Ali Lidar Şiirleri - Şair Ali Lidar

Ali Lidar

227.

Duvarda duvar saati var, yerde yer halısı, masada masa lambası, elbise askısında elbiseler, kitaplıkta kitaplar, kültabağında sigara izmariti… Eşya bile nerede olmasını gerektiğini biliyor sanki. Hiçbirinin kafası karışık değil. Şu an oturduğum göt kadar odada etrafıma bakıyorum da aslında nerede olması gerektiğini bir türlü bilemeyen bir tek benim gibi geliyor. Annemin karnından hiç çıkmamalıymışım ben. Doğduğum günden beri gözüm hep karanlıkta. Gün ışığına tahammül edemiyorum. İnsan sesine de. Kafka bir kitabında şöyle bir laf etmişti ‘Ne şanslıdır şu sağırlar, duyamamak bir özür değil olsa olsa lütfudur Tanrı’nın’. Öyle Kafkacım öyle, aynen öyle..

Devamını Oku
Ali Lidar

228.

Tanısam çok seveceğime emin olduğum bir yazar abim tanıdığım ve çok sevdiğim bir yazar abime demiş ki “Abicim seni çok seviyorum ama arayamıyorum, çünkü biz birbirimizi acıdan öldürürüz..” Öyle işte, hayat ne tuhaf lan! !

Devamını Oku
Ali Lidar

229.

Geç kalmadığın nisbette erken varırsın velhasıl
İyidir vaktinde varmak seni bekleyen her şeye
Dengeyi kurmak lazım ne geç gibi ne de erken
Güzel adamlar vesselam Ümit Besen ve Nick Cave

Devamını Oku
Ali Lidar

23.
Hayatın boyunca hep çok konuştuğundan yakınılan sen, farkettin ki o güne kadar hep konuşmuş, fakat hiç anlatmamıştın. Hayatla ve insanlarla arana çektiğin çizginin diğer tarafından konuşmuş, söyleyeceklerini anlamaya bile çalışmayacaklarından emin olduğun için, içte içe onlarla dalga geçip canının istediği gibi davranmayı alışkanlık haline getirmiştin. Nasıl da canını yakıyordu bu halin. Oysa o kadar çok ihtiyaç duydun ki onlara, umurlarında olmadığını anlamak başlarda çılgına çevirmişti seni. Sonraları bu acıyı onlarla dalga geçerek ortadan kaldırdığını zannetmiştin. Ama kalkmamış. Bak görüyor musun? Bir taraftan kanayıp bir taraftan anlatıyorsun. Sanki karşında sadece o değil, hayatın boyunca seni anlamaya çalışmamış herkes var. Hayatının kuytularında kalan ve kimselerin bilmediği his ve yaşantılarını birer birer bütün çıplaklığıyla dökerken ortaya; ağır bir günahın vebalini tek başına taşıyamayan birinin çaresizlik içinde diz çöktüğü rahibin karşısında, hiçbir şey saklamadan beynini kemiren her şeyi teker teker sıralarken yaşadıklarını anımsatan bir sahne yaşanıyor..

Devamını Oku
Ali Lidar

230.
Gittiğim her yerden az evvel çıkmış gibiyim
Nereye baksam bulamıyorum kendimi
Olduğum hiçbir yerde değilmişim gibi geliyor
Olmadığım her yerde de varmışım gibi..

Devamını Oku
Ali Lidar

231.

Üniversitenin ilk yılları. Her boku bildiğimi zannettiğim zamanlar. Kendimce ezik olduğunu düşündüğüm bir herifle tartışıyoruz. Konu önemli değil, hatırlamıyorum da zaten. Sıkıştığı bir yerde öyle bir soru sordu ki bana lavuk, yıllardır ne içinden çıkabildim ne de cevap bulabildim. Beni kelimenin tam anlamıyla göt eden o soru şuydu. “İyi de, sen kimsin lan? ” O gün bugündür durmaksızın düşünürüm. İyi de, ben kimim lan?

