Çaresiz yaram
bağlama karadan başa yemeni
ezelden yakılmış gülü çimeni
dilemen kimseden elden amanı
yaradandan bana çaresiz yaram
Çarkı felek
Bulamadım yerin yurdun ararım
Kimse senin hal hatırın sordu mu
Ben yaramı kendim deşip sararım
Felek senin çarkın kıran oldu mu
Çarkın feleği
emek deyince ne gelir akla
hele nedir ağzındaki bakla
alnımdan akan terden bihaber
geçtiğin köprü ayağı benim
Cefakarım
gel göğsüm üstüne sineyi sarım
bunca gam fekarı dağıt baharım
mey tütüne sardı gitmez efkarım
Aşk cenderesi
seni görünce
gözlerimin içi gülüyor
heyecanla bir sıcak basıyor
şapşallaşıyorum
Cennete vardım
Gül kokusu bülbül sesi
Gelir yârin hoş nefesi
Güvercin kırmış kafesi
Öldüm cennetemı vardım
Ceylanım
Dağlardan seke seke indiğin ova
Melül gözlerinden hüzünlü bir hava
Kim ürküttü kim yıktırdı sana yuva
Mest eden gözlerin nerde ceylanım
Çifte tek
evi dönüyorum ayak sürterek
ev basıyor üstüme ipotek
yarısı sende yarısı bende
yaşam alanını nasıl bölsek
Çıkmadım (yedi hecelilere)
dedim dertlere deva
açsa gün güzel hava
şu sis pus nasıl sava
hey gidi karaahmet
Çıktın yoluma
Sordun mu bu yolun sonunda ne var
Söylemedim toprağı kürerim
Taşı çakılı ayıklarım
Çıktın yoluma
O gerçek bir şair. Aşkı tüm sadeliğiyle anlatan. Halktan biri... Bizden biri...
Ahmet Coşkun...
Onu tanıyalı bir kaç yıl oldu, ama onunla geç tanışmanın üzüntüsünü hep yaşadım... Benim onuncu kardeşim... Allah yüreğini salim etsin... onu çok sevdim ve seviyorum... Yaşayan en önemli şairlerden biridir..