Böyle sessizce nereye gidiyorsun üstad
Tüm garipliğini takınarak
'Ahbap çavuş omuzunda
Öyle sessiz öyle manidar'
Bir kasım günü güzün
Mavi gözlerinde yaş vardı Akdeniz'in
Yüreğinde yılların hüznü
Kaç kez doğdu üstüne güneş
Kaç kez battı...
Yaklaştı yaklaştı umutlar
Sonra kayboldu ufukta.
Bana bir fantezi kur üç çocuk olsun
Şafaktan yükselen güneş
Yıldızlı bir gökyüzü
Karanlıkları delen mehtap gibi doğsun.
Yüzü ak,ellerinde bayrak
Yüreği vatan,yüreği millet
Bir hüzün akşamından
Yüreğinin taa içinden
Dokunduğum yerlerinden
Acıların girdabından
Korkuların gölgesinden
Soruyorum,
Ben sevdamı bir gelin gibi
Süsleyipte sunmadım sana
Riyadan sahteden uzaktır hali
Gecenin siyahında mehtap gibidir
Yeşerdikçe canlanır bir bahar gibi
Isırganlar içinde gül bahçesidir
Pis kokular sarmış şehrin sokaklarını
Kaldırım taşlarında izler yürüyor
Karanlık gölgelere esir yalnızlık
Çarmıha gerilmiş masum bakışlar
Bitmeyen sancılar yürek sızlatır
Şehir tsunamilere gebe...
Gece terini henüz atmış
yorgundu
İçimde yırtık bir rüzgâr
hüznün sesi
Aşınmış zamanla sızlıyor
kafesimde
Küçük dünyaların ihtirasları
Yokediyor dünyamızı,
Ağardı kaç kez tan yeri
Güneş zirveyi aştı
Uyanmadık rüyadan.
Ne radyasyonlu yağmurlar
Güneşin aydınlığına gömdüm kuşkuları
Kara noktalı lekelerin kalbine,
Ve de kutup yıldızı bakışında
Giderek kararan yalnızlığımı
Sensizliğin gecelerinde avuttum
Kadehlerin dokunduğu dudaklarımda.
Kolay mı anlatmak sizler kimsiniz
Çimenler yeşili bakışlarınız
Masmavi tertemiz denizleriniz
Akarken yüreğinizde ırmaklarınız
Göller,ormanlar alkışlarınız.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!