Devamını Oku
Ali Lidar

232.
Her boka gücüm yeter zannediyorum bazen. Her şeyin üstesinden gelirim, herkesin ağzının payını veririm diye düşünüyorum. Hele ki bir kaç duble de rakı içtiysem Zaloğlu Rüstem Pehlivan çıksa karşıma madara eder yollarmışım gibi geliyor bana. Derken onunla karşılaşıyorum. O.. Dört tarafı kapalı antep fıstığı. En başta görmezden geliyorum onu, bir kenara bırakıp üst tarafı geniş yarıklı fıstıkları indiriyorum mideye. Ama her şey gibi onlar da bitiyor elbet ve pakette kalan ve o ana kadar umursamadığım her tarafı kapalı antep fıstığıyla göz göze geliyorum kaçınılmaz olarak. Ve mücadele başlıyor. Çöplerle birlikte çöp poşetine atmayı gururuma yediremiyorum, çünkü öyle yaparsam güzel devam eden geceyi mağlubiyetle bitirmiş olacağım. Çaresiz elime alıp kendisini, müstehzi bir tavırla süzüp bir çatlak, bir açıklık, bir tırnağımı sokacak boşluk arıyorum. Ama yok, şerefsiz antep fıstığı kırk yerden kilitli kale kapısı gibi ışık sızdırmamacasına kapanmış içine. Umudum kırılıyor lakin mağlubiyeti kendime yediremediğimden ağzımın sol tarafına atıp kendisini yorgun dişlerimle ve birikmiş bir hınçla abanıyorum. Aynı anda kırk yerden kırılıyor melun antep fıstığı. Fıstık içi ve kabuklar imkansız küçüklükte parçalarla iç içe geçiyor. Yenilebilecek kısımlarla yenilemeyecek kısımları birbirinden ayıramıyorum ve derin bir nefretle ne varsa ağzımın içinde çöp poşetine tükürerek haykırıyorum. Mutlu musun orospu çocuğunun antep fıstığı, yenildim sana! !

Devamını Oku
Ali Lidar

233.
Kırıklığa yazgılıysa da tüm çocukluk hayalleri
Annemin terliğine ve yer yataklarına rağmen
Tasolarım vardı benim bir de hayal kırıklıklarım.
Bıçkındım, çocuk irilerinden topumu koruyacak kadar
Ve babamın aldığı kolu bozuk atariye

Devamını Oku
Ali Lidar

234.
Böbrek taşı düşürdüğüm için sıkça Üroloji polikliniğine gittiğim zamanların birinde orta yaşlı, prostat hastası bir abiyle tanışmıştım. Yan yana oturduğumuz banklarda bir türlü gelmek bilmeyen sıramızı beklerken bir yerlerden laf açıldı ve sohbet etmeye başladık. Oradan buradan konuşurken birden bire bir soru sordu bana. "Sence gerçek mutluluk nedir? " Bir süre düşündüm. Sonra aklıma gelen cevapları sıralamaya başladım. Sevdiğin ve çok özlediğin biriyle görüşmek, torunlarınla oyun oynamak, ihtiyacı olan birilerine yardım etmek vs. Velhasıl herkesin aklına gelebilecek şeyleri teker teker söyledim. Gülümseyerek "Yook" dedi. "Eyvallah bunların hepsi güzel şeyler ve haliyle insanı mutlu eder. Lakin hepsinden daha çok mutlu edebilecek şey nedir biliyor musun? " Sanırım bilmiyordum, bir şey söylemeden abiye bakmaya devam ettim. Bir süre sustu ve sonra "İşeyebilmek" dedi. "Çişin geldiği zaman kolayca, canın yanmadan ve bir yerlere takılmadan son damlasına kadar işeyebilmek kadar mutlu eden hiçbir şey yoktur" Gülümsedim. Sonra başka konulara daldık, mevzu geçti gitti. Ama ben o diyaloğu hiç unutmadım. Ne zaman çok mutsuz hissetsem kendimi, bolca su içip sonra çişimin gelmesini beklemeye başladım. Gelir gelmez de gitmeyip tuvalete biraz daha sıkıştırmasını bekledim. Sonra yüzümde minik bir tebessümle tuvaletin yolunu tutup o huzur veren şırıltıyı dinleyerek dedim ki. "Ohh be, işemek mutluluktur.."

Devamını Oku
Ali Lidar

235.
Dünya çok kalabalık, ben stepler kadar tenha
Gelirsen biz oluruz, yalnızlıktan kurtulurum
İyi biri değilim ayıkken, sarhoşken idare ederim
Dünyayı dize getiremem, oralet ısmarlayabilirim..

Devamını Oku