Gün geceyi yalayarak indi gündüze
Zifiri bir karanlığı yudumlayarak
Gecenin koynundan uyanan kader
Kapı önünde izinsiz
Canhıraş bir çığlığın müşfik ellerinde
Çakılı kaldı;
Yağmur sessiz çığlıklarını
Haykırıyor kurak toprağa
Senin gözlerinde buğulu nem
Benim uykusuz gecelerime matem
Bir serçe gezinir yüreğimde
Dudaklarında sarı bir gül
Sen gözlerinde yağmur biriktirmişsin
Gönül tasından damla damla damlayan
Sırılsıklam ıslanışın ondandır
Toprak kokusu sinmiş bedeninde
Bir çiçeğin suya olan özlemi vardır
Yüreğinin boşluklarında sönmüş yıldızlar
Gecemin kalbiydin,karanlıkları emen
Yağmur getiren ıslak rüzgârlarım
Ellerimin labirentlerinde
Dize dize yalnızlığım,
Kaderimin yaşanmayan sayfalarında
Bekleyen virgülüm,
Sen yaratılmışların en asili
Sen Tanrı'nın kulusun,
Yücelten yüceltmiş seni
Sen insanoğlusun...
Kim takabilir ruhuna
Biriktirdim kusacağım ben böyle
Gel karşıma otur biraz sen söyle
Kudurmuşlar ülkesinde ben böyle
Susar mıyım insaf ile sen söyle.
Sokaklarda yürüyemem ben böyle
Şehitler yürüdü kızıl ufuklara
Bakır tenlerinin savrulduğu topraklardan
Gül kokulu bahçelerin koynuna...
Yol üstünde kara zebaniler
Avını bekleyen baykuşlar gibi
Kan kırmızı hudutlara sürüldü
Gözlerim ufukların ardında
Bakışlarım içime dönük
Ellerim çeneme dayalı
Bir susku bilginlere özgü
Anlatamadığım...
Sen ağlıyor musun
Boncuk boncuk gözyaşı döküyor musun
Nehirler akarken denizlere
Çağıl çağıl inleyen yürek sesimi
Yüreğinde duyabiliyor musun
Kadehlerimde buğulu bakışlarımı
Devren satılıktır gökyüzü,
Ne güneş umurumda ne yıldızlar
Sensizliğim; uçsuz bucaksız karanlık
Lotusun kuruyan göletinde
Boynu bükük kaldım bir başıma.
Alışamadım yokluğuna




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!