Ali Sinkay Şiirleri - Şair Ali Sinkay

Ali Sinkay

Sen içeri girdiğinde
bütün saatler durdu duvarda,
gökyüzü siyah bir mürekkep gibi
aktı şehrin üzerine.

Yüzün…

Devamını Oku
Ali Sinkay

Ayın yüzünde bir yara, kızıl ve derin,
Toprağa düşen gölge, nefesi mahşerin.
Nar çiçeği patlar, sessiz bir isyanla,
Yazılmış bu alın yazısı; mürekkep değil, kanla.

Gülün dikeni gururlu, bülbülün âhı sağır,

Devamını Oku
Ali Sinkay

Gecenin ağır perdesi inerken yorgun sulara,
Zaman, o kör heykeltıraş, yontuyor gölgemizi.
Hangi yıldızın hükmüyle çizildi avuçlarındaki nehir?
Susuyoruz; çünkü kelimeler kanatlı birer leke,
Çarpıp sönüyor odanın sessiz, sağır camlarına.

Devamını Oku
Ali Sinkay

Hiçbir kaderden korkmuyorum
Bir bulutun ağlamasını göreceksem
Rüzgarlar savururken saçlarını
Şarkılarını bana getirecekse
Küçük bir çocuk
Güneşin ne söylediğini anlatacaksa

Devamını Oku
Ali Sinkay

Zamanın nefesini tuttuğu bir andı.
Hurma dalları bile kıpırdamaktan haya ediyordu.
Bir vedanın kıyısındaydık.
Küçücük bir beden, senin kollarında son uykusuna dalıyordu.
Odaya çöken sessizliği dinledim
ve kendi kendime sordum:

Devamını Oku
Ali Sinkay

Kusursuz Yıkım
Gece sızıyor çatlamış camlarından bu kör odanın,
Masada yarım kalmış, kan kırmızısı bir veda duruyor.
Unuttum adını rüzgâra karışan o görkemli nidanın,
Şimdi göğsümde kusursuz bir yıkım nabız gibi vuruyor.

Devamını Oku
Ali Sinkay

Lâl Olmuş Bir Veda Senfonisi

Biz seninle, aynı şiirin kafiyesiyiz azizim,
Lâkin ayrı mısralara, ayrı kıtalara düşmüşüz.
Kader, aramızda karlı dağlar değil, görünmez duvarlar örmüş,
Ne ben sesimi duyurabilirim sana, ne sen elini uzatabilirsin bana.

Devamını Oku
Ali Sinkay

Ben senin sükûnetinim; o karanlık uykun,
O deriden yuvan.
Sen; dünyaya bilenmiş,
Ağzı kan, gövdesi çelikten bir tufan.

Seni içime her alışımda bağrım dilim dilim kesilir,

Devamını Oku
Ali Sinkay

Mâsivâ Yangını ve Bâki Olan’ın Gölgeliği
Riyâ Sofrasında Kırılan Kadehler

Ben ki, dost meclislerinde sadakati ekmek, vefâyı tuz bilirdim,
Meğer kurulan o mutantan sofralar, birer riyâ âyiniymiş.
Sırtımı dayadığım o muhkem sütunlar, o kadîm surlar,

Devamını Oku
Ali Sinkay

Geceyi dürdüm, kaldırdım en üst rafa
Tozlu perdeleri yırttım, içeri doldu sabah
Dün gece ölenler, bu sabah yeniden doğdu
Bak, saksıdaki o kuru dal bile tomurcuk oldu
Kahvenin kokusu karıştı sokağın sesine
Barıştım aynadaki o yorgun aksiyle

Devamını Oku