Hâr içinde biten bir gonca güldür,
Cihânı inleten dertli bülbüldür.
Gönül ki hem ateştir hem de küldür,
Yâr elinden içilen mey harâm mıdır?
Bekâ mülküne giden yol tamâm mıdır?
Zaman bir değirmen, ömrü öğütür,
Kimi hayal kurar, kimi uyutur.
Gönül bir ummandır, sırlar büyütür,
Katrede deryayı bulabilen hu,
Toprakta cevheri görebilen hu.
(Huuu Allah)
Kelimeler komutanım
Bazı anlamlara gelmiyor
Dilimde sıraya diziliyorlar
Kalbime girmeye cesaret edemiyorlar
Bir cümlenin ucunda asılı kalıyorum
Yüzün:
Bir odanın ortasında yönünü yitirmiş
o çıplak, o ilk bıçak.
Eşyalar sarsılıyor;
sende duruyor dünyanın bütün dikişleri.
Seni sevmek;
Yorgunum...
Dular kadar yorgun
Zaman hızlanmaya başladı
Saniyeler eski yerini alıyor
Ve keşfetmem gereken bir yarın var
oysa keşfetmem gereken senin vücudun
Seninle yaşamak,
Seninle yaşlanmak,
Ben sen olmak,
Sende ben, bende sen
Bir zamanlar bir kız vardı
Benim her şeyimdi
Simsiyah saçları vardı,
Bembeyaz elleri
Düşler ülkesinden kaçıp gelmiş
Kaşlarından yay yapıp
Ben anlamam, bana sorma
Kader bu işte, daldan dala
Bir umut, biraz hayal
Bir aşkın adı, başka bahar
Şiir gibi olsun hayat
Cümle küçük harfle başlasın
Nûr-u Âzam: Kâinatın Tılsımlı Anahtarı
Karanlıktı âlem, bir matemhâne-i umumiydi dünya,
Varlık manasız bir karmaşa, insanlar sahipsiz birer yetim.
Ne zaman ki Sen doğdun, ey Sevgili, ey Habîb-i Kibriyâ!
Zamanın çarkı durdu, kâinat nefesini tuttu hürmetle.
İzniğin Gölgesi, saçlarına değmişti,
Köprüden geçerken gözlerin gülmüştü.
Eskişehir’in sokakları hâlâ taşır izimizi,
Bir çay bahçesinde kalan kahkahamızı.
Eskişehir’in sokakları hâlâ taşır izimizi,
Bir çay bahçesinde kalan kahkahamızı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!