Acılar yangısı her yerde
dingin gözlerde harlanan ateş
rüzgârın keskin ıslığında
hüzünlü müzik...
Açlık bağırgan gerçek,haykırıyor
bir süt birikiyor kısır memelerde
Bana susmasın gözlerin
Gecenin karanlığı susmaz
Yıldızlara sitem eder
Mehtapla boğuşur karanlıklar
Gözlerinin suskunluğu
Karanlıklardan da derin
Ellerin ellerimden çok uzakta
Biz neredeyiz sevgili
Güneşin yandığı yerde
Dağlar ses geçirmez duvarlardır
Bir ceylan su içer vadisinde
Gözler,nden rengarenk dünyalar geçer
Ya bende kayboldu aşk
Ya sende sustu yakamozların aydınlığı
Susma karanlıklar gibi,
Güneşimi söndürüyorsun inan.
İki gezegen nasıl bakışırsa
Öyle bakışıyoruz seninle,
Bir fırtına bulutu çökmüştür şehre
bu son saatlerde Bizans'ta
ne fikir ayrılıkları ne din tartışmaları
Basileus'u korumak içindir bütün çaba
Kyrie Elei son duasındadır bütün halk
Ortodokslar Katolikler dünyeviler çocuklar
Bir bulut durur önümde
Kendisi beyaz,gölgesi karanlık
Baykuş gözünde kızıl bir alev
Timsah derisi düşlerimde inceden ince.
Yakamoz bakışlarında dağılır
Güneş doğmadan ağarır
Kesildi dili titreşimlerin
Elinde bir âsâ musanın
Tanrı susuyor çağrılarıma
Boşlukta kendini dinliyor sesim
Ötesindeyim atmosferin
Ellerim ufukta ellerim yanıyor
Gözyaşlarımız sinsi bir yağmur gibi
İşliyor içimize,
Susuz yaz akşamlarında su içen yıldızlar
Sürüklüyor mehtap ırmağını
Karanlığın bir duvar olup
Yaslandığı gözlerimize
Yüreğinde renk renk sevda gülleri
Bahar kokar yanar gönlün içinde
Kıskandırır susar öten dilleri
Bir hicranı sezer bülbül içinde.
Ayrılığın sessiz gönül telleri
Gökyüzü arapsaçı ve homurtulu
kuşlar dane arıyor apartman boşluklarında
gagalarında hüzünlü cılız muştular
bahçede zakkum ağacı ölüm orucunda
zulüm iyilik kervanlarının yol keseni
bir devenin hörgücünde tükenen iksir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!