Gece terini henüz atmış
yorgundu
İçimde yırtık bir rüzgâr
hüznün sesi
Aşınmış zamanla sızlıyor
kafesimde
Küçük dünyaların ihtirasları
Yokediyor dünyamızı,
Ağardı kaç kez tan yeri
Güneş zirveyi aştı
Uyanmadık rüyadan.
Ne radyasyonlu yağmurlar
Güneşin aydınlığına gömdüm kuşkuları
Kara noktalı lekelerin kalbine,
Ve de kutup yıldızı bakışında
Giderek kararan yalnızlığımı
Sensizliğin gecelerinde avuttum
Kadehlerin dokunduğu dudaklarımda.
Yalnızlığın kanatları buz gibi
Haykır erisin nefesinde
Çoğal sesinle çoğal
Yalnızlık yalnız kalsın sesinde.
Nereden gelirse gelsin bulutlar
İnmesin yüreğine
Yıldızlar senin yüzünü aydınlatır
Kutup yıldızından bakarsın
Ay bu gece suskun bakar denizlere
Senin mahzun duruşundur yakamozlar
Gözlerin kekik kokulu bal köpüğü bakışların
İçimi yaz güneşi kavurur
Pis kokular sarmış şehrin sokaklarını
Kaldırım taşlarında izler yürüyor
Karanlık gölgelere esir yalnızlık
Çarmıha gerilmiş masum bakışlar
Bitmeyen sancılar yürek sızlatır
Şehir tsunamilere gebe...
Bugece hüzün giysileri örtmüş üstünü
Üşümüş çıplak mutlulukların
Teninde ağaran şafak renginde
Gecenin mehtaba bakan yüzünde
Benim sana seslenişim her daim olsa da
Yaz akşamlarında bir başka solukludur,
Ter kokularında senin kokunu ararım
İçimde hiç dinmeyen özlemini...
Havanın nemi bunalttıkça bunaltırken
Bir bulut ağlar gözlerimde
Gece sessizliğiyle gelir
Herşeyin sustuğu yere
Beyaz giysili melekler sükun ister
Nurdan yürekleriyle.
Kan pompalanır yüreklerimize
Hafiften irkiliriz...
İstanbul' u sen sevdirdin sevgilim
Köhne bizans yıkılırken içimde
Sokak sokak seni sevdim sevgilim
Kokun beni sardı başka biçimde.
Senin hatrın kırılmasın sevgilim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!