Seni sevdim;
Kelebeğin kanatları kadar sessiz
Ne denizlerin sesi,
Ne rüzgârların uğultusu muştuladı
Bakışlarıma kör geceler gibi baktın
Yüreğim okyanuslarda sustu.
Seni sevebilmek;
Bir mahkûm gibi çaresiz
Mapusane duvarları kadar
Soğuk ve anlamsız,
Yaz ortasında güneşsiz ve yalnız...
Seni sevebilmek;
Seni sevmek yıldızları öpmek
Ay'ı okşamak gibi birşey,
Işığını hapsettim gözlerime
Karanlıkları yırtmak için.
Seninle ulaştım aydınlığa
Gönül yakamozlarının
Mutluluğun sahillerinde kırık suyum
Kumsallarında köpük köpük
Kızıl güllü ufukların
Örtüsünü çekmeden gecene
Kollarında kanatlanalım özgürlüğe
Kum taneli sonsuzluğun
O diyor ki;
ŞAİRLERİN PRENSİ:
'İlk kez göksel koro içinde
Toplu şarkı söylemiyor şairler'
Büyük ozanlar! ..gömün şiirlerinizi yüzyıl
Hugo'nun ölürken yaptığı gibi...
Nedensiz değildir sana gelişlerim
Dalga dalga ruhumda esen
Rüzgârların üstünde
Bir çay molası tadında
Sende dinlenişlerim
Özlem çivilenmiş duvara
Gözyaşlarımız sinsi bir yağmur gibi
İşliyor içimize,
Susuz yaz akşamlarında su içen yıldızlar
Sürüklüyor mehtap ırmağını
Karanlığın bir duvar olup
Yaslandığı gözlerimize
Yüreğinde renk renk sevda gülleri
Bahar kokar yanar gönlün içinde
Kıskandırır susar öten dilleri
Bir hicranı sezer bülbül içinde.
Ayrılığın sessiz gönül telleri
Gökyüzü arapsaçı ve homurtulu
kuşlar dane arıyor apartman boşluklarında
gagalarında hüzünlü cılız muştular
bahçede zakkum ağacı ölüm orucunda
zulüm iyilik kervanlarının yol keseni
bir devenin hörgücünde tükenen iksir
Sizin şehirleriniz yürür hep yürümüştür
çünkü ayakları taştan ve çeliktendir
ama görünmez ayaklarınız
karanlıkta çıplaktır.
Oburdur şehirleriniz
çorak bozkırlarımızın üstünde tepinir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!