmek, tutulması gereken eli geç tutmak… Her şey biraz gecikince, anlamını da yitiriyor sanki. O an yapman gereken ne varsa, tam vaktinde yapmadığında içinin bir köşesine takılı kalıyor. Ve ne kadar zaman geçerse geçsin, o eksiklik hep kendini hatırlatıyor.

Ben de çok geç kaldım bazı şeylere… Söylemek istediklerimi sustum, gitmek istediklerimden kaldım, kalmak istediklerimde de yarım kaldım. Hep “biraz daha zamanı var” dedim, ama zaman hiç beklemedi. Ve şimdi dönüp baktığımda görüyorum ki; kaçırdığım şeyler değil aslında içimi acıtan… O anlarda başka biri gibi davranmış olmam.

İnsan bazen başkalarını kırmamak için kendini erteliyor. Ama en sonunda en büyük kırığı yine kendine veriyor. Şimdi içimde bir sürü “keşke” var. Ne geri alabiliyorum, ne tamamlayabiliyorum. Çünkü bazı şeyler vardır… Geç kalındığında bir daha asla aynı şekilde yaşanmaz. Ve insan en çok da o kaçırdığı anların içinde kalır.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Her sabah uyandığında, yeni bir şansın olduğunu fark ediyor musun? Hayatın sana sunduğu bu fırsat, geçmişin yüklerinden kurtulmak ve her şeyi yeniden başlatmak için bir davet. Geçmişte ne yaşadığını, kimlerin seni kırdığını ya da ne kadar yara aldığını bir kenara bırak. Çünkü asıl önemli olan, bugün ne yapacağın.

Kimi zaman geçmişin gölgeleri zihnimize dolanır, bizi yere çeker. O anlarda, geleceğe dair umutlarımızı unutmaya başlarız. Fakat bil ki, o gölgeler senin gerçekliğin değil. Sen, o karanlıktan çok daha fazlasısın. Her yara, seni daha güçlü kılan birer izdir. Her zorluk, seni kendi ışığına bir adım daha yaklaştırır.

Geçmişte takılı kalmak, seni ileriye taşımaz. Bir kitabın aynı sayfasını defalarca okuduğunu düşün. O sayfada ne kadar vakit geçirirsen geçir, hikaye ilerlemez. Yeni sayfaları çevirmek, hikayenin devamını görebilmenin tek yoludur. O yüzden bugün, geçmişi arkanda bırakıp, yeni sayfayı açma zamanı.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Geldiğin yeri sakın unutma. Nereden başladığını, ne acılarla büyüdüğünü, hangi zorlukları aşarak bugünlere geldiğini hep hatırla. Çünkü unuttuğun her an, kaybolmaya biraz daha yaklaşırsın. İnsan, köklerini hatırladıkça güçlüdür.

Her zirve bir geçmişin üzerine kurulur. Ama zirvede unuttuğun her şey, seni bir gün en derinlere geri götürür. O yüzden ne kadar ilerlersen ilerle, geldiğin yeri sakın hafife alma. Çünkü kim olduğun, nereden geldiğinle şekillenir.

Geldiğin yeri unutma ki düştüğünde, kalkacak cesareti bulasın. Unutma ki hayatta, en çok yürüdüğün yollardan öğrenirsin. Ve unutma, geldiğin yer senin varlığının temelidir. Ne kadar uzağa gidersen git, kim olduğunu hatırlamak zorundasın.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Her şey yalanmış…
Biz bile.
İnandık, bağlandık, güvendik.
Ama sonunda öğrendik:
Bu dünya, en çok inananları yaralıyor.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Hoş geldin... Gözlerinde dünden kalma bir yorgunluk, ruhunda yarım kalmış hikayelerin ağırlığı var, görüyorum. Aynaya her baktığında, oradaki yabancıyı ne kadar daha görmezden geleceksin? Bir zamanlar sen olan o pırıltılı anılar, şimdi üzerlerine çöken toz tabakasıyla unutulmaya yüz tutmuş. Ama ben o tozu, o gölgeyi görüyorum. Ve biliyorum ki, o gölgenin içinde hâlâ bir sen var.

Herkesin senden beklediği rolleri oynarken, kendi sahneni ne zaman kuracaksın? Bağımsızlık maskesini takıp aslında ne kadar bağımlı olduğunu ne zaman fark edeceksin? Sana dayatılan o "doğru" yollarda yürürken, kendi patikalarını çiğneyip geçtiğini ne zaman anlayacaksın? Herkesin onayını almak için çıktığın bu yolda, geride bıraktığın parçalanmış benliğinin fısıltılarını daha ne kadar duymazdan geleceksin? O fısıltılar, bir çığlığa dönüşmeden, kendi kulağına eğilip onu dinle.

Hayat, başkalarının beklentileriyle örülen bir kafes değil; kendi seçimlerinle inşa edeceğin bir saraydır. Ama sen o sarayı başkalarının tuğlalarıyla, onların harçlarıyla yapmaya çalıştıkça, o sadece sana ait olmayan, soğuk bir yapı olarak kalacak. Oysa senin ruhunun derinliklerinde, kendi mimarinin eşsiz tasarımları var. Onları gün yüzüne çıkarmaktan neden korkuyorsun? Kaybedecek neyin kaldı ki, kazanacakların bu kadar fazlayken?

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Gönül tahtım, yerle yeksan,
Gözlerimde, fer kalmadı.
Hangi dertten, pay alırsan,
Bize vuslat, yar kalmadı.

Yeminlerin, hepsi yalan,

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Bir garip yolcuyum, hanın içinde,
Kayboldu hayaller, dünler içinde,
Gerçekler gizlidir, bin bir biçimde,
Gelip geçen ömrün, izi kalmıyor.

Güz gelir dökülür, dalda yapraklar,

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Bazen bir insan gitmeden de gider… Yanında durur, sesini duyar, gözlerine bakarsın ama çoktan başka birine dönüşmüştür. Seni eskisi gibi dinlemez, hissetmez, dokunmaz. Bir yabancı gibi davranır ama hâlâ “buradayım” der. Ve sen de o sözlere tutunursun, çünkü gitmeyi açık açık söylemeyen birine hâlâ umut beslersin. Ama bilmezsin ki, gitmek bazen bir adım değil, bir vazgeçiştir. O çoktan senden vazgeçmiştir…

En çok da orada yıkılır insan. Gitseydi, en azından vedası olurdu. Ama kalıp da sevmemesi… İşte o her gün ayrı bir eksiltir insanı. Sırtını dönmeden sırtını döner, elini bırakmadan kalbini çeker. Yanındadır ama seninle değildir. Konuşur ama içi sana kapalıdır. Ve sen günbegün kaybedersin onu, göz göre göre. Ama yine de bir sabah uyanıp “gitti” diyemezsin. Çünkü gitmemiştir. Hâlâ oradadır, hâlâ aynı evde, aynı cümlede, aynı şehirde…

Ama seni çoktan terk etmiştir. Ve o terk ediş, öyle derindir ki… Ne bir kapı sesi duyarsın, ne bir bavul, ne de bir “hoşça kal.” Sadece bir gün aynaya baktığında, senin yanında olup artık sana bakmayan bir çift göz görürsün. Ve anlarsın… Gitmediği hâlde seni en çok o terk etmiş. Hem de öyle sessizce ki, sen hâlâ bekliyorsun, hâlâ umut ediyorsun… En çok da bu yıkıyor seni.

Devamını Oku