Daha on dokuz yaşında bir fidan
Meyve vermeden kurudun Onur’um
Bütün köyü sardı feryat figanın
Akan yaşlar pınar oldu Onur’um
Annenin gözleri sel oldu aktı
Sabah beş otuz bir yiğit tepede
Bu Kemal Paşadır kutlu gücüyle
Top patlar, süvariler at üstünde
Nal sesi bağırır, şanlı gücüyle
Viyana’dan gelen bir bozgun vardır
Öyle kırgın, öyle küskün hayata
Yaşadığım her gün, çiledir bana
Ey! Âdemoğlu; bu sualim sana
Yetmez mi? bunca gam bu hayatıma
Gördüm ben ne varsa göreceğimi
Yazdıkları rolü çıkıp oynadık
Sahte dünyanın sahte sahnesinde
Onların istediği gibi yaşadık
El âlem ne der laf gelmesin diye
Hani nerde özgürlüğün tanımı
Yağmurlarla düşüp karış toprağa
Tam da şimdi her şey bitti derken
Bir filiz ol yine dön yeşilbağa
Bu gönül bahçeme bahar gelirken
Çok güneşler battı tepe ardından
Bir papatya demetinde
Tek bir yaprağa sığdırdığım sevdam
Her gün batımında, beklediğim;
Nice dilekler dilediğim,
Kayan yıldızlarla düşlediğim,
Ay ışığında özlediğim,
Bırakıp gittiğin zemheri sabahında
Çiğ düşmüş çimenler
Kırağı vurmuş güller
Kar örtmüş kardelenler
Seni hatırlatır bana
Bir hiç mi hiç yerine
Sensiz özlem içindeyim
Ömür boyu seninleyim
Sen yanımda yoksan eğer
Bu dünyayı neyleyeyim
Her yan dolu çiçekle gül
Yıldız dağlarında gezer bir ozan
Sazlar dile gelir Pir Sultan deyi
Sazıyla sözüyle içten çağlayan
Türküleri dilde Pir Sultan deyi
Hızır’dan buyana kanlıdır Sivas
Sana gelen uçuşlarımda,
Hep radarlara yakalandım.
Japon kamikaze pilotlarıyla boğuştum.
Dünyanın bugüne kadar görmediği,
En büyük meydan savaşlarına girdim.
Ama yinede sustum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!