Balkon demirlerinde üşümüş iki kuş
insaf et korona baykuş
bilmezdik yağmur kokusuna bu kadar hasret
nasıl çekeceğiz ciğerlerimize
ayırdında değil bin bir partikülün
yüzümüz gözlerimiz ciğerlerimiz bu son canavarın
Büyücüler gece karanlığında geldiler
İsli ve marsık kokan yüzleriyle
Zümrüdüanka kuşunun kaf dağı ötesinden
Kötülük damıtılan tütsüleriyle
Yakıp yıkarak geçtiler üstümüzden.
Sevgi iki yürek derinliğinde
Uykuda kedi sessizliği
Tüylerinle okşuyorsun sahili
Bu ne coşku,bu ne homurtu
Bir aslan kükremesi sesin.
Biz seninle iki âşık gibi beraberiz
Sen sıla ben gurbetim ama...
Muson yağmurları nasıl doldurursa okyanusları
Gözlerin öyle doldurur yüreğimi
Bir deli sevda eser gözlerinden
Gözlerin gecelerimin ayışığı
Dalga dalga harelenir...
Bizim aşkımız tennureler giymiş
Ötekiydiler;
nerede olurlarsa olsunlar öteki
açlık çizgi çizgi dizilmiş yollardır
ölüm alanlarından yürünür
sanal yaşam alanlarına
Tarlabaşı'nda mola alır
Ben burada yağmurum;
Sen orada fırtına ol,
İçimden çağırıyorum tüm rüzgârları
Leyleklerin sıcaklığı,
Okyanuslara yazdığım ıslak mektupların
Kurumayan mürekkebi ol.
Yine sevgi;
Yüreklerin tek anahtarı
Yedeği olmayan,
Ne karun zenginliği
Kırabilir kilidini
Ne de hilekâr sözler
Yok aslında;
İri kanatlarıyla yükseklerden uçan
Geçtiği yerleri karanlığa gömüp,
Yakıp yıkan ...
Abanoz direkli saraylardan
Çelik koruganlara saldıran
Hava kirli puslu mu puslu
sokaklar çamur derya
güruhlaşıyor kalabalıklar
manadan uzak anlamsız
dönüyor yorgun semazen.
Yığınlar kapalı gözlerle
İki gezegendeyiz;
Senin yüzün venüs,benim ki mars
Nasıl bakışırsak öyleyiz
Sönmesin gecenin aplikleri karanlıktayız
Bulut mu yağmurları ıslatır
Yağmur mu bulutları...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!