Ne söylesem taşa beyler
Baka baka gözden oldum
Dil tüylendi sözden oldum
Utandım ben yüzden oldum
Ne söylesem boşa beyler
Şaşma gönül
aldın başını gidiyorsun
kendini dağlardan aşır be gönül
fokurdayıp kaynıyorsun
kendini ummandan taşır be gönül
Sen benden vaz geçince
Bülbülüm sesim duyulmaz dalda
Gül solar gazeller savrulur yolda
Yanar kalırım bir cehennem korda
Aşk-ı sevda yazmaz kalem bir daha
Rüzgâr gibi geçti
ay hilaline yıldızları doldurup
şafağı geceden söküp
güneşi avuçlayarak
Seni kuruyorum kafam içine
İç kemirir ince fikirlerim var
Senden uzak saplantı rüzgâr
Savuruyor gün gün beni kora
Günyüzü görmez şiirlerim var
Adını koyamadığım isyanlar
sen baharla gel be güzelim
güneşin açtığı karın eridiği
dalların yeşillendiği zaman
çiçek çiçek açalım ovalarda
gönüle filiz düşsün sezelim
Sevda kurşuna benzer
günde kalmaz güzel günler
kalkmış gelmiş yar hüzünler
bozulmaz bu fak düzenler
Sen bizim oraları bilmezsin
İlkbaharda çimenler gökkuşağına dönüşür
Mavi mi gözünün alabildiğine mavi
Sarı mı gözünün alabildiğine sarı
Ve kırmızı
Ben
Güneşi söndürdüm
Ayı yıldızı kapattım
Senin için kendimi yaktım
Daha ne yapayım
Gökyüzünden kopup gelen
Benle ağlayıp benle gülen
yüreği yüreğimi gören
Bir sevgili istiyorum
Yazımda papatya kışımda kardelen
O gerçek bir şair. Aşkı tüm sadeliğiyle anlatan. Halktan biri... Bizden biri...
Ahmet Coşkun...
Onu tanıyalı bir kaç yıl oldu, ama onunla geç tanışmanın üzüntüsünü hep yaşadım... Benim onuncu kardeşim... Allah yüreğini salim etsin... onu çok sevdim ve seviyorum... Yaşayan en önemli şairlerden biridir..